|
Genelde trafik kurallarına uyan birisiyim.
Hatta o kadar ileri giderim ki bu konuda, otomobilimde bulunan arkadaşlarım, kural takıntım nedeniyle isyan eder.
Trafikte hep temkinliyimdir, işi şansa bırakmam, önümde bir kamyon varsa ve ben ileriyi iyi göremiyorsam, istediği kadar yavaş gitsin ve yol istediği kadar uzun olsun geçmem.
Kırmızı ışık takıntım da vardır.
Bazen işten saat 02.00, bazen 03.00, bazen 04.00'te ayrıldığım oluyor.
O saatlerde bile durur yeşil ışığın yanmasını beklerim, etrafta hiçbir araç olmadığı halde.
Hatta o saatlerde kırmızı ışıkta beklediğimi gören başka sürücüler kornasına basarak, benimle dalga geçercesine, cart diye yanımdan geçip gider.
Bazen gelip de arkamda duranlar ise sıkılır, sabahın o saatinde, etrafta hiçbir şey yokken niye beklediğimi söyleyip, korna çalar, bağırır çağırırlar.
Ben yine de ne olur ne olmaz diye durur beklerim, kırmızı ışıkta kaybedeceğim 1-2 dakikanın hayatımdan bir şey çalacağına inanmıyorum çünkü.
Bir de bizim KIBRIS gazetesinin önündeki trafik ışıkları var.
Bu ışıklarda araçlar, Lefkoşa yönünden gelip (yani Reis Süpermarket veya Yarim Gelinlik tarafından gelen demek istiyorum), Mağusa yoluna dönerken, KIBRIS gazetesi tarafında bekleyen (yani BRT tarafından gelenler) kırımızı yandığı halde tekrar Taşkınköy tarafına gitmek için "U" dönüşü yaparlar.
Bu "U" dönüşü sırasında Lefkoşa'dan Mağusa yönüne giden araçlar pek karşılaşmadığı için, kırmızı yandığı halde her gün onlarca araba buradan "U" dönüşü yapıp Taşkınköy tarafına gider.
Ben burada da ne isterse olsun, Mağusa yönüne giden araçla hiç karşılaşmasa, kaza ihtimali olmasa da durur beklerim.
Hatta burada beklediğim için arkadan bana korna çalıp, protesto eden sürücüler de olmaktadır.
Geçenlerde bir düğüne gidecektik, eve gitmekte geciktim, eşim "çocuklar uyumak üzere, halen gelmedin" deyip isyan edince apar topar gazeteden çıktım.
Bu sözünü ettiğim ışıklara geldiğimde yeşil ışık Lefkoşa yönünden Mağusa yönüne giden araçlar için yandı.
Benim önümde de o meşhur herkesin ihlal edip "U" dönüşü yaptığı kırmızı ışık yanıyor.
Şeydan dürttü beni; "Ne olacak yahu, bir kez de ben yapayım şu 'U' dönüşünü, nasıl olsa Mağusa yönüne giden araçlarla karşılaşmıyor, sıradan bir 'U' dönüşü, zaten evdekiler de beni bekliyor" dedim.
Ve ilk kez kırmızıda "U" dönüşü yaptım.
Ama bizde şans mı var; hani hayatında ilk kez bir adam kumarhaneye gider de o gün polis baskın yapar da yakalanır ya bizimkisi de o hesap.
40 yılda bir kırmızıda geçelim dedik arkamızdan devriye gezen trafik polisi geliyormuş meğerse.
Bir siren sesi, arkama baktım, yarı beline kadar dışarı çıkmış bir polis avazının çıktığı kadar "çek kenara", "çek kenara" diye bağırıyor.
Kendimi kanundan kaçan bir azılı gibi hissettim...
Çektim kenara durdum ve kendi kendime söylendim; "al işte eve erken gideceksin, ye şimdi cezayı da otur yerine."
Bu kural ihlalim taş çatlasa bana iki dakika, bilemedin üç dakika kazandıracaktı, değer miydi?
Kesinlikle hayır?
Polis de kırmızı ışıkta geçti ve gelip arkamda durdu.
En kıdemlileri olduğu halinden tavrından belli olan bir polis, otomobildeki yeni polislere caka satarcasına, bir hışımla yanıma geldi.
İnanılmaz bir suçluluk duygusu hissettim, utandım da tabii ki!
"Herkese akıl verirsiniz, yaptığınıza bakın" dese hakkıydı, bir şey diyemezdim.
Yanıma geldi, hiçbir şey söylemeden sert bir ses tonuyla "ehliyetini ver" dedi, suç işlemiş de azarlanan bir çocuğun psikolojisinde hissettim kendimi.
Tamam suçluyuz, yakalandık da ama insan yine de nezaketen "iyi akşamlar", "nasılsınız?" gibi bir hitap bekler ama nerede?
Ehliyeti verdik, bu kez "niye kırmızı ışıkta geçtin diye?" bir soru.
"Sana ne be kardeşim, sen yaz cezanı, git işine" diyecektim ama suçluyuz ya bu defa "hem suçlu hem güçlü" pozisyonuna düşmemek için; "Yaptık bir hata, Lefkoşa'dan Mağusa yönüne araçlar geçerken, bu tarafta 'U' dönüşü yapanla karşılaşmıyor, acele ediyordum, geçtim, neyse cezası yazın" dedim.
Çatık kaşları bir türlü inmek bilmedi, resmen psikolojimi bozdu ve bu kez de yine o kaba üslubuyla; "Bilin ya, 15 güne kadar ödemezsen çiftelenir, yine ödemezsen mahkemeye gidersin" dedi.
"Biliyorum" dedim.
Ehliyetimi ve raporu verdi, tam çekip gidecekken; bu kez ben sert bir ses tonuyla; "İyi akşamlar, teşekkür ederim" dedim, duraksadı ama "iyi akşamlar" diyemedi, yalnızca başını sallayıp gitti.
Şimdi kendimi savunacak değilim, kural ihlali yaptım ve cezayı hak ettim ama bir polis memuru ne isterse olsun biraz nezaket göstermeli, en azından durdurduğu araçtaki adama "iyi akşamlar", "nasılsınız?", "iyi yolculuklar" diyebilmeli, güler yüzlü olmayı bilmelidir.
Hayır, yanlış anlamayın, beni yazdığı için, kuyruk acımdan söylemiyorum, daha önce beni durduran ve yazmayan ama yine bu şekilde kaba davranan polislere de rastladım, gerçekten hoş değil.
Kırmızıda geçme meseleme gelirsek; oh olsun bana, para cezasını da puan cezasını da hak ettim...
Ne isterse olsun insan doğru bildiğinden şaşmamalıdır, hele en büyük sorunlarımızdan trafik ile ilgili kuralları ihlal etmemelidir, hele bizim gibi köşelerimizde herkesi eleştiren gazeteciler bunu hiç yapmamalıdır.
|