|
Dostlar kitap imzalıyor...
Gönüllerine, kalemlerine sağlık..
Hemen belirteyim; dostlarımın (aslında tüm yazarların) çocukları olarak gördüğüne inandığım imzalı yapıtlarının benim için de ayrı bir değeri var.
Kitaplığımda ayrı bir yere sahipler, başköşedeler.
Ve Lord Dudley'in " İlk defa yeni bir kitap okumaktansa, okunmuş bir kitabı tekrar okumak daha yararlıdır" sözünün doğruluğundan yola çıkarak tekrar okuyorum.
Ne ki üzülüyorum; ülkenin yüklü gündemine kapılmaktan, gazetede çoğu zaman gece geç vakitlere kadar sarkan yoğun çalışmalarımdan, bu kitaplar için bir şeyler yazamıyorum.
Sevgili dostlarımın hoş görüsüne sığınıyorum... Bilmeliler ki, değerli yapıtları başucumda, kendileri hep yüreğimdedir.
***
Yazımın başlığının size yabancı gelmediğini sanıyorum...
Pilatus, Roma ordularının başında İsviçre'ye kadar gitmiş. Kanlı savaşlar sonrası düşen Lüzern şehrinin yanıbaşında yükselen Alpler'de can vermiş. Mezarını oraya kazdılar. İnsanlar o kadar acı çekmişler ki, "aman uyandırmayalım" diye kimse çıkmamış o tepeye... Pilatus tepesine.
Bu satırlar, Yazı İşleri Müdürümüz sevgili Başaran'ın "Pilatus'un gölgesinde" adıyla yayımladığı son kitabından...
İki kez okudum... İlk kez okuduğumda son sayfayı çevirirken neredeyse gün ağarıyordu.
Gazeteden eve saat 02.00 ya da daha geç gelsem de, nedense yatakta bir şeyler okumadan uyuyamıyorum.
İsviçre'nin Lüzern kenti yakınındaki Bürgenstock kasabasındaki tepelerde gerçekleştirilen ve 2001 ile 2004 arası Kıbrıs görüşmeleri tarihinden bir kesiti oluşturan Bürgenstock zirvesini izleyerek bir tarihe tanıklık eden Başaran kardeşimin, notlar, görüşme tutanakları, konuya dahil olanlarla gerçekleştirilen mülakatlar ve perde gerisi olaylardan derlediği kitabından, bilgi dağarcığımdaki Kıbrıs'la ilgili gelişmelere önemli ayrıntılar eklendiğini gizleyemem.
Müdürümü iyi tanırım. Kıbrıs, barış ve çözüm sevdalısı. Umutlarını hiç soldurmuyor; hep yeşermiş tutuyor
Poli'deki baba ocağının özlemini atamıyor içinden.
Sevgili babası Hasan Düzgün'ün aziz hatırasına, çocukları sevgili Deniz ve Hasan'a ithaf ettiği kitabını henüz okumamışsanız içtenlikle okumanızı salık veririm.
İlginizi çekeceğinden kuşkum yoktur.
***
Kendi el yazımla
dilden dile Kıbrıs
Dr. Filiz Besim'in, "Kendi el yazımla dilden dile Kıbrıs" adını verdiği yapıtı, son okuduğum kitaplardan bir diğeri.
Buram buram nostalji kokuyor, tam bana ve benim gibi nostalji tutkunlarına göre.
Doya doya okudum... Herkesin, özellikle geçmişe, geçmişine yolculuğu sevenlerin zevkle okuyacağı bir
kitap.
Kitabın önsözünü sevgili Tolgay hazırlamış ve doğrusu bana yazacak bir şey bırakmamış.
Kadim dostum, Filiz Hanımı 2006 ilkbaharında dişçi koltuğundan kalkarken tanımış.
Doktoru, yüzünde ikilemini yansıtan mavi, şık bir dosya uzatmış ona ve "Ben de yazıyorum. Bilmem bakmak ister misin? demiş.
Tolgay alıp gitti dosyayı ve o gece fırsat bulup açtığında, kendi deyişiyle "amatör üretimi" olarak nitelendiremeyeceği enfes bir yazı demetiyle karşılaştı.
O günden sonra Filiz Hanım yazdı da yazdı...
Tolgay'ın, Filiz Hanım'a göre iltifat ve motivasyonuyla birçok yazıları yayımlandı. Ama "kendine özel" olarak gördüğü ve bunları başkalarıyla paylaşmaya yanaşmadığı, yayımlanmamış yazıları daha çok.
Geçen ay okurlarla buluşturduğu ilk kitabını doğrusu beğendim.
Dün akşamki bir televizyon programında kitabı için "İlk çocuğum, daha doğrusu, bir kızım var, bu ikinci çocuğum" dedi.
Dolu dolu; eski fotoğraflarla süslü nefis bir yapıt.
Kitabın özellikle üçüncü bölümü "Bir tutku Kıbrıs'ım" daha çok ilgimi çekti.
"Şeher'in o mahallesi" ve "Eski zamanlarda treni özlüyorum" başlıklı yazılar, nostaljik yazılarımı yazarken olduğu gibi beni çocukluk yıllarıma götürdü.
O güzelim kara trenimiz, kendi raylarını taşımıştı bize veda ederken.
Yaşadım o zamanları, içim burkuldu
Ne güzeldi o günler, ne güzeldi Kıbrıs'ımız. ***
Tolgay, "Bir Filiz'in sarmaşığa dönüşmesinin tanığıyım" diye yazmış kitabın önsözünde.
Ne mutlu ona ki, böyle filizleri keşfedebiliyor ve gelişip büyümelerine katkıda bulunabiliyor.
"Tek bir kitap yazmak için, yarım kitaplık okuyunuz" diyor Samuel Johnson...
Çok doğru...
Ama nice insanların içinde nice kitaplar da doğabiliyormuş kendiliğinden.
Tebrikler Filiz Hanım... Devamını getirin. Kendi el yazınızla daha da, daha da anlatın bize Kıbrıs'ımızı, geçmişimizi.
Yazım dünyamızdaki dostlarımın kitaplarını zaman zaman köşemde siz değerli okurlarımla buluşturmayı sürdüreceğim.
|