|
Kamu Sağlık Çalışanları Yasası, ne yazık ki, sağlıkta beklenen reformu gerçekleştirmekten uzak düşen bir yasa olarak duruyor, gündemde.
Yasa ile ilgili bazı görüşler, "ideal değil ama bir başlangıç olabilir" şeklinde olsa da gelinen noktaya bakıldığında ideal olana ne zaman ve hangi şartlar altında ulaşılabilir sorusunun cevabı ümit vaat etmiyor.
Çünkü sağlıkta reform için hem sivil toplum örgütleri ve sağlık çalışanlarının hem de kamuoyunun önemli bir desteği vardı. Ama bu destek ne yazık ki, yasanın ideal olmasını sağlayamadı.
CTP Milletvekili Dr Ahmet Gulle ve Sağlık Bakanı'nın son açıklamaları da, parti içinde yansıtılan resmi görüş dışında, derin bir fikir ayrılığının yaşandığına açık bir kanıt.
Kaldı ki, Sağlık Bakanı, ta başından "top siyasi iradede" diyerek, taraflaşmaya işaret etmişti.
Parti içinde bir süredir devam eden kabine değişikliği tartışmaları da düşünüldüğünde, dengelerin hassasiyeti daha fazla su yüzüne çıkıyor ve belki de yasanın içerikten öte "çıkarılmak" hassasiyeti ile çıkarıldığını düşündürüyor.
Kamu Sağlık Çalışanları Yasası ile ilgili görüşlerini paylaşan, Kıbrıs Türk Pediatri Birliği Başkanı Dr Cemal Mert de yaptığımız sohbette oldukça önemli saptamalarda bulundu.
"Reformun beş ayağı var" diyen Mert, Kamu Sağlık Çalışanları yasası yanında, Genel Sağlık Sigortası, Döner Sermaye, Özel Hastaneler ve Hasta Hakları yasalarının da mutlaka eşzamanlı olarak çıkarılması gerekliliğine vurgu yapıyor.
Zaten başından beri, tartışmalar, reform için gerekli olan bu yasaların, eşzamanlı olarak çıkarılması gerekliliği üzerinde şekilleniyor ve sivil toplum örgütleri de bu şartla bakana desteklerini duyuruyordu.
Cemal Mert, "yasanın bu haliyle, kamu hekimi hem hastanede baktığı hastanın parasını alıyor hem de özel ve devlet kısıtlaması getirilmeyerek, hekim kendi kendinin rakibi oluyor" diyerek sistemin olumsuzluklarını özetliyor.
Sağlık sisteminin finansmanını sağlayacak olan Genel Sağlık Sigortası yasası konusunda da ortaya sürülen "kaynak" sorunu gerekçesinin kabul edilemeyeceğini söyleyen Mert, paranın amacı dışında kullanılıyor olmasının, para olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını anlatıyor.
Ve herkesin potansiyel birer hasta olarak işleyen bir sağlık sigortasına ihtiyacı olduğunu özellikle vurguluyor.
Şu anda, kamuda çalışan doktorlar, öğleden sonra kendi özel kliniklerinde hasta kabulüne devam ediyor. Bu sistemin yıllarca kamuya verdiği zararın ve primini ödeyip, sağlık hizmetini etkin şekilde alamayan ve doktor seçemeyen hastanın yaşadıkları zorluklar tartışıldı.
Ama mevcut yapı içinde doktorlar, resmi olarak ödedikleri vergilerle ve devlet izinlendirmesi ile açtıkları kliniklerine odaklanmaya devam ettiler. Yaratılan de facto durum da maalesef sistemsizliği yıllarca besledi.
Şimdi de bu gayrı yasal zeminin yasallaştırılması ile kamudaki verimliliğin artırılmasının mümkün olmadığı bir tarafa, sağlıktaki kronikleşmiş sistemin değişmeyeceği de açık.
Dr. Cemal Mert, CTP'nin sağlık ile ilgili parti görüşlerini kaleme alan kişilerden biri olarak, partinin sağlık sistemi ile ilgili ortaya koyduğu mentalitenin bu olmadığını özellikle vurguluyor.
Partinin sağlık kurulunda da bunların konuşulmadığını ve çizilen hedefle ortaya çıkan sonucun birbirinden son derece farklı olduğunu söyleyerek, bu durumun, CTP'nin parti olarak siyasi onuruna da sürülen bir leke olduğu görüşünü paylaşıyor.
Sohbetimiz içersinde samimiyetle görüşlerini paylaşan Dr. Cemal Mert, konuya yakın bir kişi olarak gelinen son noktayı, kaotik statükonun yasallaştırılması olarak gördüğünü ve bunun diğer sektörleri de zincirleme bir etkiyle kötü yönde etkileyeceğini vurguluyor.
Konuyla ilgili sivil toplum örgütleri, Cumhurbaşkanı Talat'tan yasayı meclise iade etmesini bekliyor. Bu yönde çağrılar dile getirilirken, konuya yakın güvenilir kaynaklar, Başsavcılığın, yasanın kendi iç çelişkilerini de dikkate alarak, Anayasanın eşitlik ilkesi temeline aykırı olduğuna dair görüş belirttiğini söylüyor.
Cumhurbaşkanı'nın Başsavcılık görüşü dışında Anayasa Mahkemesi'nin de vereceği görüş doğrultusunda, yasayı meclise iade etmesi bekleniyor.
Gelişmeleri birlikte izleyeceğiz.
Ancak gerek Tıp Fakülteleri gerek ise, sağlıktaki reform tartışmalarında gelinen son nokta, içinde savrulduğumuz zihniyetin önemli bir özetidir.
Hem toplumsal bakışın hem de siyasetin içine düştüğü bu anlayış karşılıklı zarar üretmekten de öteye gitmiyor, maalesef.
|