Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Mesele yılanları tanımak...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Eylül 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Pek çok kişi, işadamı ve şirket batma sınırlarındadır. Pek çoğu ipotek, teminat, kefil limitlerini tüketmiştir. Bu konumda olanlara, adı her ne olursa olsun yeni mali kaynak yaratmak büyük risktir. Risk büyüdüğü oranda her türlü yasal sınır aşılmaktadır.

Bu durumda olanlar önce bankalarda, ardından kredi şirketlerinde sorunlarına çare aramakta ve en sonunda kayıt dışı tefecilerin eline düşmektedir

KIBRIS Gazetesi dün "TEFECİ KABUSU" başlığı ile önemli bir konuyu sür manşetten okurlara taşıdı.

Haberin iskeleti Gazimağusa Kaza Mahkemesi'nde duruşması yapılan bir karşılıksız çek davasında, Yargıç Bertan Özerdağ'ın tefecilikle ilgili söyledikleri.

Yargıçlar önlerine gelen dava konuları nedeniyle ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu en iyi bilenlerdir.

Ancak saptama ve çıkış yolu konusunda evrensel deneyimler ışığında uzmanların çare üretmesi gerekir.

Çok değil, on yedi gün evvel bu köşede aynı konuya dikkat çekmeye çalıştım.

14 Ağustos'ta "Bankacılık ekonominin omurgasıdır" başlığını atıp finans dünyasına dokundum. İşte o yazımdan bazı bölümler:

"...Bankacılık dünyamızdaki Türkiye kökenli bankalar arasında bankacılık yapmayan bankaların varlığını da biliyoruz.

Buna karşılık bankacılıkta yaşanan sıkıntıların aşılmasında ekonomik anlamda çok ciddi misyon yerine getiren finans şirketleri var.

Kuzey Kıbrıs'ta otoritenin zafiyetinden yararlanan bazı bankalar tefecilik yaparken yerli yatırımcılara ait ciddi finans şirketleri bankacılık misyon ve sorumluluğu ile pek çok banka ile yarışacak faiz maliyetleri ve asgari bürokrasiyle yurttaş ve işadamlarının yanında durmaktadır.

Hükümet kulak duymacılıkla değil, uzman kadrolarıyla konuyu tüm boyutlarıyla ele almak zorundadır.

* * *

Yazıma noktayı koymadan çek konusuna da dokunmak isterim.

Çeke duyulan güveni zedelememenin yolları bulunmalıdır.

Karşılıksız çeklerle ilgili yargı sisteminde oluşturulacak ticari mahkemelerle çok hızlı çözümlere ulaşılabilir.

Bankalar çek defteri verirken daha fazla özen göstermeli. Çek hak edenin elinde olduktan sonra sorun yok. Bankaların her çek yaprağındaki sorumluluğu artırılsın, o zaman çok daha dikkatli çek defteri verildiğini göreceğiz.

Dünyadaki uygulamaları örnek alırsak neredeyse sıfır sıkıntı payı ile çek sistemi devam edebilir.

Ekonomide kriz dönemleri sisteme kötü niyetli saldırıları gündeme getirir. Dikkatli olmak gerek."

* * *

Son cümlede ne dedim?: "Ekonomide kriz dönemleri sisteme kötü niyetli saldırıları gündeme getirir. Dikkatli olmak gerek."

Her zor dönemde bunlar hep yaşanır.

Denize düşen can simidine sarılmalı, yılana değil... Bütün mesele yılanları tanımak.

Bertan Özerdağ, bakın ne diyor: "... KKTC de devlete hesap vermeyen, uyguladıkları faiz oranları ile büyük-küçük birçok işletmenin mahvolmasına neden olan, ekonominin dengelerini bozan, kayıt dışı ekonomiyi hortlatan, kazançları ile oranlanmayacak kadar az vergi ödeyen bir zümre var ki bunlar kendilerini tefeci olarak tanımlamaktadır. Toplum ve ekonomi bu zümrenin uygulamalarından rahatsız ve tedirgindir."

Kuzey Kıbrıs'ta bankaların da kredi şirketlerinin de sayısı bellidir. Belli olmayan ve takip edilemeyen, sayıları iki yüzün üzerinde olduğu iddia edilen ve kurumsal bir kimlik taşımayan tefecilerdir.

Genelleme yaparak bir yere varılmaz.

Bankalar, yasalarına göre çalışma gösterir. O çerçevede denetlenmeleri olasıdır.

21/1992 sayılı Banka ve Sigorta İşlemleri Vergisi Yasası'nın tanımlar bölümünde Kredi şirketleri de şöyle tarif edilir: "Kredi Şirketi", belli bir para miktarının kullanılmasını belli bir süre ile diğer bir kişi lehine bırakmayı meslek haline getirmiş gerçek veya tüzel kişileri anlatır ve "Yatırım Şirketi" adı veya başka bir statü altında faaliyet gösteren kuruluşları da kapsar..."

* * *

Pek çok kişi, işadamı ve şirket batma sınırlarındadır. Pek çoğu ipotek, teminat, kefil limitlerini tüketmiştir. Bu konumda olanlara, adı her ne olursa olsun yeni mali kaynak yaratmak büyük risktir. Risk büyüdüğü oranda her türlü yasal sınır aşılmaktadır.

Bu durumda olanlar önce bankalarda, ardından kredi şirketlerinde sorunlarına çare aramakta ve en sonunda kayıt dışı tefecilerin eline düşmektedir.

Haaa şunu da bir kez daha belirteyim... Tabelasında banka yazan ama bankacılık yapmayıp acımasızca tefecilik yapanları da unutmayalım. Yasal kimliğine ve hizmet sorumluluk ve disiplinine rağmen acımasızca davrananlara karşı devlet gerekeni yapmalı.

Tabii bankalar da kimlerin eline çek defteri vereceğine sorumluluk üstlenerek karar vermeli. Çek defterini veren, o defterin yapraklarıyla yaşanacak sorunlarda da ortak olacağını bilmeli.

Acı ama gerçek... Bir... Çek kullanımı engellenemez... İki... İleri tarihli çekleri iskontoyla nakite çevirme işlemi de durdurulamaz. Durdurulursa ne olabileceğini birkaç işadamına sordum. Yanıtları şu oldu: "Hayat durur." Benim işim değil, ama söyleyenler böyle diyor.

Durum ciddidir. Ancak hastalığın kaynağını doğru tespit etmezsek, tedavi uygulanamaz ya da yanlış tedavi uygulanır.

Günün sözü:

Çare üretilmeyen dert, başka dertlerin kaynağı olur

   729 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?
23 Kasım 2008, Pazar   Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye sormuştu...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Sonbahar...

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital