|
Bugün sahip olduklarımız o yıllara göre çok fazla. Sıkıntılara rağmen dünle kıyaslandığı zaman maddi anlamda zenginiz. Zengin olmaya zenginiz da o eski günlerin, çocukluk günlerimizin tadı damağımızda. Hayatı yeniledik da mutluluğa giden yollarımızı yenileyemedik
Zaman tünelinde yolculuk yapmayı sevmeyen yok sanırım.
Bayramlar bu bağlamda ciddi bir yolculuk fırsatıdır.
Bir şarkı var, "Bayram gelmiş neyime, aman aman garibem"... Şarkı bayrama istediği kadar hüzün pompalasın bayram duygumu erozyona uğratmadan koruma çabam sürer.
Her bayram ailede ziyaret ettiğimiz büyüklerin sayısı azalır. Ziyaret ettiğimiz kapılar azalırken mezarlıkta ziyaret ettiklerimiz çoğalır.
1974'te babacığımı, 1984'te de anacığımı yitirdik. İkisinin de ölüm yaşı altmış sekizdi. Yaşamış olsalardı ulaşacakları seksenli yaşlara kadar "Keşke" diyerek anacığım ve babacığımın da görmesini istediğim mutluluk tabloları hep oldu.
Anıları bizlerle yaşıyor ama ölümlerini artık daha kolay kabulleniyorum.
Bugün bayram, hüzün çağrıştıran yaklaşımları buraya almak istemem ama aklımdan geçenleri de yazmak istiyorum.
Bir söz var, "Allah sırayı bozmasın"... Ölümü insan kimseye yakıştırmaz... Ancak gencecik evlatlarımızı yitirmeyi kabul etmek çok ama çok zor. Onların acıları daha yaşlı büyüklerimizin ölümlerini kabullenmemize de neden oluyor galiba.
* * *
Sizler bu satırları okurken ben Strasbourg için ya yolda ya da varmış olacağım.
Avrupa Konseyi'nden arayıp daveti ilettikleri zaman bayrama denk gelmesi nedeniyle gidip gitmemeyi düşündüm. Sonunda gitmeye karar verdim.
İkilemden sonra gitmeye karar verme nedenim, Kıbrıs sorununa yönelik toplumda ilgi erozyonunun beni de sarmalına almasına karşı direnmek.
Hem görüşülecek Kıbrıs raporu var hem de Talat ile Hristofyas'ın konuşmaları.
Strasbourg yolculuğuma rağmen köşem bayramlık olsun istedim.
Yazmak için konular birikti.
Geniş kesimlerin canına tak dedirten sorunlar var gündemimde. Ama bayram ve Strasbourg seyahatini sonuna kadar ertelemeye karar verdim.
* * *
Dün öğleden sonra yağmur yağarken şöyle bir Lefkoşa turu yaptım.
Çocukluğumun geçtiği K. Kaymaklı'nın merkezi belirli geçiş saatleri dışında sivil geçişlere kapalı.
Gene da sık sık ulaşabileceğim noktasına kadar K. Kaymaklı'ya ulaşıp adeta öperim.
Dün ilkokul yıllarımızın okuluna baktım.
1960'lı yıllarda K. Kaymaklı'dan Lefkoşa'ya gittiğimiz günler sayılıydı. Kaymaklı, şimdiki gibi Lefkoşa'nın içinde bir mahalle değildi.
Benim anımsadığım ilk bayramlar Yusuf Kaptan Sahası'nın üzerinde şimdi Mücahitler Sitesi'nin bulunduğu tabya üzerindeydi.
Abilerim ve onların arkadaşlarıyla cami ve okulun yanından geçer, şimdiki K. Kaymaklı kulüp binasının ordan hâlâ enkazı duran Taksim Sineması'na dokunarak Yusuf Kaptan sahasına varırdık.
Bayram yerine kestirme yolumuz hısar üzerinde ine çıka oluşan ayak izleriydi. Bayramlık ayakkabıların kayganlığına rağmen o basamakları adeta koşarak çıkardık.
Son basamaktan sonra kendimizi bayram yerinde bulurduk.
Bayram yerinin bize çeken yanları neydi?
O günün şartlarında ne oyuncak vardı ne de eğlence ortamı.
Ayakkabılar da elbiseler de bayramlıktı. Aynı şekilde sosyal yaşamda bayramın yerini tutacak başka bir etkinlik Lefkoşa'da yoktu.
Bayram yerinde arabacıklarda şanslar denenirdi.
Hızla çekilen bilyenin düştüğü numaranın elimizdeki kartta olup olmadığını merakla takip ederdik.
Benim ilgimi çeken küçük tavşancık ya da bir tür fareyle denenen şanlardı. Toprak zeminde çepeçevre numaralı minik yuva gibi kutular vardı. Ortadaki tavşancığın üzerindeki tel kafes kaldırıldıktan sonra o minik yavrunun hangi kutuyu gireceği bir heyecan kaynağıydı. Yönelişlerinin davet ettiği ince tazahüratları da unutmam. Sonunda kimse büyük ikramiye kazanmıyordu ama kazanma arzusu orada tatmin edilirdi.
Kebaplar, kuru yemişler, lokma, şamişiler de bayram yerinin tatlarıydı.
* * *
Bugün sahip olduklarımız o yıllara göre çok fazla. Sıkıntılara rağmen dünle kıyaslandığı zaman maddi anlamda zenginiz. Zengin olmaya zenginiz da o eski günlerin, çocukluk günlerimizin tadı damağımızda.
Hayatı yeniledik da mutluluğa giden yollarımızı yenileyemedik.
Günün sözü:
Bayram, güzel duyguların dayanışma içinde buluşturulmasıdır
|