Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



POPÜLİZM HASTALIĞI VE ACI GERÇEKLERİMİZ

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Ağustos 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Asgari ücret konusunda tarafların anlaşamadığına ilişkin mesaj haber cep telefonlarına düştüğünde bir grup ekonomist ile sohbet ediyorduk.

Gazetede mütevazı bir öğle yemeği eşliğinde ağır ülke sorunlarını konuşuyorduk.

Nerdeyse herkesin, sorunlara ilişkin tespitleri aynı, çözümlere ilişkin önerileri de benzerlik gösteriyordu.

"Tam da sözün bittiği nokta" diye tanımladım bu durumu.

Yani herkes sorunun ne olduğunu biliyor, çözümleri de ortaya koyuyor ve dolayısı ile iş sadece icraata kalıyor.

Fakat popülizm denilen hastalık peşimizi bırakmıyor.

Asgari ücret bu ülkede tartışılması en zor konular arasına sokuldu.

Çünkü, üzerinde en kolay demagoji yapılacak ve yürek burkan sözler kullanılıp vicdan sömürüsüne dönüştürülecek bir mesele haline çevrildi.

Halbuki inanılmaz acı gerçekler sarmalında ülke topyekün kaybediyor.

Asgari ücretle ilgili partilerin yaptığı açıklamalara baktım, okuyucudan özür dileyerek nitelendiriyorum tam bir "mide bulandırma" serenatı.

Açlığa ve sefalete mahkum edilen kitleler edebiyatından tutun da Kıbrıs Türkünü yoketme komploları öne sürmeye kadar işi vardıranlar.

Kendi dönemlerinde asgari ücreti milim kıpırdatmayanların iğrenç popülizmi.

***

Dün sabah artık yerle yeksan olan tekstil üretiminde inatla ayakta durmaya çalışan köklü bir firmamızın yetkilileriyle sohbet ediyordum.

Müşterileri sadece okullar kalmış.

Yeni eğitim dönemiyle birlikte okulların diktireceği üniformalar olmasa onlar da çoktan kepenk kapatıp bayi durumuna düşeceklermiş.

Bu tekstil firmasının kapatması demek, 50 ailenin işsiz kalmasına denk düşüyor.

İstanbul'dan elinde bir çantayla gelip de okul pazarından pay kapmaya çalışanlar bir yanda (ki böylesi bir kayıt dışılığı hükümet nasıl önleyemiyor) diğer yanda hızla artan işçi maliyetleri.

Üstelik ucuz olsun diye getirtilen yabancı işçilerin yükselen maliyetleri.

Benzer şikayetleri geçtiğimiz hafta görüştüğümüz mobilya üreticileri de ortaya koymuşlardı.

İki temel şikayetleri vardı. Birincisi tekstilciler gibi ülkeye kayıt dışı giren mobilya. İkincisi yabancı işçilerin çalışma izni-sosyal yatırım ve yüksek ücretleri.

Görünen odur ki bu ülkede üretim yapmaya çalışan tüm sektörlerde benzer sorunlar yaşanıyor.

***

Ülkemizde çalışmaya gelen yabancı işçilerin önemli çoğunluğu Türkiye'dendir.

Türkiye'de asgari ücret 300 dolar civarındadır.

Son zamanlarda eski Sovyet bloku ülkelerinden ve Asya'dan gelen yabancı işçi sayısında önemli artış görülmektedir.

Bu ülkelerdeki asgari değil normal ücretler bile 50 ile 100 dolar aralığındadır.

Yanıtlanması gereken soru şudur:

Ülkesinde 100 dolar alan bir işçiye niye 1000 dolar veriyoruz ve "ucuz iş gücünü" pahalı hale getiriyoruz.

Vatandaşlar için 1000 doların bile aile geçindirmeye yetmediği aşikardır.

Peki niye popülizme sarılıyoruz ve bu sorunu mantıki ve gerçekçi zeminde tartışmıyoruz?

Ve en az bunun kadar önemli başka bir soru:

Niye yerli üretimi destekleyecek şekilde tüm ekonomiyi zapt-u rapt altına almıyoruz?

Muhalefet popülizm hastalığı sarmalında debelenip durabilir ama yönetenler Kıbrıs Türkünün dertlerine derman olmak zorundadırlar.

   539 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   YURT SEVGİSİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR
20 Kasım 2008, Perşembe   LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...
19 Kasım 2008, Çarşamba   ŞİMDİKİ GENÇLER HARİKA (Bir yenik düşme hikayesi)
18 Kasım 2008, Salı   HALK İRADESİ KRİZİ ÇÖZER
16 Kasım 2008, Pazar   AVCILAR VE TAŞ OCAKLARI...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25. YIL VE BİR ANIMSATMA
14 Kasım 2008, Cuma   HÜKÜMET FENA YANACAK
13 Kasım 2008, Perşembe   MADALYONUN İKİ YÜZÜ
12 Kasım 2008, Çarşamba   İŞİN SIRRI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Sonbahar...

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital