|
Politika dünyamızda, "Ağzı olan konuşuyor"... Verilen sözlerin takibi diye bir dert yok. Lokmacı kapısı açıldığı zaman bırakın Lokmacı - Arasta ve Asmaaltı'nı tüm surlar içini kucaklayacak projelerden söz ediliyordu. Aradan aylar geçti bir milimlik ciddi iş yapılmadı
Ülkemiz insanının derdi kabından taştı...
İşyerlerinden, mahallelerden, kentlerden, köylerden, "Gel derdimizi dinle" diye davetler alıyorum.
Yoğun programım içinde sıraya koyup derdi olan herkesi dinlemeye çaba harcıyorum.
Kuzey Kıbrıs'ın her yeri ulaşılabilirdir.
Gideceğim, sözü olan herkesi dinleyeceğim...
* * *
Kıbrıs sorununun çözüm çabaları önemli. Bu çabalara duyarlı olmak ve destek vermek bugünlerden öte geleceğimiz için şart... Ama vatandaşın derdi Kıbrıs sorununun çözümü değil.
Önceki gün öğle saatlerinde Lokmacı Sınır Kapısı'nın kuzey bölgesindeydim. Lokmacı - Arasta esnafı dert küpü, onları ziyaret ettim dinledim.
Yine önceki akşam Kıbrıs Türk Narenciye Üreticiler Birliği'nin davetiyle Güzelyurt'a gittim. Ben ne bakanım, ne de mebus... Ancak yüz elli dolayında üreticinin katılımıyla bir sohbet toplantısı gerçekleştirdik. Çok verimli bir toplantı oldu, ayrıntısını yarın sizlerle paylaşacağım.
Bugün Lokmacı - Arasta bölgesi esnafının feryadını, öfkesini size aktarayım...
* * *
Arabamı park ettim, ara sokaklardan Lokmacı'ya doğru yürüyorum. Daha kimse konuşmadan park sorununun hâlâ çözülmediğini gözlüyorum. Halbuki yeterli park yerleri yaratılana kadar özellikle tek yönlü yolların bir tarafı park yeri olarak kullanılabilir.
Bir bakıyorum araba parkına uygun yerler, bölgedeki işyeri sahiplerinin çevre kirliliği de yaratan bazı malzemelerle işgal edilmiş. Belediye zabıtaları ceza kesmek için arabaları zehir zemberek izlerken bu tür engellemelere tıs çıkaramıyor.
* * *
Lokanta işletmecisi İbrahim Mehmet Dinek, yolumu kesiyor adeta... "Ne olacak halimiz?" deyip ekliyor: "İşlerimizi yürütürken devlet daireleri takılacak taş dolu. Vedat Özger diye bir çalışan için ön izin aldım. Sıra gelmesine gelince, 'zamanında kaçaktı bu nedenle gelemez' dediler. Halbuki cezasını ödeyerek çıkmıştı. Bunun gibi derdi olan çok. Perişan ettiler hepimizi."
Anladım ki giriş çıkış ve çalışanlar denetim altına alınayım derken sistem kurulamamış, işi olan işini halledene kadar perişan oluyor.
* * *
Kemal Altuncuoğlu bölge esnafının temsilcisi...
Mevcut durumu tek kelimeyle özetledi: "Unutulduk!!!"
Enver İncekalan, sakin sakin, kimseyi incitmek istemeyen bir üslupla dertlerini anlatıyor:
"Kapı açılsın diye yıllardır çaba harcadık. Sonunda açıldı. Biz elimizden geldiğince hazırlığımızı yaptık ama devlet hiç bir hazırlık yapmadı. Kapı açıldı gelip siyasi şovlarla bölgeyi ziyaret ettiler. Bol bol vaatler verildi ama sıfıra sıfır elde var sıfır.
Işıklandırma dediler yapmadılar. Park sorunu hâlâ ilk günkü gibi hatta daha kötü. Tuvalet yok. Esnafa katkı yapılacaktı. On kişiye yapıldı arkası düzenli olarak gelmedi. Bölgeye yatırım yapmak istiyoruz. Bürokrasiden her türlü desteği değil her türlü kösteği görüyoruz.
Bizi belediye ile hükümet arasındaki sorunlar alakadar etmez. Biz sorunlarımıza çare istiyoruz. 'Nerede bu devlet?' dediğimiz zaman ne olur kimse alınmasın. Bıçak kemiğe dayandı..."
* * *
Daha pek çok esnafla konuştum.
Üç aşağı beş yukarı herkes aynı sorunları dile getiriyor.
Acı ama gerçek.
Politika dünyamızda, "Ağzı olan konuşuyor"... Verilen sözlerin takip diye bir dert yok. Lokmacı kapısı açıldığı zaman bırakın Lokmacı - Arasta ve Asmaaltı'nı tüm surlar içini kucaklayacak projelerden söz ediliyordu. Aradan aylar geçti bir milimlik ciddi iş yapılmadı.
Lokmacı, tıpkı Ercan ve deniz limanlarımız gibi vitrin noktalarımızdan biridir. Güneyden, Kuzey'e geçen özellikle yabancıları çok kötü bir genel manzara ile karşılıyoruz.
Bütünlüklü bir düzenleme yok. Ciddi projeleri hayata geçirmek isteyenler yanında, kirli bir muşambaya işyeri ismini yazıp vaziyeti idare edenler var. Devlet duyarsız, bölge esnafı umutsuz...
Bu kafa ile ne Lokmacı ne de surlar için kurtulur...
Yazıklar olsun...
Günün sözü:
Eski kafalar, yenilik yaratamaz
|