|
Şüphesiz ki, birey olarak öğrendiklerimiz ve öğrenmemiz için dayatılanlar var, hayatın içinde.
Bu öğretiler zaman içinde birer ezbere bile dönüşebilir.
Farkına varmazsınız ama öğrendiğiniz kalıplar ya da kodlar altında şekillendirirsiniz davranışlarınızı.
Hatta bazen duygularınızı.
Ve toplumsal olarak da öğrendiklerimiz var, hayatın içinde.
Birbirinden çok farklı etkileşim ve duygulanım içinde olan farklı bireyler, o toplumsal öğretiler ışığında, aynı davranışları sergileyebilirler rahatlıkla.
Birey toplum ilişkilerinin temeli yalın bir karmaşıklık içinde gelişir genellikle. Hani çok gördüğünüz, ama gerçekte söylenene kadar algılamadığınız türlü yönleri vardır, çünkü.
Çünkü, kodlanmış öğretilere o kadar alışmışınızdır ki, o kodu çözecek bir dış sese ihtiyacınız vardır.
Geçtiğimiz gün gelen bir elektronik postadan bildik bir deney-örnek anlatımı çıktı karşıma.
Ve farklı düşünceler çağrıştırdı.
Özellikle yaşanan genel hayatın akışına baktığımızda, toplumsal olarak bizimle örtüşebilecek olan bu deney anlatımını sizlerle de paylaşmak istedim.
Benzer çağrışımları yakalayacağımızı düşünerek.
Birlikte okuyalım;
İçinde sıcak su bulunan bir havuza, belirli sürelerle birer fare atılır.
Farelerin sıcak su içinde hayatta kalabilme becerisi, yapılan deneyler ve uzun uğraşlar neticesinde, 5 dakikaya kadar çıkabildiği görülür.
Gözlemler tamamlandıktan sonra karşılaştırma yapmak için; hiç denenmemiş fareler ile tecrübeli fareler, eş zamanlı bir biçimde sıcak suyun içine atılır.
Tecrübesiz fareler hemen ölürken, deneyimli olan denek farelerin ise, 5 dakika kadar dayanıp, daha sonra öldükleri görülür.
Deney kurbanlarından çıkarılan sonuç, "öğrenilmiş çaresizlik" olarak kayıtlara geçer.
Fare deneylerinden elde edilen bu bilgi birikiminden yola çıkılarak; psikoloji biliminde şöyle bir ifade geliştirilir;
Bir hayvanın yaşam koşulları, kademeli olarak alıştırıla alıştırıla değiştirilirse, öğrendikleriyle direnme, yaşamı kazandırılabilir. Yani, tecrübeli farenin 5 dakika daha uzun yaşaması, çaresizliğe adapte olmanın öğretilmiş biçimidir.(Çaresizliğidir).
Kendisine dayatılan çaresizlik eğitimi ile ömrünü uzatabilmeyi öğrenmiştir!
Şimdi çaresizliğe adapte olmak öğrenilebiliyorsa, farelerin öğrendikleri gibi, sanırım toplumsal olarak bizim de öğrendiğimiz önemli deneyimler vardır bu yolda.
Yoksa yaşanan bunca acıdan ve sıkıntıdan sonra bugün hala ayakta durabilmek ve en karamsar haliyle de umuda tutunabilmek çok da kolay olmasa gerek.
Önce savaştan sonra düşünmekten ölenler karşısında belli bir direnç yaratabiliyor insan, mesela.
Belki daha kavgasız ve daha sessiz bir hayat bile olabiliyor direndiği yer.
Yoksa bu yıl kırkıncı yılını dolduran başarısız görüşme süreçlerinin ardından, eğer çaresizliğe adapte olabilmeyi öğrenememişsek, nasıl yaşardık o 40 yılları devirip?
Referandumdan sonra birşey öğrenmemiş olsaydık, her koşulda devam eden demeç düellolarını ve her liderlikte yaratılan benzer kavgaları nasıl karşılardık ki?
Düşünsenize;
Bundan 30 yıl önce yaşasaydı Talat ve Hristofias, tam da çözüm sürecini dayatırken uluslararası koşullar, bir görüşme bu kadar kriz yaratır mıydı?
Bu krize dayanılır mıydı?
Trafikten eğitime, kamudan özele kadar her alanda kendine has özelliklerle donatılmış ayrı bir düzenek kurulmuşken, eğer çaresizliğe adapte olmak yolunda birşeyler öğrenmemiş olsaydık, nasıl katlanırdık ki bunlara?
Eğer sessizliklere, rüşvetlere alışmasaydık, yeni düzenle eski benzerlikler kabul edilebilir miydi, mesela 20 yıl önce bu hükümette?
Şimdi bizi alsalar ve standardları belli, düzeni makul bir İskandinav ülkesine mesela gönderseler, Kıbrıs'ın öğrettiklerinden çıkıp, biz muhtemelen genel hayat ortalamasını uzatabilirdik öğrendiklerimizle.
Biz çaresizliğimizi öğreniyoruz.
Öğrendiğimiz bu koşullar altında da hayatta kalmayı.
Bu koşulları normalleştirip, bu kaynayan kazanda, daha uzun kalabilmek için fareler gibi, deneyim kazanıyoruz.
Yoksa nüfus sorunu, yönetim erksizliği, izolasyon, çözümsüzlük, bağlı ekonomi ve belirsilizk ve bilinmezlik, bütün bunlarla ne kadar başa çıkılır ki?
Biz çaresizliğe deneyimli fareler olarak, bu kaynayan kazanda daha uzun kalabilmek, daha uzun yaşayabilmek için nasıl çırpınacağımızı öğreniyoruz.
Ve nasıl çırpınılması gerektiğini öğretiyoruz bizden sonrakilere.
Keşke biri devirse artık bu kazanı ve kurtulsak kaynar suyun öğrettiklerinden.
|