Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Az bilgi çok laf...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Ekim 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye'de verilen demeçler ve basında yazılanlarla Avrupa bambaşka.

Türkiye uyum yasalarını neredeyse bir gecede meclisten geçirdi. Ancak dışarıdan bakıldığı zaman uyum yasalarının ne denli günlük yaşama yansıdığı konusunda tereddütler vardır.

Tereddüt içinde olan Avrupa, bu tereddüdünün içinin boş olmadığını örneklerle gösteriyor.

Aslında Türkiye'nin AB ailesine katılma konusunda ne kadar istekli olduğu bile tartışılır

 

   "Az bilgi çok laf..." başlıklı yazımı tam altı yıl önce yazdım. Zaman neyi ne kadar değiştirdi? Bir kez daha okuyun ve düşüncelerinizi tartın...

   "Her fırsatta altını çize çize söylerim. "KIBRIS SORUNU, TÜRKİYE'DE EN AZ BİLGİYLE EN ÇOK KONUŞULAN KONULARIN BAŞINDADIR."

   Kıbrıs sorunu Türkiye kamuoyunda, politika arenasında ve de medyasında bu özelliğini uzun yıllar tek başına korudu.

   Avrupa Birliği (AB) konusuyla Kıbrıs bu yalnızlığından kurtuldu. Çünkü AB konusunda da yazı yazanların bir elin parmakları kadarı bile AB'yi tüm yönleriyle en azından yapısı ve karar süreçleriyle bilmiyor.

   Son genişleme raporlarının açıklanması sonrası Türkiye basınını izliyorum.

   En ciddi kabul ettiğimiz köşe yazarlarının yazılarında bile akıl almaz bilgi eksiklikleri var.

   Gazetecinin her konuyu eksiksiz bilme şansı yoktur. Gazeteci çok konuda az şey bilir. Uzmanlarla yarışma iddiası olamaz. Ancak yazısını yazarken dersine çalışır, eksik bilgi bir yana, yanlış bilgi üzerine yazısını kurmaz.

    *     *    *

   Türkiye'nin içte yaşadıklarını boş verin özellikle dış politikada işi çok zor. Çok zor, çünkü Türkiye değişen dünyaya uyum sağlayarak dış politikada her bakımdan yeniden yapılanamadı.

   "Türkiye büyük devlettir" demekle sorunlar aşılmıyor. "Ben büyüğüm" diyerek dünyada her kapıyı açamazsınız.

   Brüksel'de bunu çok net gözleme fırsatı buldum.

   Türkiye'de verilen demeçler ve basında yazılanlarla Avrupa bambaşka.

   Türkiye uyum yasalarını neredeyse bir gecede meclisten geçirdi. Ancak dışarıdan bakıldığı zaman uyum yasalarının ne denli günlük yaşama yansıdığı konusunda tereddütler vardır.

   Tereddüt içinde olan Avrupa, bu tereddüdünün içinin boş olmadığını örneklerle gösteriyor.

   Aslında Türkiye'nin AB ailesine katılma konusunda ne kadar istekli olduğu bile tartışılır.

   Zaman zaman öyle bir görünüm ortaya çıkar ki sanki de Türkiye, AB'ye değil; AB, Türkiye'ye katılacak.

*   *    *

   Türkiye'nin AB üyeliğine temelde bir karşı çıkış yoktur. Önce Gümrük Birliği, sonra Helsinki'de aday ülke statüsü ve şimdi sırada müzakere tarihi verilip görüşmelerin başlaması.

   Komisyon raporu, Türkiye'ye tarih verilmesini önermedi. Ancak Türkiye'nin dünden daha iyi konumda olduğunu da inkar etmedi.

   Kıbrıs sorununun çözümünde önümüzdeki dönemde nelerin olacağı AB'yi yakından ilgilendiriyor.

   Türkiye'de 3 Kasım'da yapılacak seçimlerin nasıl sonuçlanacağı, yeni siyasi yapının AB'ye nasıl bakacağı da merakın ötesinde ilgi alanı içinde.

   Avrupa Birliği konusunda Anavatan Partisi ve lideri Mesut Yılmaz'ın duruşu pozitif yönde açık. Ancak kamuoyu yoklamaları Yılmaz'ın yüzünü güldürecek noktada değil.

*    *    *

   Doğa boşluk tanımıyor.

   Türkiye'nin batıya, AB'ye doğru yürüyüşünde çok geniş bir uzlaşının ürünü sivil toplum hareketi önemli bir misyonu yerine getiriyor.

   İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Meral Gezgin Eriş, Türkiye Cumhuriyet tarihinin en çağdaş kadın portrelerinden biri olarak AB yürüyüşünde en öndeki sembol isimlerden.

   Hem İstanbul-Brüksel, hem de Brüksel-İstanbul yolculuklarını aynı uçaktan yaptık.

   Çok uzun uzun konuşma olanağımız olmadı, ancak laf değil iş üreten insan tipinin güzel örneklerinden biri.

   Türkiye medyasının geleneksel öne çıkarma anlayışına karşılık Meral Gezgin Eriş, gösterişten uzak kendinin değil, uğraş verdiği konunun aldığı mesafeyle mutlu olan biri.

   Türkiye Meral Gezgin Eriş gibi insanlara siyasi yaşamda da sahip olabilse Türkiye'nin çehresi inanılmaz bir süratle değişir.

*    *    *

   Türkiye ile ilgili gelişmeler bizim için de yaşamsal nitelik taşıyor. Türkiye'nin çatışma kültürü ile bir yere varması mümkün değil.

   İç politikaya yönelik popülist söylevlerle dış dünyada hiç sorun çözümlenemez.

   Türkiye'nin en ciddi talihsizliklerinden biri basının bir yandan popülizmi eleştirirken manşetlerde, yorumlarda popülizmin daniskasını yapmasıdır.

   Dışilişkilerde herkesi düşman görme hastalığından hem Türkiye hem de biz kurtulmak zorundayız. Avrupa, yaşadığı iki büyük dünya savaşının ardından sorunları çatışarak değil, uzlaşarak çözmeyi tercih etmiştir.

   Avrupa insana değer veren ilkeler üzerine, insanı devletten değerli gören bir yapılanmada önemli mesafeler aldı. Bu değişimin ruhunu yakalamayanın AB'nin son ilerleme raporunu anlaması mümkün değildir.

   Türkiye Büyük Millet Meclisi uyum yasalarını kabul ettikten sonra ünlü bir köşe yazarının, "Biz yasaları yaptık ancak AB bize tarih vermezse kazık yanımıza kalacak" içerikli yaklaşımını asla unutmam.

*    *     *

   Kopenhag Zirvesi'ne kadar doğru işler yapılırsa Türkiye'ye tarih verilir, Kıbrıs sorunu da bizleri mutlu edecek şekilde çözümlenir. Oraya gidene kadar bilgiden beslenmeyen ağızlar sussun. Böyle ağızlar susarak Türkiye ve Kıbrıs Türkü'ne en büyük yardımı yapacaklardır." (KIBRIS-14 Ekim 2002)

 

Günün sözü:

 

Az rüzgar ateşi körüklerken, çok rüzgar söndürür

   646 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?
23 Kasım 2008, Pazar   Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye sormuştu...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Sonbahar...

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital