Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Ne oldu bize? Sevinemiyoruz bile...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ekim 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

... Dün Kıbrıs Türkünün öğrenim ve sağlık alt yapısı bakımından milat olacak bir gündü. Kısır çekişme ruh halimizle dünün değerini toplum olarak yakalayamadık. Ama YDÜ Tıp Fakültesi orada duracak ve gelecek kuşaklar yıllar sonra, her yıl dönümünde orada toplanıp törenle dünü mutluluk ve onurla kutlayıp, yaratıcılarını saygıyla anacak.

Bundan hiç kuşkum yok

 

  Toplum olarak ne günahımız var bilemiyorum... Ancak çok büyük bir günah işlediğimizden hiç kuşkum yok.

  Bir insana ya da bir topluma verilecek en büyük ceza sevinememe, mutlu olamama cezasıdır.

  Bu cezayı veren yargı organı, oturumunu nerede yapar bilen yok...

  O mahkemeden iddia ve savunma tarafı da yok...

  Yargıçların yakalarının dikik olup olmadığını da bilen yok...

  Karar vericilerin karar için tüm unsurları derleyip, adalet terazisini tutan elleri titremeden kararlar verdiği kesin...

  Kararı yazılı ya da sözlü olarak da bildirmezler... Verdikleri kararı zaman akıp giderken yaşamın içinde tattıklarınızla görürsünüz...

  *           *           *

  Bir toplum düşünün bugünden tat almıyor.

  Bir toplum düşünün ileriye bakarken her şeyin sis perdesinin arkasında kaldığını görüp, ne görüp, ne görmediğini bilmiyor... Bugünden tat almayıp, geleceği aydınlık görmediği için mutluluk ve güzelliği nostaljide arıyor.

  Geçmişten konuşmak, nostaljiyi değerli hissetmek yaşlılık işaretiymiş... Eğer insan yaşam merdiveninin tüm basamaklarına basa basa yaşlanırsa yaşlanmak mutluluk nedenidir. O zaman insanın anı dağarcığını karıştıra karıştıra konuşması sağlıklı bir davranıştır.

  Ancak yaşanan yıllar çocukluk ya da gençlik yıllarını bile bulmazken insanların mutluluğu anı dağarcığında araması hayra alamet bir veri değildir.

  *         *         *

  Toplumların ruhu bir kez kararmaya görsün.... Yeniden aydınlık hal alması çok zordur.

  Bir tek insanın ruh sağlığı bozulursa, kliniğe sokulup tedavi süreci başlatılır. Ancak ruh sağlığında bozukluk toplumsalsa, tedavi çok daha zordur. Çünkü hastalığın yaygınlığı, hastalığın farkedilmeden, kabul edilmeden doğal sahiplenilmesi sonucunu yaratır.

  Mutlu olamama, sürekli mutsuzluk, yaşamdan keyif almama ruh sağlığının bozukluğunun en önde gelen göstergelerindendir.

  "Toplum olarak topluca hastayız ve toplu terapiyle tedaviye gereksinimimiz var", dediğimde pek çok insan şaka yaptığımı sanır. Halbuki hiç şaka yapmıyorum.

  "Güzelliklerden sahiplenerek keyif alma özelliğimizi kaybettik" demek istiyorum ama bu özelliğimizin geçmişte var olup olmadığından emin olmadığım için bunu da diyemiyorum.

  Yani biz toplum olarak bilmem kaç kuşaktır hasta mıyız? Genetik yapımız mı bozuk yoksa?

  *           *          *

  Etrafıma bakıyorum. Tüm eleştiri yoğunluğumuza rağmen etrafta güzel işler de olmuyor değil. Ancak o güzellikleri sahiplenip mutluluğa neden konumuna taşıyamıyoruz.

  Bir an olduğunuz yerde durup, düşüncenizi dinlendirin...

  Yaşı uygun olanlardan, özellikle seksenli yaşı bulanlardan hatırladıkları ilk Kıbrıslı Türk doktorları sorun...

  Bizim kuşak bile ada genelindeki Kıbrıslı Türk doktorların ismen ezbere bilindiği günleri anımsarız.

  1963 olayları çıktığı zaman hastaneyi boşverin doğru dürüst kliniğimiz yoktu.

  Okuma yazma bilenlerin parmakla gösterildiği günleri anımsayanlar var...

  Tüm adada bir kız bir de erkek lisesi olduğunu yaşayanlar hâlâ hayattadır.

  O günlerde insanlar gün gelecek ve Kıbrıs Türk toplumunun sorumluluk alanında üniversiteler olacağı ve bu üniversitelerde elli küsur ülkeden öğrenci ve öğretim üyesi olacağı söylense, söyleyen öngörü sahibi kabul edilmez, deli diye tımarhaneye sokulurdu belki de...

  Doktorumuz, hastanemiz, kliniğimiz yokken gün gelecek tıp fakültemiz ve profesörlerin hasta baktığı üniversite hastanemiz olacağını biri söylese onun da akıbeti bir önceki örnekten farksız olmazdı.

  *           *          *

  Dün Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi resmen açıldı.

  Açılışta yapılan konuşmalara tek tek gönderme yapmayacağım. Bir tek Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal'ın söylediklerinin ruhunu sizlere aktarmak isterim.

  Ünal, Tıp Fakültesi'nin KKTC için "bir kabuk yırtma, bir dönüm noktası" olduğunu ifade edip Ünal, fakülte hastanesinin de kurulmasıyla gelecek yıl hasta kabulüne başlanacağını, YDÜ'nün bu girişimiyle mucizeler yaratmaya başladığını belirtti.

  YDÜ, Tıp Fakültesi, Türkiye'den bir üniversitenin Kuzey Kıbrıs'taki kampüsünde açılmadı.

  YDÜ, Kıbrıs Türkü'nün neler başarabileceğinin anıtsal simgesidir.

  Biz mutlu olamama ruh halimizle yapılanları algılayıp, sahiplenip, mutlu olmayı beceremezken dıştan gelenler ortaya çıkan eseri anlatacak kelime bulamıyor.

  ... Dün Kıbrıs Türkünün öğrenim ve sağlık alt yapısı bakımından milat olacak bir gündü. Kısır çekişme ruh halimizle dünün değerini toplum olarak yakalayamadık. Ama YDÜ Tıp Fakültesi orada duracak ve gelecek kuşaklar yıllar sonra, her yıl dönümünde orada toplanıp törenle dünü mutluluk ve onurla kutlayıp, yaratıcılarını saygıyla anacak.

  Bundan hiç kuşkum yok.

 

  Günün sözü:

  

  İnsanlar da, toplumlar da eserleri kadar ölümsüzdür

   576 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?
23 Kasım 2008, Pazar   Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye sormuştu...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Sonbahar...

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital