|
Sezar'ın hakkını Sezar'a vermeli... Tamer Garip'in koordinatörlüğünü yaptığı beyin fırtınaları, önemli toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlayan çarelerin üretilmesinde son iki yıldır etkin olmaya başladı...
Dahası, toplum bu beyin fırtınalarında temayüz eden düşünce insanlarını da tanıma ve onların görüşlerinden yararlanma fırsatını yakalayabiliyor...
"Tamer Garip" imzalı beyin fırtınalarının toplumun önüne taşıdığı uzman düşünce adamlarının bazılarını şu anda teknik komitelerin kadrolarında görüyoruz... Kıbrıs'ın geleceğini ve Kıbrıslıların kaderini belirleyecek kapsamlı çözüm görüşmelerinin ön hazırlığı, o beyin fırtınalarında kendini gösterebilenlerden de destek alıyor...
* * *
Şimdi yine Tamer Garip'in koordinatörlüğünde startı verilen yeni bir beyin fırtınası, önümüzdeki günlerde toplumsal gündemi hayli meşgul edeceğe benziyor...
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi'nin sponsorluğunda 23-24 Ağustos tarihlerinde düzenleniyor yeni etkinlik... Formatı "Soru Konferansı."
Bu bilimsel projeyle, 3 Eylül 2008 tarihinde yeniden başlaması planlanan kapsamlı müzakereler öncesinde, Kıbrıs Türk düşünce üreticilerinin bir araya gelmesi sağlanacak... 250 düşünce insanımızın çağrılacağı bu beyin platformuyla, gerek resmi olarak teknik komiteler düzeyinde devam etmekte olan sürece, gerekse kapsamlı müzakere sürecine katkı vermek amaçlanıyor...
"Ortak Akıl Forumu" ve "Soru Konferansı" üzerine geniş deneyimleri bulunan TC Eski Devlet Bakanlarından Tınaz Titiz, bu projenin moderatörlüğünü yapacak...
Geçen gün Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi'nde düzenlenen basın toplantısında Rektör Prof. Dr. Mehmet Ali Yükselen tarafından basınla tanıştırılan Tınaz Titiz, Türk siyasetinin yakın tarihinde iz bırakmış seçkin isimlerden biri... Bizim kuşağın yabancısı sayılmaz...
* * *
Titiz, orada yaptığı konuşmada, ilginç görüşleriyle tecrübesini konuşturdu... Sorulara da ayrıntılı yanıtlar vererek, kendini dinleyenler üzerinde etkili oldu...
Siyasi kimliğine vurgu yapılmak istenmesi üzerine, eski bir siyasetçi olarak, siyaseti asla bir meslek olarak görmediğinin altını çizdi Tınaz Titiz... "Siyaset de tıpkı askerlik gibi gelip geçici bir vatan görevi olarak algılanmalı" dedi.
Bu akılcı vurgulamaya, terhislik belgesini almaya bir türlü yanaşmayan kronik siyasetçilerin ne diyeceğini bilemem!.. Ama gerçekçi görüşe katılmamak mümkün değil...
3 Eylül'de başlaması planlanan kapsamlı müzakerelerin Kıbrıs'ın geleceği açısından yaşamsal önem taşıdığına değinen Tınaz Titiz, süreci etkileyecek düşünce üretimine "Kıbrıslılık" bilincini taşıyanların katkıda bulunmasının gerekliliğine vurgu yapıyor. Bu süreci olumlu etkileyecek isimler arasında yer almanın tarihi anlam taşıdığını anımsatıyor.
Toplumsal irademizle kaderimizi belirlemek üzere yetkili kıldığımız kişilerin yanında düşüncelerimizle var olmak, bence katılımcılığın en güzel örneklerinden biri...
Tınaz Titiz bu konuya açıklık getirirken önemli bir değinmede bulunarak "Biz katılımcı demokrasinin gereklerini yerine getirmez ve neleri istediğimize dair düşüncelerimizi ortaya koymazsak, kimse bize özgürlüklerimizi ve haklarımızı vermez..."
Dehanın, bir bakıma aşikar olanların da sorgulanabilmesi demek olduğunu belirtiyor Titiz... Geçmiş deneyimlerine dayanarak, yeni sorularla bugüne kadar aklımıza gelmeyen şeylerin de ortaya çıkarılmasının mümkün olduğuna parmak basıyor...
Ve bir de güvence veriyor: "Ortak akılı ortaya çıkaracak tartışmalar sırasında belirtilecek en uç ve en şaşırtıcı görüşler bile orada kalacak. Farkına varılmayan nice koz, Soru Konferansı'nda belirlenip toplum yararına sunulurken, hiç kimse düşüncesinden dolayı sorgulanamaz..."
|