|
Rum tarafı için yorum yapmak istemem bugün.
Ama Kıbrıs Türk toplumunda çözüme ciddi bir inançsızlık var.
Artık, barış ve çözüm politikaları üç beş yıl önceki kadar kredi yapmıyor.
Çözüm karşıtlığı da eskisi kadar kredi kaybettirmiyor.
Bu durum orta ve uzun vadeyi bir yana bırakın yakın vade için de ciddi bir tehlikedir.
Son zamanlarda Kıbrıs sorunuyla ve özellikle Talat- Hristofyas görüşmeleriyle ilgili yazmak ve konuşmak istemiyorum.
Dün görüşmelerin başlaması ve sonrasını takip ettik.
Sonunda yazmak için çalışma masama oturdum.
Bir süre bilgisayar bana, ben bilgisayara baktım.
Kendi kendime sordum. "Bugün Kıbrıs sorununu yazmasam olmaz mı?"
Alt dudağımı aşağıya doğru uzattım, düşündüm...
Sonunda böyle günde yazmamanın topu taca atmak olduğuna karar verdim.
* * *
1968 yılından beri tam kırk senedir Kıbrıs sorununa taraflarca kabul edilecek bir çözüm bulunsun diye görüşmeler var.
Farklı zamanlarda yeni umutlarla görüşmeler başladı sonuç alınmadan bitti.
Her başarısız sonuç çözüm, barış yanlılarını derinden üzdü.
Ancak şunu hep bildik, EĞER ORTADA BİR SORUN VARSA, ÇÖZÜM ÇABALARI MUTLAKA OLUR. SON ŞAN OLMAZ.
Başarısızlıkla sonuçlanan denemelerin ertesi günü yeni dönem için birileri mutlaka çalışma başlatmıştır.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, tarafların uzlaşıp, uzlaşmadığı konuların artık ortada olduğunu söyleyip, bu nedenle çözüm yönünde görüşmeler için çok zamana gereksinim olmadığının altını çizer.
Talat'ın, tarafların pozisyonunun netliği bakımından söyledikleri doğrudur. Ama bu doğrunun içinde saklı olan bir başka doğru daha var ki zaman Kıbrıs sorununun çözümünde, barış ve çözüm lehine çalışmıyor.
Zaman Kıbrıs'ta hep ayrılıkları besliyor.
ENOSİS, yani adanın bir bütün olarak Yunanistan'a bağlanma olasılığı yok olmuş görünüyor.
1950'li yıllarda Rumların en yaygın sloganlarından biri "Yaşasın ENOSİS" bizim tarafın ise "Ya TAKSİM ya ölüm" dü.
Zaman, ENOSİS'i öldürdü ama Taksim'in şans kapısını açık tutuyor.
* * *
Talat - Hristofyas buluşmasına kadar görüşme masasında mutlaka bir şahin bulundu.
Şimdi siyasal alt yapısında, politik kültüründe barış ağır basan iki lider masada.
Ancak iki lider, görüşme masasında davanın karşı karşıya bulunan iki tarafının avukatları gibi davranırsa sonuç almaları olası değil.
Barış gazeteciliğini benimseyen bir Kıbrıslı Türk gazeteci olarak iyi niyetimi, umudumu, iyimserliğimi korumak için çaba harcıyorum.
Umudun kesildiği yerde barış ve çözüm için ciddi çaba harcanamaz.
Hem Talat hem de Hristofyas için çok ciddi zorluklar ve sıkıntılar var. Ama barış politikası izleme iddiasındaki liderler için bu zorluklar ciddi birer sınavdır.
Tüm Kıbrıs'a gerçek barışı ve çözümü getirmeyi istemek başka böylesi önemli bir konumda isteme uygun tarihi kararları vermek başka.
Bu satırların yazarı olarak elinizi çabuk tutup çözümü birkaç ayın içinde sağlayın demiyorum artık. Halkın çözüme sahip çıkacak şekilde hazırlanmasına gereksinim var.
Gözlemlerim beni bu noktaya getirdi.
Rum tarafında hayır diyenlerin oranı Hristofyas'la aşağılara kayabilir. Ama üç aşağı beş yukarı Annan Planı'na benzeyecek bir çözüme Rum tarafından çoğunluğun kolay kolay evet diyeceğinden emin değilim.
Kıbrıs Türk toplumuna bakınca ne görüyoruz?
CTP ağırlıklı hükümetin içteki başarısızlığı, Kıbrıs sorununun çözümünde bile CTP ile aynı meydanda buluşmayı pek çok örgüt ve geniş kesimler için zor hale getirdi.
İçteki sıkıntılar insanların Kıbrıs sorununa bakış açısını da etkiledi.
Kısacası Kıbrıs Türk tarafında da %65 EVET diyenler kan kaybediyor.
* * *
Kıbrıs'ı ortak vatan görüp ortak geleceği birlikte kurmak için öncelikle Türk ve Rum toplumları olarak kafalarımızda, ruhumuzda, yüreğimizde çözümü özümsememiz gerekir.
Buna örnek olacak da öncelikle liderler ve yakın çevreleridir.
Eğer iki lider karşılıklı iki avukat gibi masaya oturursa asla yaşayabilir bir çözümü inşa edemezler.
İki toplumun yakınlaşmasına ve güven artırımına hizmet eden projeler asla çözümün yerini tutmaz. Ancak bilinçli projeler tarafları çözüme hazırlar.
* * *
Rum tarafı için yorum yapmak istemem bugün.
Ama Kıbrıs Türk toplumunda çözüme ciddi bir inançsızlık var.
Artık, barış ve çözüm politikaları üç beş yıl önceki kadar kredi yapmıyor.
Çözüm karşıtlığı da eskisi kadar kredi kaybettirmiyor.
Bu durum orta ve uzun vadeyi bir yana bırakın yakın vade için de ciddi bir tehlikedir.
... Dün başlayan yüz yüze görüşmeleri son şans olarak görmek istemem. Ancak bu şansı kaçırırsak, Kıbrıs'ta yaşayanlar olarak çözümü inşa etme şansını bir kez daha zor yakalayacağız.
En önemlisi adada çözümü yaşamsal ihtiyaç görenler her iki tarafta azınlığa düşecek.
Bu yazdıklarım kaygılarımın özetinin de özetidir.
Bugünlük bu kadar...
Günün sözü:
Barış, yurt ve insan sevgisiyle şekillenen bir sanat eseridir
|