|
* Hükümet yana yana aradığı altın madenini vatandaşın cebinde bulmuşa benziyor... Altın külçelerini zam kazığıyla hazineye devşirmeye koyuldu!..
* "Beşparmaklar'daki taş kırma işlemi su püskürtülerek yapılacak" diyor Çevre Bakanımız... Beşparmaklar'ı kurtarmasını beklediğimiz Bakan, bizimle dalga mı geçiyor? Ha sulu yaptın o işi, ha susuz!.. Neticede Beşparmaklar gitti gider!...
* Hükümetin çevre politikası, bizi Beşparmaklar'a sulu götürüp susuz getiriyor
* Çevre Bakanı Mustafa Gökmen, delinen dağları ıslatarak su tüketimine bir kalem daha ekliyor... Dağları yıkamaya su mu dayanır?..Dayan yüreğim dayan!...
* Beşparmaklar ithal şişe suyuyla mı yıkanacak, yoksa bizim kuyu suyuyla mı?..
* Beşparmaklar neden mi yıkanacak?... E bilmez misiniz efendim; cenazeler de defnedilmeden önce yıkanır!..
* Yine de bayıldım Gökmen'in samimiyetine... "Ben bu işi yıkayarak yaparım abi" diyor...Samimiyete teslim olurum, iki yüzlülüğe kıl olurum ben de be abi..
* "Dağlar dağlar, viran dağlar" türküsü artık Beşparmaklar'ın ağıtına dönüştü...
* Burası KKTC... Orman yangınları, cinayetler, dağların talanı, yasallaştırılma aşamasına gelen fuhuş ve kumar, kana ve cana doymayan trafik, yağmur gibi yağan zam kazıkları, susuzluk, elektrik kesintileri, çölleşen çevre!.. Ve daha nice turistik manzaranın envai çeşidi!.. Yeme de yanında yat!..
* Turistler, böylesi renkli ve adrenali yüksek bir ülke dururken başka diyarları tercih ediyorlarsa enayidirler ve de namerttirler!..
* Yaka yaka orman namına bir şey bırakmıyoruz... Zaten çölde de orman yok!.. Kıyamet mi kopar yani bizim çölde de orman kalmazsa?!..
* Yasını tutacağımız bunca durum varken; vur patlasın, çal oynasın!.. Enteresan toplumuz vesselam!..
* Temmuzda da hayat pahalıymış!.. Hayatın pahalı olmadığı ay mı kaldı ki, Temmuz bundan muaf olsun?..
* Nasreddin Hoca misali... Her ay nasıl olsa yaşantımızdaki yerine gelir ama, kıç da çektiğini bilir...
* Larnaka'da arabası çizilen Türk, polise şikayet ettiğinde ciddiye alınmayıp "Siz de orada aynısını yapıyorsunuz" zılgıtını yedi... Polis görsün gözümüz!..
* "Adalet ancak gerçekten, mutluluk ancak adaletten doğabilir." Anatole France.
* Sayın Cemal Bulutoğluları; hep ileri görüşlü olma!.. Mesela diyelim, ara sıra yakın görüşlü olabilirsen, Belediye Sarayı'nın ve tiyatro şantiyesinin çevresindeki genç fidanların susuzluktan kavrulduğunu görebileceksin!..
* Asbestli su içiyormuşuz... Asabiyetimiz o yüzden besbelli!..
* Sevgili Sami Özuslu, Salysbury'deki dil okulunda 80'lik nine ile aynı sınıfta okuyormuş... Ninesinden dinlediği masalları umarım bize de anlatır...
* "Cinsel hizmet anlaşması" yasallaştırılmaya çalışılıyor... Bu anlaşma bireysel olarak da yapılabilir mi?.. Ola ki kendine güvenen erkek birey, bu anlaşma adı altında harem kurar!..
* Bir gazeteyi sadece okurları satın alabilmeli...
* Ağaç yakanlar ömür boyu fidan dikmeye ve diktikleri fidanları yaşatmaya mahkum edilmeli...
* Ve şiir... Altan Burağan'dan: "Bir açmazdayız, / Kalem tutan ellerimiz yorulmuş, / Güne bakan umutlar solmuş. / Bir sınır çizgisindeyiz, / Ya bu yanda, ya o yanda. / Ne bu tarafta, / Ne o tarafta / Araf'tayız..."
|