|
Tek dertleri şebekeye su vermek. Su olsun da nasıl olursa olsun, mantığıyla hareket edildiği için tuzluluk oranı on sekiz binin üzerinde yani deniz suyu düzeyinde su şebekeye veriliyor. Bu yapılan insan sağlığını hiçe saymaktır
Çeşmelerimizden akan zehir gibi suyla ilgili yazdıklarıma dün duyarlılık ürünü çok yoğun tepki geldi.
Dün gittiğim Beyarmudu'nda toplumsal nöbet için hayvancılığa yönlendirilenlerin nasıl dert çukuruna düştüğünü yazacaktım bugün.
Ancak su konusuna bugün de dokunmaya karar verdim sonunda.
Su en yalın tanımlamayla hayattır.
Bazı besin türlerindeki eksiklik yaşamsal sorun yaratmayabilir. Ama susuzluk çok yaşamsal tehdittir. Bir de içilen, kullanılan suyun olması gereken kalitesi var.
Susuzluk o denli canımıza tak etti ki, çeşmelerimizden akan suyun kalite bakımından peşine düşmeyi unuttuk.
Halbuki suyun her bakımdan kalitesi çok çok önemlidir.
Bu köşenin okurları bilir, yıllardır sizlerle her gün birlikteyim, yazdıklarımın her zaman arkasında dururum.
... Ve hep bir şey bekledim... Sorumlu konumda olanlar yaptıklarının arkasında dursun. Sorumluluk alanlarına giren konularda halkı düşünerek iş yapsınlar...
* * *
Çeşmelerden zehir gibi su akıyor, dedim.
Yetkililerin yazılanları değerlendirdiklerini öğrendim.
Peki değerlendirme yaptılar da ne oldu?
Hiç bir şey olmadı.
İnsana değer verilen bir başka ülkede böyle bir durum olsa, sorumlu konumda olanlar bir saat görevlerinde kalamaz.
* * *
Bu satırların yazarı olarak salt olumsuzluğu işaret etmekle kalmadım tabii.
Konunun, sorunun derinliğini ve de olası çıkış yollarını da araştırdım.
Keşke araştırmaz olaydım.
Neden?
Anlatayım.
Mevcut tüm sorunlara rağmen çeşmelerimizden daha kaliteli su akması mümkün.
Bunun için de elinizdeki su kaynaklarını akıllı ve de doğru kullanmanız yeter.
Güzelyurt bölgesindeki yeraltı su kaynaklarından yararlanmak için 22 adet kuyu var.
Bu kuyuların tuzluluk bakımında kalitesi değişkendir. Kullanma durumuna göre tuzluluk oranı artıyor.
Yıllarca bu kuyuların suyu sürekli tahlil edilerek şebekeye su verildi. Kondektivitesi, tuzluluk oranı çok yüksek olanlar devre dışı bırakıldı. Normalde tuzluluk oranı binin üzerinde olan kuyuların suyu şebekeye verilmemeli.
Acı ama gerçek çaresizlik için altı bine kadar tuzluluk oranına sahip kuyular devreye sokuldu geçmişte.
Ama son zamanlarda bu kuyuların tuzluluk oranı dikkate alınmadan şebekeye su veriliyor.
Çok iyi bir kaynak aynen şöyle dedi dün: "Hasan Bey, tek dertleri şebekeye su vermek. Su olsun da nasıl olursa olsun, mantığıyla hareket edildiği için tuzluluk oranı on sekiz binin üzerinde yani deniz suyu düzeyinde su şebekeye veriliyor. Bu yapılan insan sağlığını hiçe saymaktır."
* * *
Peki çare yok mu?
Var tabii.
Yeni ve kaliteli su kaynakları devreye sokulabilir.
Yeşilyurt Deresi'ndeki yeni ve çok kaliteli su kuyusunun hangi mantıkla hala devreye sokulmadığını birileri anlatsın da bilelim.
Lefke, Yeşilırmak ve Cengizköy'de de çok kaliteli suya sahip kuyulardan söz ediliyor.
Bunlardan yararlanılmazken bir diğer acı yan, içilecek suyun damlama ile değil vahşi yani salma sulamayla tarımsal amaçla kullanıldığıdır.
Daha düşük kalitede su tarımsal amaçla kullanılabilir.
Aklın yolu birdir... Kaliteli suyu içme amaçlı kullanıp, daha düşük kaliteli suyu tarımsal amaçla kullanacaksınız...
... Kısa ve öz... Bu memlekette insana verilen değer sıfırdır. Bu yargıya varmam için halka layık görülen suyun kalitesi yeterlidir.
Günün sözü:
Temiz su akar, kirli su kokar
|