|
Durum gerçekten çok ciddidir.
Çeşmelerimizden akan su kullanılamaz özelliktedir.
Bu su ile sulanan çiçekler, bitkiler kuruyor.
Akvaryumda bu su kullanıldığı zaman tatlı su balıkları ölüyor.
Parası olan içme suyunu satın alıyor. Bu suyu içmek zorunda kalıp içenlerden yetkililerin haberi var mı?
27 Haziran 2008 tarihinde bu köşede sizlerle, "Kalitesizlikten öte kullanılamaz su..." başlıklı yazımı buluşturmuştum.
O yazımın ana bilgi kısmı şöyleydi:
" Tuzluluk oranı da suyun kullanılabilirliği bakımından önemlidir. Sudaki tuzluluk (NACL) oranına göre su beş sınıfa ayrılır.
1.Sınıf 0-175, 2. Sınıf 176-525, 3. Sınıf 526 - 1400, 4. Sınıf 1401- 2100, 5. Sınıf 2101 ve yukarısıdır.
Dördüncü sınıfa giren su kalitesizdir, beşinci sınıfa giren su ile kullanılazmazdır.
Elimde KKTC Sağlık Bakanlığına bağlı Devlet Laboratuvarı Dairesi Müdürlüğü'nün D.Lab No: 8132/08 sayı ve 11 Haziran 2008 tarihli Kimyasal Su Analiz raporu var.
Suyu tahlil için laboratuvara gönderen devletin Su İşleri Dairesi. Örnek suyun Hidroloji Bölgesi, Dikmen. Örneğin alındığı yer Dikmen Deposu.
Örnek 11 Haziran 2008'de laboratuvara gönderilip aynı gün sonuç alınıp, rapora dökülmüş.
Rapora göre örnek sudaki tuzluluk oranı 2984... Yanlış okumadınız iki bin dokuz yüz seksen dört. Yani o su kullanılamaz.
Peki bu rapor alındığı zaman ne yapıldı.
KOSKOCAMAN BİR HİÇ.
Bu depodan Lefkoşa ve Mağusa'ya su verilir. Lefkoşa ve Mağusa belediyeleri en önemlisi bu suyu kullanan insanlara haberdar edildi mi? HAYIR EDİLMEDİ.
***
Şimdi birileri çıkacak ve ahkam kesip, bunun mikrobikliği üzerine yorum yapacak.
Sorum çok açıktır.
Tuzluluk oranı 2984 olan bir suyun şebekeye verilip insanlara ulaştırılması doğru mudur yanlış mıdır? İnsan sağlığı ile bağlantılı bir konuda bu duyarsızlık niye?
İnsan sağlığına önem verilen hiç bir ülkede böyle bir duyarsızlık olamaz."
***
Bu yazımın ardından Su İşleri Dairesi Müdürü aradı. Çok dürüst bir şekilde, "Yazdıklarınız doğrudur" dedi.
O günden sonra çeşmelerimizden akan suyu idareli kullanma anlayışımda ciddi bir erozyon olduğunu dün sabah bir kez daha fark ettim.
Daha önce traş olurken, dişlerimi fırçalarken, duş alırken suyu idareli kullanmaya özenim vardı. Ailece özen vardı dersem daha doğru.
Dün sabah fark ettim, suyun basıncını artıran sistem nedeniyle su görül gürül akıyor. Halbuki o akan suyun yarısı hatta daha azı duş almaya yetiyor.
Kendimdeki olumsuz yöndeki değişimi sorguladım. Yanıtımı kolay buldum.
Çeşmelerimizden akan su idareli kullanmayı gerektirecek özellikte değil, yani değerli değil.
Güzelyurt bölgesindeki yeraltı su rezervlerinin tuzlanmakta olduğu söylenir ya. Aslında söylenen, tatlı suya tuzlu deniz suyu karıştığıdır.
Bu doğal sızıntı, deniz suyundan tatlı su elde etmeyi sağlamıyor. Deniz suyu, tatlı su ile yaptığı savaşı kazandığı için çeşmelerimizden adeta, zehir gibi deniz suyu akıyor.
... Ve ne acıdır ki çeşmelerimizden bu suyun akması nedeniyle halka, tazminat ödenmesi gerekirken üstüne üstlük okkayla para alınıyor.
***
Durum gerçekten çok ciddidir. Çeşmelerimizden akan su kullanılamaz özelliktedir. Bu su ile sulanan çiçekler, bitkiler kuruyor. Akvaryumda bu su kullanıldığı zaman tatlı su balıkları ölüyor.
Parası olan içme suyunu satın alıyor. Bu suyu içmek zorunda kalıp içenlerden yetkililerin haberi var mı?
Parası olanlar içme suyu olarak özel su şirketlerinden aldıkları suyu şimdi yüz yıkama ve dişlerini fırçalamada da kullanıyor.
İnsanlar kendi olanakları yettiği oranda dertlerine çare bulmaya çalışıyor... Peki yetkililer ne yapıyor?
Kimden hesap soralım?
Bu kullanılamaz suyu şebekeye verenlerden mi? Bu suyu halkına taşımayı kabul eden yerel yöneticilerden mi? İnsan sağlığını tehdit eden bu suyun çeşmelerden akışını seyreden sağlık bakanlığından mı?
Günün sözü:
Tatlı su unutulunca, acı su insana şeker gibi gelir
|