Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Küfür etti diye öldürüyordu
Mahkemelerden rekor cezalar
Tutu, nabız tuttu
Lefke'de yapılan yurt binası mühürlendi
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı
Dünya nefesini tutmuş bekliyor
Tarihle randevunuz var
Elektrik Kurumu vurgunu davasında karar aşamasına gelindi
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak
Mükemmel bir görüşme oldu, cesaretlendirildik

YORUMLANANLAR
Büyük sınav [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [1]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [1]
Bu kez Girne zehirlendi [2]
13. maaş ve emeklilik ikramiyesinin budanacağı iddiaları cinayettir [1]
Defne öykü yazma yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi [1]
YDÜ Tıp Fakültesi törenle eğitime başladı [4]
Bankalarımız güçlü [1]
Bu sefer ölümlü isyan çıkacak [1]
Girne'de yine fuhuş, yine Afrikalı [5]
Annesini dövdü, tutuklandı [4]
Mecbure Esen kurtarılamadı [4]
Talat değişmezse çözüm bulamayacağız [1]
KKTC'de "ozon"lu tedavi başlıyor [2]



İnanç krizi nedir?

Oğuz Metiner

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

HER İNSAN EVLADI, çocukluğunu anne babasına bağımlı olarak yaşadıktan sonra bir bağımsızlık arayışına girer. Bağımsızlığın sağladığı özerk alanda kişiliğini oluşturma çabası sergiler. Kendisini daha iyi tanıması için bu özerk alanı, kendi aldığı kararların sonuçlarını görmek üzere kullanır. Genç bu dönemde ailesinden bağımsızlaşma kadar, her türlü otoriteden de bağımsızlaşma çabası içindedir. Ailesiyle yaşadığı mücadeleyle birlikte, bir adım ötede 'aşkın otorite'yle yüzleşmesi gerektiğinin farkındadır. Nasıl ki bir çocuk annesinin sınırlarını keşfetmek için onu zor durumlara düşürür, genç de bu dönemde Rab otoritesini kendince zorlayan bir dizi tutum takınır. Dini ilke ve değerlerin tersinden gidildiğinde kendisi için salim bir yol imkânı olup olmadığını test eder.

   Gencin benliği, hür olma ve hiçbir şeye minnet etmeme arzusu içindedir. Onun için en birinci değer hürriyettir. Tıpkı ilk yaratıldığında nefsin Rabbini yaratıcısı olarak tanımaması gibi, mecbur olmadığı müddetçe Rab otoritesini kabul etmek istemez.

   Genç kendisini tam şuurunda olmadan yaşadığı inanç dünyasının biraz gerisine çeker. Ve kendine duyduğu güven ölçüsünde, "Allah gerçekten var mı? Olmadığını kabul etsek (haşa!) ne kaybederiz?" "Din her istediğimizi yapmamıza engel oluyor. Her istediğimizi yapsak daha iyi değil mi?" gibi bir dizi sorular eşliğinde dinin yasakladığı alanlarda dolaşmayı dener. Vicdanı kınasa da, benliğinin bir tarafı onu denemeye iter.

   Negatif sulara yelken açar. Bir süre namaz kılmayı veya varsa yaptığı başka ritüelleri terk edebilir. Din dışı yaşama denemeleri yapabilir. Arzularını sınırlandırmadan gerçekleştirmeye yönelebilir.

   Pek çok anne babaya "eyvah" dedirten inanç krizini bir sağlıksızlık işareti olarak görmek doğru değildir. Sadece genç o zamana kadarki dini yaşantılarını gözden geçirmek için böyle bir mesafelenmeye ihtiyaç duymaktadır.

   Bu tablonun ortaya çıkmasında, gencin artan düşünce kapasitesi ve farkındalık düzeyi etkilidir. Dini duygu, düşünce ve alışkanlıklarının oluşumunda ailesinin aktif rolünün farkına varan genç, bu şuurlanmanın sonucu olarak kendisinin 'taklit' makamında olduğunu farkeder. Bundan rahatsızlık duyar. Kendi nazarındaki benlik değerini bizzat kendisi düşürür.

   Tablo bu haliyle gerçekten olumsuz görünmektedir. Fakat bu olumsuzluk gündüzü perdeleyen gece gibidir. Gencin iç dünyasında hissettiği rahatsızlık, ona bir sıçrama yapması için basamak olur. Taklit basamağından tahkik (gerçeğini tanıtlama) basamağına, genç bu rahatsızlığın onu değişime zorlaması sayesinde çıkmaya cesaret eder.

   Tahkik süreci, gencin kendi inançlarını sorgulaması ve bu sorgulamanın sonucunda hakikatine inandığı bir dini-akidesi, ibadetleri ve her şeyiyle - samimiyetle benimsemesine verilen addır. Kuşkusuz bu tahkik (hakikatini sorgulama), hayatının geriye kalan kısmında da devam eder. Din ya da iman, bazılarının iddia ettiği gibi, asla dogmatik bir tabiata sahip değildir. İnançlı kimse ölene kadar inancını dinamik bir tahkik süresi içinde olgunlaştırmaya devam eder.

   Genç bir süreçte dini inançlarına karşı tam bir kopuştan ziyade ihtiyaç miktarınca mesafelenir. Temel sorusu "Benim bu inana geldiğim şeylerin gerçek mahiyeti nedir?" sorusudur. Namaz, kader, ölüm, yaratıcı, peygamber , insan, kâinat... hepsi bu sorgulamadan nasibini alır. Bu sorgulama ve sorular cevaplarını buldukça gencin inanç dünyası şekillendiği gibi, şahsiyeti de karakterini bulmaya başlar.

 

 

   677 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Eylül 2008, Salı   Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili okurlar
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Ramazan'a girerken
22 Ağustos 2008, Cuma   Ramazan-ı Şerif'i karşılarken
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Berat geceniz mübarek olsun
15 Ağustos 2008, Cuma   Eyvah, çocuğum yalan söylüyor!..
08 Ağustos 2008, Cuma   Ağustos zaferleri
01 Ağustos 2008, Cuma   Vatan sevgisi
29 Temmuz 2008, Salı   Miraç Kandiliniz mübarek olsun
18 Temmuz 2008, Cuma   Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?
11 Temmuz 2008, Cuma   Kendi gitti ismi kaldı yadigâr



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,3763 1,3860
1 STERLİN 2,3826 2,4004
1 EURO 1,8890 1,9022



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Çörekli kahvaltı

Sevilay SADIKOĞLU

Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel

Bedia BALSES

Sürüden Ayrılmak

Beste SAKALLI

YUMUŞAK YAZILAR

Cumhur DELİCEIRMAK

Lirikler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital