Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Bugün Kıbrıs sorununu yazmasam olmaz mı?

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Eylül 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rum tarafı için yorum yapmak istemem bugün.

Ama Kıbrıs Türk toplumunda çözüme ciddi bir inançsızlık var.

Artık, barış ve çözüm politikaları üç beş yıl önceki kadar kredi yapmıyor.

Çözüm karşıtlığı da eskisi kadar kredi kaybettirmiyor.

Bu durum orta ve uzun vadeyi bir yana bırakın yakın vade için de ciddi bir tehlikedir.

 

  Son zamanlarda Kıbrıs sorunuyla ve özellikle Talat- Hristofyas görüşmeleriyle ilgili yazmak ve konuşmak istemiyorum.

  Dün görüşmelerin başlaması ve sonrasını takip ettik.

  Sonunda yazmak için çalışma masama oturdum.

  Bir süre bilgisayar bana, ben bilgisayara baktım.

  Kendi kendime sordum. "Bugün Kıbrıs sorununu yazmasam olmaz mı?"

  Alt dudağımı aşağıya doğru uzattım, düşündüm...

  Sonunda böyle günde yazmamanın topu taca atmak olduğuna karar verdim.

  *             *            *

  1968 yılından beri tam kırk senedir Kıbrıs sorununa taraflarca kabul edilecek bir çözüm bulunsun diye görüşmeler var.

  Farklı zamanlarda yeni umutlarla görüşmeler başladı sonuç alınmadan bitti.

  Her başarısız sonuç çözüm, barış yanlılarını derinden üzdü.

  Ancak şunu hep bildik, EĞER ORTADA BİR SORUN VARSA, ÇÖZÜM ÇABALARI MUTLAKA OLUR. SON ŞAN OLMAZ.

  Başarısızlıkla sonuçlanan denemelerin ertesi günü yeni dönem için birileri mutlaka çalışma başlatmıştır.

  KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, tarafların uzlaşıp, uzlaşmadığı konuların artık ortada olduğunu söyleyip, bu nedenle çözüm yönünde görüşmeler için çok zamana gereksinim olmadığının altını çizer.

  Talat'ın, tarafların pozisyonunun netliği bakımından söyledikleri doğrudur. Ama bu doğrunun içinde saklı olan bir başka doğru daha var ki zaman Kıbrıs sorununun çözümünde, barış ve çözüm lehine çalışmıyor.

  Zaman Kıbrıs'ta hep ayrılıkları besliyor.

  ENOSİS, yani adanın bir bütün olarak Yunanistan'a bağlanma olasılığı yok olmuş görünüyor.

  1950'li yıllarda Rumların en yaygın sloganlarından biri "Yaşasın ENOSİS" bizim tarafın ise "Ya TAKSİM ya ölüm" dü.

  Zaman, ENOSİS'i öldürdü ama Taksim'in şans kapısını açık tutuyor.

  *            *          *

  Talat - Hristofyas buluşmasına kadar görüşme masasında mutlaka bir şahin bulundu.

  Şimdi siyasal alt yapısında, politik kültüründe barış ağır basan iki lider masada.

  Ancak iki lider, görüşme masasında davanın karşı karşıya bulunan iki tarafının avukatları gibi davranırsa sonuç almaları olası değil.

  Barış gazeteciliğini benimseyen bir Kıbrıslı Türk gazeteci olarak iyi niyetimi, umudumu, iyimserliğimi korumak için çaba harcıyorum.

  Umudun kesildiği yerde barış ve çözüm için ciddi çaba harcanamaz.

  Hem Talat hem de Hristofyas için çok ciddi zorluklar ve sıkıntılar var. Ama barış politikası izleme iddiasındaki liderler için bu zorluklar ciddi birer sınavdır.

  Tüm Kıbrıs'a gerçek barışı ve çözümü getirmeyi istemek başka böylesi önemli bir konumda isteme uygun tarihi kararları vermek başka.

  Bu satırların yazarı olarak elinizi çabuk tutup çözümü birkaç ayın içinde sağlayın demiyorum artık. Halkın çözüme sahip çıkacak şekilde hazırlanmasına gereksinim var.

  Gözlemlerim beni bu noktaya getirdi.

  Rum tarafında hayır diyenlerin oranı Hristofyas'la aşağılara kayabilir. Ama üç aşağı beş yukarı Annan Planı'na benzeyecek bir çözüme Rum tarafından çoğunluğun kolay kolay evet diyeceğinden emin değilim.

  Kıbrıs Türk toplumuna bakınca ne görüyoruz?

  CTP ağırlıklı hükümetin içteki başarısızlığı, Kıbrıs sorununun çözümünde bile CTP ile aynı meydanda buluşmayı pek çok örgüt ve geniş kesimler için zor hale getirdi.

  İçteki sıkıntılar insanların Kıbrıs sorununa bakış açısını da etkiledi.

  Kısacası Kıbrıs Türk tarafında da %65 EVET diyenler kan kaybediyor.

  *               *             *

  Kıbrıs'ı ortak vatan görüp ortak geleceği birlikte kurmak için öncelikle Türk ve Rum toplumları olarak kafalarımızda, ruhumuzda, yüreğimizde çözümü özümsememiz gerekir.

  Buna örnek olacak da öncelikle liderler ve yakın çevreleridir.

  Eğer iki lider karşılıklı iki avukat gibi masaya oturursa asla yaşayabilir bir çözümü inşa edemezler.

  İki toplumun yakınlaşmasına ve güven artırımına hizmet eden projeler asla çözümün yerini tutmaz. Ancak bilinçli projeler tarafları çözüme hazırlar.

  *              *             *

  Rum tarafı için yorum yapmak istemem bugün.

  Ama Kıbrıs Türk toplumunda çözüme ciddi bir inançsızlık var.

  Artık, barış ve çözüm politikaları üç beş yıl önceki kadar kredi yapmıyor.

  Çözüm karşıtlığı da eskisi kadar kredi kaybettirmiyor.

  Bu durum orta ve uzun vadeyi bir yana bırakın yakın vade için de ciddi bir tehlikedir.

  ... Dün başlayan yüz yüze görüşmeleri son şans olarak görmek istemem. Ancak bu şansı kaçırırsak, Kıbrıs'ta yaşayanlar olarak çözümü inşa etme şansını bir kez daha zor yakalayacağız.

  En önemlisi adada çözümü yaşamsal ihtiyaç görenler her iki tarafta azınlığa düşecek.

  Bu yazdıklarım kaygılarımın özetinin de özetidir.

  Bugünlük bu kadar...

 

  Günün sözü:

 

  Barış, yurt ve insan sevgisiyle şekillenen bir sanat eseridir

 

   647 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?
23 Kasım 2008, Pazar   Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye sormuştu...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...


Yorum Sayısı:   1
  fatma kişmir         - lefkoşa 14 Eylül 2008, Pazar 12:08 
aslında siyasi şanslar toplumlara verilmez,yaratılır.Ve bu şansı liderler toplumları adına en iyi şekilde kullanır,tabii yetki tanmamen iki tarafta ise...Ne yazık ki Kıbrıs sorunu'nda yetkili olmasa da etkili taraf çok.Birey olarak hepimiz sorumlulukla hareket edersek toplumsal istenci ortaya koyabiliriz.İşte o zaman liderler ve etkili taraflar sonuç için daha fazla çaçaba gösterme zorunluluğu hissederler.Kıbrıs'ın Kıbrıs olmasını özledim.Başarılar...


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Sonbahar...

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital