|
Araştırmacı gazeteciliğiyle haklı bir ünün sahibi olan sevgili Dilek Çetereisi, demokrasimizde ve hukuk devletimizde Sayıştay denetimlerinin zerre kadar ciddiye alınmadığını belgeleri ve ayrıntılarıyla gözler önüne serdi!..
Sayıştay raporlarına ilgisizlik!..
Uzaktan ya da yakından bilinen acı gerçeklerimizden biri bu... Kronikleşen bir diğer devletsel sorunumuz... İşte bu çirkin manzarayı gazete manşetinden ayrıntılarıyla belgelemek Çetereisi'ne nasip oldu...
Meclisin tozlu arşivlerinde, bir teki bile ellenmeden bekleyen ve zaman aşımına uğrayan 116 Sayıştay raporu varmış...
Meclis, dinamitlerin üstüne kum sermiş bir bakıma... Tutun ki, devletsel rezillikleri örtbas etmiş!.. Namuslu KKTC vatandaşlarının asla içine sindiremeyeceği bir durum!..
Milletvekillerimizin bilinçli kayıtsızlığı, ne kendilerini Meclise gönderen özgür iradenin beklentileriyle bağdaşır, ne de Devletin çıkarlarını koruyacaklarına dair Meclis kürsüsünden içtikleri o şatafatlı antla!..
Çetereisi'nin uzun listesini de yayımladığı bu raporlarda suçlanan suistimalci ve vurguncular arasında, bırakınız ellerini kollarını sallayıp aramızda özgürce dolaşanları ama, terfi ettirilenler de varmış!..
Oh ne ala!.. Muz cumhuriyetlerinde bile böyle maskaralıklara rastlanmaz...
Onları terfiye layık görenler de, bu terfileri onaylayanlar da, bu devletin kuyusunu kazmakta ve de bu devleti çürütmektedirler...
Suistimalci ve vurguncu devlet görevlilerinin sırtı devlet eliyle sıvazlanıyorsa, o devletin kokuşmuşluğu arş-ı alaya çıkar!...
Utanmazlıkların prim yaptığı bir devlet manzarası yaratıldı...
Bu manzara karşısında midemiz bulanmadan duramıyoruz...
* * *
"Sayıştay Ne İşe Yarar!" başlıklı manşet haberimiz, çağdaş bir demokrasiye ve hukuk devletine sahip olamadığımızın altını bir kez de Sayıştay bağlamında çizdi...
"Devlet malı deniz, yemeyen keriz" mantığıyla hareket edenlerin cesaret kaynağı, işte yine devletin içinde... Denetim sonuçlarının ciddiye alınmaması, bu tür eğilimleri kışkırtıyor... Yapanın yanına kar kaldığı bir düzende yolsuzluklarla nasıl başa çıkılabilir?... Devleti soyup soğana çevirenlerle ilgili Sayıştay raporları Meclisin tozlu arşivlerini boylamaktan başka bir işlem görmezse, yolsuzluklar zincirinden boşanmaz mı?..
Nitekim devlet dairelerindeki yolsuzluklarla ilgili duyumlarda gittikçe artış olmakta... Bu tür olaylara adı karışanlar hakkında yasal işlem yapıldığı görülmezse olacağı budur...
Amme suçunu cezasız bırakanlar ve devletin soyulmasına göz yumanlar da, o suçları işleyenler kadar vebal altındadırlar...
Bize sunulan bilgilerden anlıyoruz ki, bu devletsel ayıp sadece yeni dönemi bağlamıyor... Sayıştay raporlarının Meclis arşivlerinde adeta çöplüğe atılması, 23 yıldan bu yana süregelen bir ayıp... O ayıp, 23 yıldır Meclis'te boy gösteren tüm seçilmişleri bağlar...
* * *
Sayıştay'ımız, disipliniyle en ciddi ve en titiz çalışan kurumlarımızdan biri... Görevli bürokratlar, denetimlerinde gecelerini gündüzlerine katmakta, çağdaş hukuk kurallarıyla uyumlu bir devlet yapısını ayakta tutabilmek için uğraş vermekte...
Sayıştay görevlilerinin çoğu zaman izin haklarını kullanmaya bile fırsat bulamadıklarını biliyorum... Minyon bir toplum içinde yapmak zorunda kaldıkları denetimlerin ruhen onları ne denli tedirgin ettiğini tahmin edebilmek de zor değil... Her gün yüzünü gördükleri insanları denetliyorlar ve kimi zaman da onlar hakkında suçlayıcı raporlar hazırlamak durumunda kalıyorlar...
Devletin yüce çıkarlarını koruyabilme adına uğraş veren bu özverili ve dürüst bürokratlarımızın raporlarına gösterilen ilgisizlik, ayıbın bir diğer boyutu...
Ben ve benim gibi düşünenlerin beklentisi şimdi şu:
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, tatil sonrası yapacağı geleneksel açılış konuşmasında, Meclisin tozlu arşivlerine atılan 116 Sayıştay raporunun derhal gündeme alınacağının güvencesini kamuoyumuza vermeli... Ve arkasından gereğini de yaptırmalı... Zararın neresinden dönülse kardır, hanelere yazılan ayıba rağmen...
|