|
Yollarda yürüyecek cadde kalmadı, okullarda oturulacak sıra, hastane kuyruklarına yetişebilene aşk olsun.
İçişleri Bakanı'nın "4 yılda sadece 60 vatandaşlık verdik" açıklaması rahatlatmıyor kimseyi.
Çünkü vatandaşlar sokakta kayboluyor, bilmediği-tanımadığı kalabalıkların arasında.
"Ya bunlar bir gün kimlik alırsa" korkusu bir travmaya dönüştü.
Siyasi görüşü, oy verdiği parti veya kökeni ne olursa olsun herkesin dilinde aynı dert bu günlerde.
Rakamlar kimseyi rahatlatmıyor çünkü görünen rakamları yalanlıyor.
Görünenin de kılavuza ihtiyacı yok.
Ada batacakmış gibi insanlar yığıldı üst üste.
Üstelik her gün yenileri gelmekte.
Rakamları beyhude izahattan öte tedbirlere ihtiyacı var yetkililerin.
Bu travmayı ortadan kaldıracak tedbirlere.
***
İpsaro tepelerinin alçı taşı işletmeciliğine açılmasına ilişkin enteresan bir duyarlılık oluştu kamuoyunda.
Ben görmedim ama görenlerin anlatımıyla ülkede ender bakir ve güzel kalmış yerlerden birisidir İpsaro.
Eğer alçı taşı için ocaklar açılacaksa elbette bu güzellikten eser kalmayacak.
Patlatılacak dinamitlerle birlikte ne orman kalacak ne de doğal yaşam. İğrenç bir toz bulutu kilometrelerce yayılacak. Kamyonlar, her şeyi tarumar ederek onlarca köye zarar verecek.
Ülkenin alçı taşı ihtiyacına bakıldığında aslında İpsaro tepelerinde 8 şirkete ocak açması için izin vermenin de gereksizliği kendiliğinden ortaya çıkar.
Eğer alçı taşı ihracatına izin verilmeyecekse, sınırlı miktarda boya üretimi ve alçıpan üretimi için bu kadar ocağa ihtiyaç yok.
İpsaro'daki duyarlılık güzel de Beşparmaklar her gün ve gün 24 saat yok oluyor.
Bunun için de kimse kılını kıpırdatmıyor.
Alevkayası'na dönüş yolunda, dik tepelerin arkasında korkunç büyüklükte bir alan, gece projektör ışıklarının altında yok ediliyor habire. Her patlatılan dinamit güzelim ormanı kemiriyor bir virüs gibi. Yeşil çamlar ve serviler beyaza büründü. Geniş bir alan toz altında yok olmayı bekliyor.
Aynısı Şirinevler köyünün üst başında yaşanıyor.
Dağın tepesinde açılan taş ocağı büyüyüp genişliyor habire.
Silme taş yüklü kamyonlar dik yokuşlarda tehlikeli bir şekilde seyrediyor.
Peki yetkililer bunları görmezler mi?
Beşparmakları her gün yok eden onlarca taş ocağına niye göz yumuluyor?
Yoksa onlar bu ülkedeki "dokunulmazlar" arasında mı?
Hani kimsenin bir şey yapamadığı "dokunulmazlardan" mı onlar?
***
Tatsız bir olay üzerine ayrılmıştı gazeteden.
Uzun bir süre konuşmamıştık olanları.
"Zaman bazı şeylerin ilacıdır" doğrusunun bu sorunu çözeceğini biliyordum.
Nitekim öyle de oldu.
Kardeşlerim kadar değer verdiğim sevgili Hüseyin Ekmekçi yeniden dönüyor yuvaya.
Ay ortası itibarıyla KIBRIS TV için kolları sıvayacak.
En çok sevinenlerden biri oldum çünkü şimdi gerekçeleri anlamsızlaşan buruk bir ayrılık yaşamıştık.
Sevgili Hüseyin hoş geldin.
Heyecanın ve duyarlılığınla, KIBRIS TV'deki arkadaşlarınla eminim ki hayallerinizi gerçekleştirmek için bizi fazla bekletmeyeceksiniz.
Biz sabırsızlıkla bekliyoruz.
Seni ve KIBRIS Medya Grubu'na yaraşır bir televizyonu özlediğimizi belirterek...
|