|
Kuzey Kıbrıs, anormalliklerin çok doğal sayıldığı bir toprak parçasıdır...
Kuzey Kıbrıs, herkesin kendine göre kural koyup başkalarının uymasını isteyebileceği bir toprak parçasıdır.
Kuzey Kıbrıs, herkesin kendine göre haklı olduğu bir toprak parçasıdır.
Kuzey Kıbrıs, evrensel doğruların yolunun düşmesine izin verilmeyen bir toprak parçasıdır.
* * *
Hani bir söz var, "Öleceğim aklıma gelirdi da bu gelmezdi."
Çok kritik dönemlerde yaşamsal kader birliği yapan iki sendikadan birinin öteki örgütün merkez binası önünde eylem yapacağı aklıma gelmezdi.
KTÖS, KTAMS, BES ve Lefkoşa Türk Belediyesi'nin ortaklığında kurulan BELÇA'da on çalışanın işine son verildi.
İşyerinde örgütlü olan Emek-İş ve bağlı olduğu federasyon DEV-İŞ haklı olarak buna tepki koyup eylem başlattı. DEV-İŞ Genel Başkanı Mehmet Seyis'i iyi tanırım. Sendikal disiplinle adım attığından da kuşkum yok. Attığı ve atacağı adımların sıkıntısını derinden yaşadığına da eminim.
Dün sabah gazetelere bakıyorum.
DEV-İŞ, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) önünde eylemde.
En büyük pankartta, "Kurtulmak yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" yazıyor.
Siyah çelengin üzerinde de," Açlığa mahkum ettiğiniz işçiler" ifadesi var.
Üzüldüm.
Hem de çok derinden üzüldüm.
BELÇA'nın hayat bulduğu günlerde, KTÖS yetkili kurullarında görevliydim.
BELÇA, hizmet sendikacılığının parçası bir projeydi.
Bugünün anlı şanlı özel sektör marketlerinden önde, özel sektörün örnek aldığı bir proje olarak doğmuştu BELÇA.
Belli ki zaman BELÇA'nın lehine çalışmadı. Hiç kuşku yok, zaman kötülükleri kendiliğinden getirmedi.
Eğer bugün BELÇA ciddi ekonomik sıkıntı içindeyse bunun sorumluları vardır.
BELÇA ile devlet kuruluşlarını karıştırmam.
BELÇA, kendi kendine yetmek zorundadır.
BELÇA'nın en önemli misyonlarından biri de piyasayı denetlemektir. Yıllarca BELÇA, bunu başardı. Özel sektörün keyfi fiyat uygulamalarını denetleme işlevini yerine getirdi.
Genel ekonomik krizden BELÇA da etkileniyorsa oturulur gerekli kararlar verilir.
Ortaklarının sendika olması doğru kararların alınmasına engel teşkil etmez.
Daha açık ifadeyle BELÇA'yı oluşturan sendikaların hükümetle pazarlık aşamasında istedikleri aynen BELÇA'da uygulanmayabilir.
Neden?
BELÇA'nın sıkıştığında avuç açacağı "Anavatan Türkiye'si" yok.
BELÇA, müşterisi konumundaki vatandaşa ucuz alış veriş imkanı sunarken çalışanlarına da insan gibi yaşam sürdürecekleri bir maaş verecek.
Bunun sürdürülebilmesi için BELÇA'nın benzer işkolundaki öteki marketlerden bin kere daha iyi yönetilmesi gerekir.
BELÇA'nın bugünkü yönetimi ve genel müdürüyle ilgili iddialar var.
O iddiaları buraya almak istemem. Ancak bir biçimde geniş kesimlere ulaşmışsa bu iddialar, mutlaka yanıtlanmalıdır.
* * *
Gelelim işten durdurmalara.
BELÇA, bir devlet kuruluşu değildir. Kendi yağı ile kendi ciğerini kavurmak zorundadır.
İş gücüne gereksinim varsa yeni çalışan alır. Gereksinimi yoksa çalışan sayısında azaltmaya gider.
Ancak hem işe alırken hem de işten durdururken uygulamanın saydam, açık ve hesap verilebilir olması gerekir.
Eğer bazı çalışanlar açısından gözle görülüp, kanıtlanabilir bir verimsizlik ya da işletmeye zarara veren, kanıtlanmış bir durum yoksa işçi azaltmasının sırası bellidir. Son giren ilk çıkar.
Bir insanın ekmeği ile oynamak kabul edilebilir bir davranış değildir. Bu denli önemli bir karar verilirken bir bakışta herkesin göreceği kadar her şey çok açık olmalıdır.
İşten durdurulan on çalışanın durumu bu ilkelere göre değerlendirilmelidir.
* * *
Buraya kadar yazdıklarımız işin bir yanı.
Daha acı olan öteki yanıdır.
Sol kanatta yaşanan kutuplaşma bu olayın esas kaynağıdır.
Dün başka nedenle yapılan saldırı ve saldırının düzey ve içeriğinin rövanşı bugün BELÇA'da yaşanıyor.
Bugün BELÇA'da yaşananların rövanşının DEV-İŞ'ten öte güçler tarafından yarın bir başka yerde yaşatılacağından da hiç kuşkum yok.
... Ve tüm bunlar olurken en mutlu kimlerdir biliyor musunuz?
Solda birlik ve beraberlikten ödleri kopanlar...
Günün sözü:
Her yanlış, bir başka yanlışın davetiyesidir
|