|
Asgari ücret konusunda tarafların anlaşamadığına ilişkin mesaj haber cep telefonlarına düştüğünde bir grup ekonomist ile sohbet ediyorduk.
Gazetede mütevazı bir öğle yemeği eşliğinde ağır ülke sorunlarını konuşuyorduk.
Nerdeyse herkesin, sorunlara ilişkin tespitleri aynı, çözümlere ilişkin önerileri de benzerlik gösteriyordu.
"Tam da sözün bittiği nokta" diye tanımladım bu durumu.
Yani herkes sorunun ne olduğunu biliyor, çözümleri de ortaya koyuyor ve dolayısı ile iş sadece icraata kalıyor.
Fakat popülizm denilen hastalık peşimizi bırakmıyor.
Asgari ücret bu ülkede tartışılması en zor konular arasına sokuldu.
Çünkü, üzerinde en kolay demagoji yapılacak ve yürek burkan sözler kullanılıp vicdan sömürüsüne dönüştürülecek bir mesele haline çevrildi.
Halbuki inanılmaz acı gerçekler sarmalında ülke topyekün kaybediyor.
Asgari ücretle ilgili partilerin yaptığı açıklamalara baktım, okuyucudan özür dileyerek nitelendiriyorum tam bir "mide bulandırma" serenatı.
Açlığa ve sefalete mahkum edilen kitleler edebiyatından tutun da Kıbrıs Türkünü yoketme komploları öne sürmeye kadar işi vardıranlar.
Kendi dönemlerinde asgari ücreti milim kıpırdatmayanların iğrenç popülizmi.
***
Dün sabah artık yerle yeksan olan tekstil üretiminde inatla ayakta durmaya çalışan köklü bir firmamızın yetkilileriyle sohbet ediyordum.
Müşterileri sadece okullar kalmış.
Yeni eğitim dönemiyle birlikte okulların diktireceği üniformalar olmasa onlar da çoktan kepenk kapatıp bayi durumuna düşeceklermiş.
Bu tekstil firmasının kapatması demek, 50 ailenin işsiz kalmasına denk düşüyor.
İstanbul'dan elinde bir çantayla gelip de okul pazarından pay kapmaya çalışanlar bir yanda (ki böylesi bir kayıt dışılığı hükümet nasıl önleyemiyor) diğer yanda hızla artan işçi maliyetleri.
Üstelik ucuz olsun diye getirtilen yabancı işçilerin yükselen maliyetleri.
Benzer şikayetleri geçtiğimiz hafta görüştüğümüz mobilya üreticileri de ortaya koymuşlardı.
İki temel şikayetleri vardı. Birincisi tekstilciler gibi ülkeye kayıt dışı giren mobilya. İkincisi yabancı işçilerin çalışma izni-sosyal yatırım ve yüksek ücretleri.
Görünen odur ki bu ülkede üretim yapmaya çalışan tüm sektörlerde benzer sorunlar yaşanıyor.
***
Ülkemizde çalışmaya gelen yabancı işçilerin önemli çoğunluğu Türkiye'dendir.
Türkiye'de asgari ücret 300 dolar civarındadır.
Son zamanlarda eski Sovyet bloku ülkelerinden ve Asya'dan gelen yabancı işçi sayısında önemli artış görülmektedir.
Bu ülkelerdeki asgari değil normal ücretler bile 50 ile 100 dolar aralığındadır.
Yanıtlanması gereken soru şudur:
Ülkesinde 100 dolar alan bir işçiye niye 1000 dolar veriyoruz ve "ucuz iş gücünü" pahalı hale getiriyoruz.
Vatandaşlar için 1000 doların bile aile geçindirmeye yetmediği aşikardır.
Peki niye popülizme sarılıyoruz ve bu sorunu mantıki ve gerçekçi zeminde tartışmıyoruz?
Ve en az bunun kadar önemli başka bir soru:
Niye yerli üretimi destekleyecek şekilde tüm ekonomiyi zapt-u rapt altına almıyoruz?
Muhalefet popülizm hastalığı sarmalında debelenip durabilir ama yönetenler Kıbrıs Türkünün dertlerine derman olmak zorundadırlar.
|