|
Rum Başkanlık Komiseri Yorgo Yakovu "1 Eylül tarihi Kıbrıs Türk basınında (KIBRIS gazetesini kastetti) yazıldı, dolayısı ile başka bir tarih tespit edelim" demiş.
"Ama 2 lider anlaştılar" itirazı üzerine Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in bir Bakanlar Kurulu toplantısı girişinde yaptığı "1 Eylül'de kapsamlı müzakereler başlayacak" açıklamasını öne sürmüş ve tarih değişikliğinde ısrar etmiş.
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas dünkü toplantıda 10 Eylül tarihini ortaya atmış.
İki lider bunu kısa bir süre tartışmışlar ve 3 Eylül'de karar kılmışlar.
Kapsamlı müzakerelerin Eylül'ün kaçıncı gününde başlayacağının özet perde gerisi böyle.
Hangi gün başlayacağı elbette hayati bir önem arz etmiyor.
Sonuçta iki lider görüşmeleri başlatma kararını almışlardı. Ve aslolan da görüşmelerin başlayacak olmasıydı.
Fakat tarih ile ilgili tartışmalar önümüzdeki dönem yaşanacaklarla ilgili ciddi ipuçları veriyor.
İki liderin yaşayacakları zorlukları gözler önüne seriyor.
***
Dimitris Hristofyas, Mehmet Ali Talat görüşmelerinin en kritiği dün yapıldı.
Görüşmenin kritik olmasının sebebi, doğrudan müzakerelerin resmen başlatılması kararının verilecek olmasından kaynaklanıyordu.
Her ne kadar her iki lider bir önceki görüşmede anlaşmışlarsaydı da bunun kesinleştirilmesi, kamuoyuna açıklanması yani resmileştirilmesi gerekiyordu.
İki lider dün bunu yaptılar.
3 Eylül'de kapsamlı müzakerelere başlayacaklarını duyurdular.
Şimdi artık gündem değişecek.
Görüşmelerin nasıl başlayacağı ve teknik komitelerle ilgili tartışmalar son bulacak.
Artık kıran kırana bir pazarlık, gerginliklerin oluşturacağı yüksek tansiyon ve her iki tarafta da yükselecek sesler dönemine girdik.
Tıpkı 2004 sürecinde olduğu gibi.
***
Karşılıklı suçlamalardan oluşan açıklamaları ve kışkırtıcı tavırları bir yana bırakırsak aslında iki liderin bu süreci iyi yönettiğini söyleyebiliriz.
Hele Papadopulos dönemiyle kıyaslandığında iki liderin Kıbrıs'ın tarihine damgasını vuracak bir süreci başlattıklarını belirtmek abartı olmaz.
Bu süreç anlaşmayla sonuçlansa da sonuçlanmasa da Kıbrıs'ın tarihine damgasını vuracak.
Ama görünen odur ki iki lider anlaşmaya varmak için her türlü zorluğu göğüsleme kararlılığındadırlar.
Rum tarafında "yeterli hazırlık yapılmadı, görüşmeler başlamasın" diyenler Başkan Hristofyas'ı "sen görüşmelerin tarihini de belirledin" diye suçluyorlardı.
Bu suçlama karşısında iki lider tarih manevrası yapıp görüşmelere 2 günlük bir gecikme verdiler.
Bu davranış, hem zorluklarını hem de kararlılıklarını gösteriyor.
Niyet olunca kararlılık oluşuyor, kararlılık oluşunca her türlü zorluğun aşılması için işbirliği başlıyor.
Sanırım önümüzdeki dönem en çok buna ihtiyaç olacak.
Çünkü çözülmesi gereken sorunlar dağ gibi ortada duruyor...
|