|
Yaz geride kalıyor ama iç politikada sular tam tersi daha da ısınıyor.
Her tarafta kıran kırana bir tartışma değil, kırılan kırılana kapışma var.
Hep merak ederim, ne zaman konuşa konuşa anlaşmayı öğreneceğiz.
Ya da hiçbir zaman konuşa konuşa anlaşamayacak mıyız?
Kim ne derse desin Kıbrıs Türk insanı yukarılardan aşağıya süzülen bu denli düzeysiz kapışmayı asla hak etmez
Yaz geride kalıyor ama iç politikada sular tam tersi daha da ısınıyor.
Her tarafta kıran kırana bir tartışma değil, kırılan kırılana kapışma var.
Hep merak ederim, ne zaman konuşa konuşa anlaşmayı öğreneceğiz.
Ya da hiçbir zaman konuşa konuşa anlaşamayacak mıyız?
Kim ne derse desin Kıbrıs Türk insanı yukarılardan aşağıya süzülen bu denli düzeysiz kapışmayı asla hak etmez.
Eminim siz değerli okurlar da farkındasınız, tartışma ortamında bilgiden başlayıp, fikre oradan da sorgulamaya sıçrayan bir kademe yapısı yoktur.
Daha da önemlisi kimse kendi fikrini ortaya koymuyor.
"... Böyle garagözlük olmaz.
Rezalet...
Ettiler memleketin içine..
Kıbrıs Türkü hiç bir zaman böyle kötü idare görmedi."
Bütün ülke meseleleri taş patlasa 300 hade 400 kelimeyle konuşuluyor. Aslında konuşulmuyor, "Güya konuşuluyor."
* * *
Durum vahimdir.
Biz gazeteciler yürütmenin hiç bir yerinde yokuz.
Siyasi iktidarın muhalifi ya da iktidar alternatifi de değiliz.
Biz gördüklerimizi yazacağız, katıldığımız televizyon programlarında da konuşacağız.
İktidar unsurları ekranlara çıktıkları zaman yaptıklarını şöyle bir işaret edip, yapacaklarını özlü bir şekilde anlatacak, o kadar.
Muhalefet edenler de kuru gürültü yerine kendi projelerini anlatacak.
Bizde yaşananlar masallardaki tekerleme gibi, "Bir patırtı, bir gürültü, şeytan altı cin götürdü" dür.
* * *
En yetkili ağızların kullandığı kelimelere bakıyorum sokak çocuklarının kullandığı zaman, ağızlarına biber sürülecek türden.
Bütün bunlar yaşanırken tüm siyasetçiler halkın siyasetçiye güven duymadığında hem fikir. Aslında sadece güven duyup duymama değil mesele, saygı duymuyor.
Baştakiler bir birini yerken ülke toz duman...
Kuzey Kıbrıs'ın her yerini geziyorum.
Toplumun tüm kesimleriyle iletişimim var.
Az konuşuyor çok dinliyorum.
İnsanların politikacılardan ziyade devlete saygısı, güveni kalmıyor.
Polis teşkilatından dışarıya çok pis kokular geliyor. Halk polise saygıda, sevgide kusur etmeden güven duymak istiyor. Halk istemesine istiyor da gördükleri, duydukları, tanık oldukları buna ne kadar izin veriyor?
* * *
Çok samimi olarak belirteyim, yasa dışı davranan, bu ülkede mafiya kanunlarını estirmek isteyenlere şu an için hiç sözüm yok.
Burası urup avuçluk bir vatan parçası.
Adı ister polis, ister asker olsun, nüfus başına düşen silahlı güvenlik elemanı dünya ortalamasının üstünde.
İşte bu ortamda yasa dışı yollara başvurup, çevresinde tehdit oluşturanlara, devlet yasalar çerçevesinde gücünü gösterse o insanlar bu davranışlarını sürdürebilir mi?
Gerekli önlemler zamanında alınmayınca meydan boş kabul edilir. Meydanı boş görenler uyuşturucu işinde haraca kadar her işe bulaşır.
Bir defa bu işlere bulaşıp, yasa dışı dünyada içerilere açıldılar mı geri dönüşleri zorlaşıyor.
Yırtıcı bir kuş oluyorlar kısaca.
Yırtıcı kuşun ömrü gibi bu insanlarımızın da ömrü o kadar oluyor.
* * *
Toplum bir aileye benzer.
Bir ana - babanın, her hangi bir suçu işleyen evladının sonuna kadar yanında durması gibi yasal sınırlar dışına çıkanları da bu toplum, bu devlet hızla sahip çıkarak ıslah etmenin yollarını bulmalıdır.
Kolay para kazanmak bir insanın bozulmasında en önemli dönemeçtir. Kolay para kazanan, alın teriyle para kazanma alışkanlığını yok eder. Her türlü riski göze alıp kolay para kazanmak isteyince çevre için ciddi bir tehdit oluşturur.
Küçük toplum bu tehditleri kaldıramaz.
* * *
Nereden başladık nereye geldik?
Bizi idare edenler bir biriyle cebelleşirken ülke her bakımdan tehdit altına giriyor.
Orman kanunlarının geçerli olduğu ortam misali pek çok insan şahsi güvenlik tedbirlerini alma kararının eşiğinde. "Ölmemek için öldürmek hakkımdır" diyenler var.
Ülkemiz adına, Kıbrısımız adına, insanımız adına endişe duyuyorum, korkuyorum...
Günün sözü:
Geciken önlem, önlem değildir
|