|
Zam yapmak olimpik bir oyun olsaydı, bizim hükümet Olimpiyatlar'ın tartışılmaz şampiyonuydu...
Gelgelelim talihsizliğimiz şurada ki, eloğlu böyle bir oyun icat etmeyi beceremedi bugüne kadar!..
Biz de şampiyonluğu kaçırmış olduk böylece!...
KKTC'de gündemin baş sırasındaki konu pahalılık...
Başımızı ne yana çevirsek, pahalılıktan ve yerli-yersiz yapılan zamlardan yakınan insanlarla yüzleşiyoruz... İnsanlar haksız da değil yakınmalarında...
* * *
Geçenlerde bir televizyon programında izledim Maliye Bakanı'mız Ahmet Uzun'u...
Çok masum ve tepkilere de hayli şaşırmış bir yüz ifadesiyle "Biz nereye zam yaptık ki birkaç kaçınılmaz kalemin dışında?!" diye soruyordu...
Telefonla programa bağlanan vatandaşlar da, zam gelen hizmetleri ve malları sayıp duruyorlardı yana yakıla...
Yani anlayacağınız, Hükümet attığı kazıkların farkında değil, ya da öyle görünmeye çalışıyor ama kazıkları biteviye yiyenler farkında...
Ola ki Uzun'un söylediği doğru... Birkaç kaleme yapmışlardır zammı; haydi öyle kabul edelim...
Ne ki, kamu sektörü dışındaki kurumlar da maliyetlerin yükseltildiğini bahane ederek başlıyorlar hizmetlerine ve üretimlerine zam yapmaya...
Zincirleme zamlar alıp başını gidiyor böylece...
Başı altında kalanlar ise dar ve sabit gelirliler oluyor...Ki toplumun en kalabalık kesimini oluşturan kitle bu... Nüfusun bel kemiği...
Başının altta kalmasını içine sindiremeyenler ise tüketim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için Güney çarşısına akın ediyor... Mevsimlik alışverişler için Türkiye'ye rutinleşen ziyaretlerde bulunanların ise haddi ve hesabı yok artık...
Maliyetlerin fırladığını bahane ederek fiyatlarını yükseltme fırlamalığını gösteren özel sektör işletmeleri de, bindiği dalı kesen şaşkınlar durumuna düşüyor müşterilerini yitirdikçe...
* * *
Maliyetlerin bu kadar artmakta olmasının ekonomik bir açıklaması da yoktur aslında... Döviz yerlerde sürünüyor... YTL durmadan değer kazanıyor... Böyle durumlarda ülkeye ucuzluk gelmesi gerekmez mi?..
Ne gezer?.. Tam tersi olmakta...
Dövizin fırladığı gerekçesiyle yükseltilen fiyatlar, döviz düşerken de yükselmeyi sürdürüyor... KKTC usulü ekonomi bu!..
Ve en acısı, bu anomaliyi denetlemekten aciz bir Hükümet var karşımızda!.
Günü yerli ve yersiz zamlar yapmak ve diğer zincirleme zamları tetiklemekle kurtarabileceğini sanan bir Hükümet...
Haddim olmayarak oyun sahalarına girdiğim için bizim ekonomist yazarlar sevgili Necdet Ergün'le sevgili Mustafa Besim beni bağışlasınlar ama, onlar ne der bu konuda?.. Yani hükümet zamlarının tetikleyici etkileri konusunda...
Kelebek etkisi falan değil bu, resmen fil etkisi!... Hükümet her temel konuya zam yaptığında, pahalılık fili zücaciye dükkânına dalmış gibi oluyor...
* * *
Zam furyasında vatandaşların en fazla yakındığı, şu bitip tükenmez elektrik zamları. Evlere ve işyerlerine elektrik misali çarpan faturalar geldikçe, galeyan da çığ misali...
Hükümetin başındakiler, artan maliyetler nedeniyle elektriğe zam yapmaktan başka bir seçeneklerinin kalmadığını açıklamakla vicdanen rahatladıklarını sanıyorlar...
Oysa bir zamanlar gündeme gelen projeler gerçekleşmiş ve elektrik üretimi özelleştirilmiş olsaydı, bugünkü durumları asla yaşamayacaktık...
Ekonomik çalışmak ve düşük maliyetli üretim yapmak özel sektörün temel özelliğidir... Eğer KKTC elektriği özelleştirilmiş olsaydı, üretim bu denli pahalıya gelmeyecek ve bu pahalılık vatandaşın faturalarına yansımayacaktı...
Oysa herkes anımsamaya çalışsın bakalım: Elektriğin özelleştirilmesi güdeme geldiğinde, militan muhaliflik adına, sendikaların da başına geçerek, buna en büyük tepkiyi koyan ve özelleştirme projelerini engelleyen kimdi zamanında?...
Hep bir ağızdan verilen yanıtı duyar gibiyim: "Dünün etkin muhalefeti, bugünün ise aciz iktidarı CTP!.."
Boşuna dememişler "Rüzgar eken, fırtına biçer" diye...
|