|
Sevgili Zeki Ziya, tam da memlekette olması gereken bir zamanda, İtalya'da ciddi bir hastalığa yakalandı. Pankreasında çıkan bir sorun nedeniyle uzun süre hastanede yatmak zorunda kaldı. Şükür ki toparlamış. Önümüzdeki günlerde dönecek ve aslında olması gereken tartışmanın içine girecek.
Olması gereken tartışma FİFA ve Kıbrıs (Rum) Futbol Federasyonu (KOP) ile ilgili yaşananlardır.
Geçmişte, Çetinkaya yönetimindeyken biriktirdiğimiz deneyimlerle ilgili bugüne kadar bu köşeyi meşgul etmemiştim.
Spor bu köşenin gündemi değil elbette.
Ama, konu Kıbrıs sorununu da kapsayan bir hal alınca ve Çetinkaya Spor Kulübü'nün tarihi misyonuyla birlikte futbolcularımızın uluslararası maç yapma hakları söz konusu olunca geçmişte yaşadıklarımızı kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı hissettim.
Hatırlanacağı üzere Çetinkaya'nın kurucu üye olması nedeniyle KOP'un bir kutlamasına davet edilmesi ve orada aldığı şildi Platini'ye vermesi, ardından da Luton Town'un Kuzey'e gelmesi ama maç yapmamasıyla ilgili ortaya çıkan krizden sonra FIFA ve UEFA kendi deyimleriyle "Kıbrıs adasındaki futbol sorunuyla" ilgilenmek zorunda kalmışlardı.
FIFA ve UEFA yetkilileri hem dönemin federasyon yetkilileriyle hem de Çetinkaya ile görüşüyorlardı.
O günlerde Çetinkaya'ya yapılan teklif şu idi: "KOP'un kurucu üyesisiniz. Uluslararası maç yapmak istiyorsanız üyeliğe geri dönün. Taksim sahasını resmi sahanız olarak kabul edelim. Hem sahayı uluslararası maç yapacak duruma getirmek hem de kulübün alt yapısı ve güçlenmesi için maddi katkı yapalım. Bahsedilen maddi katkının miktarı da sadece Çetinkaya için değil Kuzey için bile oldukça büyük bir meblağdı.
Çetinkaya açısından bakıldığı zaman bu öneri oldukça cazipti.
Zaten sık sık yaşadığı şampiyonlukları artık kanıksayan Çetinkaya'nın hedefi uluslararası arenaydı. KOP'un kurucu üyesiydi ve oranın ortaklarından birisiydi. Stadyum sorununu halletmiş, maddi konuları aşmış bir Çetinkaya değil KOP'un düzenlediği ligde uluslararası alanda da önemli başarılara imza atabilirdi.
Bu konu Çetinkaya'nın o dönemdeki Yönetim Kurulu'nda enine boyuna ele alındı. Şüphesizdir ki devlet başkanı ve hükümet düzeyinde de tartışıldı. Sonuçta tüm kulüplerimizin uluslararası maç yapma hakkı ve federasyonumuzun (Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu) çatısı altında bunun gerçekleşmesi adına Çetinkaya'ya yapılan öneri reddedildi ve federasyonla birlikte çalışılması kararı alındı.
Uzun uzun bu konuya girmeyeceğim ama federasyonla yapılan çalışma bazı federasyon üyelerinin garip tutumu nedeniyle tam bir fiyaskoya dönüşmüştü.
***
Niyazi Okutan'ın başkanlığını yaptığı federasyon yönetimi seçimleri kaybetti.
Ömer Adal başkanlığında yeni bir ekip söz konusudur.
Yeni ekip eski yönetimin FIFA ve UEFA ile başlattığı çalışmaları ileriye götürdü, bir sonuç elde etti ve geçtiğimiz gün de bu sonucu kamuoyu ile paylaştı.
Yapılan önerileri dinlediğimde aklıma geçen yıl Çetinkaya'ya yapılan öneriler geldi.
Nerdeyse bire bir aynısı olan öneriler.
Garibime giden Ömer Adal başkanlığındaki yeni yönetimin bu önerileri tartışılır bulması ve ılımlı karşılamasıdır.
Çetinkaya ile işbirliği yapmaktan aciz bir pozisyona düşen ve FIFA ile UEFA ilişkilerini kendisi götüren Niyazi Okutan yönetiminin neler yaptığını bilmiyoruz.
Aslında çok da önemli değil.
Çünkü sonuca ulaşan Ömer Adal yönetimidir ve açıklamalarından anlaşılıyor ki varılan sonuca karşı ılımlı bir tutum içerisindedirler.
Dolayısı ile geçmiş yönetimin yaptıklarını onaylıyorlar.
Onayladıkları geçmişte Çetinkaya'nın kabul etmediğidir.
Arada ne oldu ki aynısı federasyona önerildi ve kabul görüyor?
Kıbrıs Türkünün futbol geleceği açısından birilerinin bu soruya yanıt vermesi gerekir.
Hem de acilen.
|