|
... Narenciye üreticisi gerçekten dert küpü. Sorunlar, sıkıntılar, hafife alınmalar üretici yeniden birlik - beraberlik içinde mücadele noktasına getiriyor. Üreticinin sesini duymayan, sorunlarına çare üretmeyenler çok ciddi bir tepkiye hazır olsun...
Çarşamba akşamı Güzelyurt'taydım.
Kıbrıs Türk Narenciye Üreticiler Birliği Başkanı Mehmet Ali Aybar davet etmişti.
"İlk akşam" dediğimiz saatlerde gittim. Saat 19.00 gibi...
Güzelyurt Bostancı yolu üzerindeki birlik lokalinde buluşmamızı bekleyen üreticilerin ilgisini daha arabamı park etmeden fark ettim.
Aslında toplantıda narenciyecinin sorunlarını ve derdini dinlemek kadar yeni görüşme süreci başlarken Güzelyurt'ta toprağa en yakın insanların ne düşündüğünü de merak ediyordum.
* * *
Ağustos sıcaklarının geride kaldığı serin sayılan bir eylül akşamında 150 kadar üreticiyle sohbet ediyoruz...
Başkan Mehmet Ali Aybar konuştu önce... Küçük bir Baf köyünden başlayan yaşam yürüyüşünün yorgunluğunu okuyorum sözlerinde. Yorulmuş ama bıkmamış... "Yetmiş bin dönüm narenciyenin yarısı kaldı. Narenciye kalmadı, narenciyecide de merak kalmadı" derken çok şeyi anlatıyordu.
Çoğunlukla dinlemeyi tercih ettim yaklaşık üç buçuk saatlik sohbetimizde... Ama bir noktanın altını çizerek vurgu yaptım: "Basit kâr - zarar hesabıyla yaşamını topraktan kazananları elinizin tersiyle bir kenara itemezsiniz. Tarımın her türüyle uğraşan insanlar toplumların tırnaklarını toprağa geçiren kesimidir. Topraktan kopan toplumların topraklarına sahip çıkması olası değildir. Bunun en güzel örneği İsrail'dir. Bir yana dünya finans dünyasındaki egemenlikleri öte yanda İsrail'de tarım alanında yaptıkları. İşte bu nedenle narenciye üreticisinin yanındayım."
* * *
Üreticiler gerçekten dert küpü. Kıbrıs sorunu çok da umurlarında değil. Tepkileri sırasında ne söylerlerse söylesinler, "Anlaşma olursa nere gideceğiz?" sorusunu soran yok gibi.
Dertlerini anlatmak için çalmadık kapı bırakmadılar. Siyasiler onların derdine çare bulmak yerine bir yolunu bulup ana üretici birliğine ek iki örgüt daha kurdurtmuşlar.
Ayrı örgüt kurmanın arkasında narenciye paketleme tesislerine bazı kişilerin sahip olma hesaplarının yattığını daha önceden duymuştum.
Anlayacağınız narenciyecinin çok büyük kısmı sıkıntı yaşarken aradan küçük, mutlu bir azınlık çok ciddi ve özel kazançlar elde etmiş.
Bunu ben görürüm da görmesi gerekenler görmez? Görmemeleri, bilmemeleri olası mı?
* * *
Hem narenciye hem de narenciyeci ihmal edildi.
Narenciye üreticisi üvey evlattan da geri muamele gördü.
240 YTL'lik doğrudan gelir desteğinin 380 YTL dolayına çıkması beklenirken 160 YTL ödeneceği söylendi. 160 YTL'ye tepki koymaya hazırlanan üretici o hale getirildi ki aylardır 160 YTL'lik doğrudan gelir desteğinin peşinde koşuyor. Güzelyurt bölgesinden bir meclis başkanı iki de bakan var... Birlik Başkanı Aybar, "Her kapıyı çaldık. En son Meclis Başkanı Ekenoğlu'na gitti. Ağustos sonuna kadar ödeme yapılacak dedi. Ağustos sonu da geçti gene para yok. Üretici ile dalga geçiyorlar. Belli oldu ki bizi düşünen bir hükümet yoktur" dedi.
* * *
Birliğin bir önceki Başkanı Abdullah Cangil yaptığı konuşmada can alıcı soruyu sordu... Cangil, şunları söyledi: "Bizler günü kurtarma peşinde değiliz. Devletin politikasızlığından bıktık, usandık. Hükümet oturup karar verecek, NARENCİYE DEVAM ETSİN Mİ ETMESİN Mİ? Öyle nutukla olmaz bu işler. Kararlarını verip açıklayacaklar üretici de ne yapacağına karar versin."
Cangil'in, bu sözlerine yaşlı bir üretici, "Be Abdullah Bey, bunlar hem bizi hem de Güzelyurt'u gözden çıkardı. Onun içindir ki derdimizinan ilgilenmezler" diyerek katkı koydu.
* * *
Güzelyurtlu narenciye üreticisini en büyük üzüntüsü narenciyenin, hükümet kaynaklı tüm sıkıntılarına ek ekonomideki yerinin bilmezlikten, görmezlikten gelinmesi.
Bir üretici söz alıp kalem kalem bir ton narenciyecinin ihracat aşamasına kadar maliyetini bulup ihraç edilen ürün miktarıyla çarpıyor. Aynı şekilde iç piyasada tüketilen narenciyeyi de hesaplıyor. Ulaşılan rakam 80 milyon dolar civarında.
Buna karşılık ihracat noktasında sırf vergi ve harçlar düşük olsun diye ton başı maliyet düşük gösteriliyor ve hükümet narenciye geliri ona göre hesaplanıyor. O hesaplara göre konuşulduğu için de narenciyenin ekonomiye girdisi gerçeği yaklaşık beş kat daha az olarak ifadelendiriliyor.
... Narenciye üreticisi gerçekten dert küpü. Sorunlar, sıkıntılar, hafife alınmalar üretici yeniden birlik - beraberlik içinde mücadele noktasına getiriyor. Üreticinin sesini duymayan, sorunlarına çare üretmeyenler çok ciddi bir tepkiye hazır olsun...
Günün sözü:
Herkesin, ürettiği kadar söz hakkı olmalı
|