Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



ÜNİVERSİTE SORUNSALI İÇİNDEKİ TIP FAKÜLTESİ

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Ağustos 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dün, "Üniversite Sorunsalı" başlıklı yazı ile üniversitelerin durumuna odaklanmıştım. Gelen birçok elektronik posta, benzer görüşleri paylaşıyor.

   Artık uluslararası rekabet ortamı düşünülmeli ve üniversiteler, kaliteli öğrenci, kaliteli eğitim felsefesini temel almalı.

   YDU Tıp Fakültesi, 20 Temmuz'da görkemli bir törenle, üst düzey devlet yetkilileri yanında, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "ya Allah Bismillah" diyerek, kestiği kurdeleyle açıldı.

   Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, bugüne kadar tıp fakültesi temelinde dile getirilen eleştirileri, "içerden gelişimi engellemek isteyen "düşmanlar" zihniyeti ile değerlendirdi, maalesef.

   Erdoğan diyor ki, 2002'de yurt dışından gelen öğrenci sayısı, 24 bindi, bugün 43 bin ve hedef 60 bin.

   Mutlaka, yurt dışından öğrenci gelmesi olumlu. Ancak eğitim kalitesinin gelişimini, sadece artan sayıya bağlamak, hele giriş kriterleri düşünüldüğünde, muazzam bir yanılgı yaratmak anlamına geliyor.

   Gelen elektronik postalar arasında, adı bende saklı bir okuyucu mektubu, oldukça önemli tespitlerde bulunuyor.

   Bu mektuptan, belli satırların altını birlikte çizelim;

   "Herhangi bir bilimsel kaygı taşımayan, edebiyat eğitimi ile tıp eğitimini ayni kefeye koyan, gelişmeyi kantitatif bir büyümeden ibaret sayan bir anlayışla ve karşı görüş koyanları "ötekileştiren" bir zihniyetle bilimsel zeminde tartışabilmek elbette kolay değildir. Hükümet edenlerin içine düştüğü önemli bir psikoloji olan "hızla birşeyler yapma" eğilimi ve bunu rakamlarla izah etme modeli çoğu zaman geriye dönüşümü mümkün olmayan ve parayla da ölçülemeyecek tahribata yol açan olguların zeminini yarattığı gün gibi aşikardır."

   Yazık ki, Tıp Fakültesi konusu, tam da bu görüşten hareketle hayata geçiyor.

   Ve bu tahribat bu kez, insan hayatıyla bedellendirilien bir tahribat olarak çıkıyor, karşımıza.

   Mektubun devamında ise, özellikle mesleği de eğitimi de yakından tanıyan deneyimler ışığında, uluslararası standartlara vurgu yapılırken, herkesin mutlaka sorması gereken çok önemli sorular soruluyor.

   "Uluslararası standartlar, Tıp Fakültesinin kurulacağı bir bölgede nüfusun 2 ile 4 milyon arasında olması gereğinden bahseder. Çünkü tıp eğitiminin altı yılının dördü kliniklerde olmaktadır. Her çeşit hastanın oralarda yatıp, öğrencilerin hasta başındaki eğitiminde rol oynayan hastalar, 250 bin nüfus içinde nasıl bulunup, öğrencilerin eğitimine sunulacaktır? Yeterli eğitmen kadro bu nüfus içinden nasıl çıkacaktır? Yoksa eğitmen kadro kamuda çalışıp saat 1 den sonra özelde de hasta bakan uzman doktor kadrosundan mı sağlanacak?

   Türkiye'deki ciddi tıp eğitimi alan öğrenciler mezun olana kadar her biri belli sayıda doğum yaptırıp, başta cerrahi olmak üzere, her türlü branşa ait hastalıklarda çeşitli müdahalelerde bulunurlar. Kıbrıs'ta her bir öğrenci her türlü hastalığı görüp o hastalara müdahale yapma veya doğum yaptırma gibi girişimleri yapabilecek mi?

   Onlarca branşda yüzlerce profesör, doçent, yardımcı doçent ve uzman kadrolar Kıbrıs'ta nasıl bulundurulacaktır? Türkiye'de özel hastanelerin açılması ile beraber Tıp Fakültelerinde tüm eğitmen kadro neredeyse hepsi özelde yüksek maaşlarla part time çalışmakta, her bir saatlerine yüksek ücretler ödenmektedir. Bu eğitmen kadro, Kıbrıs kökenli dahi olsalar, Kıbrıs'a nasıl taşınacaktır?

   İyi bir tıp fakültesi öğrencisi için eğitim yılı başına yapılan yatırım ve eğitim giderleri 100 bin sterlinin üzerindedir. Uluslararası standartlara uygun bir tıp doktorunun yetişmesi için gerekli bu bütçe KKTC'nin bütçesini aşmaktadır.

   Eğer tıp fakültesini özel bir üniversite yapacaksa (ki öyle oluyor) bu yüksek maliyetlerin altından kalkmayı, fakülteyi "Özel Hastane" gibi kullanıp, burayı bu amaçla ülkedeki tüm yasaları başta da KTTB'ni gözardı ederek, Türkiye'den getirilen profesör ve doçentlere "özel muayene ve ameliyat" imkanı yaratmak suretiyle mi başaracak? Böyle olursa, bu ayrıcalığı da kazanan bu tıp fakültesiyle diğer özel hastanelerin rekabeti nasıl düzenlenecek? Henüz Diş Hekimliğinin Temel Bilimlerine öğrenci kabul ederken, "Özel Diş Hastanesi" gibi hizmet vermeye başlaması, buna en güzel örnektir. Tıp Fakültelerinde eğitim amaçlı olan hasta muayenesi, burada sadece para kazanmak amacıyla mı olacaktır? Hem para kazanılacak hem de tıp eğitimine hizmet etmeyecektir. Yüksek paralar harcayarak oraya gelip muayene olan hasta hangi tıp öğrencisinin kendisini muayene etmesine izin verecektir. 

   Türkiye'nin 2. Sınıf Tıp Fakülteleri örnek alınıp audio-vision bir eğitim mi yapılacaktır? Yani öğrenciler, pratiği ve cerrahi ile dahili müdahaleleri, doğumu, video'dan, kalp seslerini kasetlerden dinleyerek mi öğrenecekler? Yeterli sayıda hoca ve hastaya gereksinim olmadan video başı tıp eğitimi mi uygulanacaktır? Türkiye'de hala daha doktor görmeden ölen hasta sayısı çok fazladır. Bu tür eğitimden yetişen düşük kaliteli sağlık personeli durumundaki doktorlar bile, güney-doğu Türkiye koşullarında görev yapabilirken, Kıbrıs'ta yetişecek böyle bir doktor nerede görev yapacaktır? Uzmanı bile beğenmeyip profesör arayan Kıbrıs halkını nasıl tatmin edecek böyle yetişmiş doktorlar?

   Türkiye'nin yeni açılan ve bu tür eğitim yaptıran birçok tıp fakültesinin mezununun, Türkiye'de devlet hastanelerinde kadrolanmadığını ve devlet tarafından kendilerine iş verilmediğini bildiğimiz halde bu konuda da maalesef  "güçlüye" bir kez daha mı yenileceğiz?"

   Bu soruları, mutlaka herkesin sorması gerekiyor. Konuya yarın da devam edeceğiz.

   453 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   SUÇLU KİM?
21 Kasım 2008, Cuma   BABALARINA BENZEYEN NESİLLER
20 Kasım 2008, Perşembe   AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?
19 Kasım 2008, Çarşamba   SEBEPSİZ BİR ÖLÜM KARŞISINDA SİZ NE DERDİNİZ?
18 Kasım 2008, Salı   CTP'NİN YAKLAŞAN KADER DÖNEMECİ!
14 Kasım 2008, Cuma   ANKET YORUMLARI
13 Kasım 2008, Perşembe   TRAJİK BİR ÖLÜM DAHA!!!
12 Kasım 2008, Çarşamba   OBAMA BEYAZ SARAY'DA, CTP SİLİHTARDAYDI!
11 Kasım 2008, Salı   YOL REZALETİ
08 Kasım 2008, Cumartesi   MUSTAFA



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Biz de Dünyalı mı olduk

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Hükümetler kaça ayrılır





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital