|
Gelin bugün, günümüzden 30 yıl öncesine bir yolculuk yapalım ve o zamanlar ülkede neler olup bittiğine kısaca bir göz atalım.
Yıllar önce Bozkurt gazetesinde çalışırken yaptığım ve hep ön sayfada, çoğu zaman da manşetten verdiğimiz bazı haberlerin kupürlerini sakladığım dosyayı evde bir ara karıştırırken ilginç haber başlıkları ilişti gözüme.
Bunlardan biri, günümüzde de gündemde olan elektrik zamlarıyla ilgili.
1970'li yılların ikinci yarısı...
Kıbrıs Türk Federe Devleti dönemi.
Sararmış, lime lime olmuş kupürün bir kenarındaki, daktiloyla yazılmış yazıda sadece "Bozkurt/Ön sayfa" ibaresi görülüyor. Tarih de yazılıydı ama kopmuş kağıdın ucundan.
1978 ya da 79 yılıydı herhalde; çünkü öteki kupürlerin üzerinde o tarihler var.
Yer darlığından buraya alamadığım kupürdeki haberin başlığı şöyle:
"Çok yazmasın diye sayaçlarını bozan vatandaşların elektriği kesiliyor...
Çok sayıda abonenin elektrik sayaçlarının mühürsüz olduğu saptandı."
Bu da haberin spotu:
"Dün sabahtan itibaren ev ve işyerlerindeki elektrik sayaçlarını kontrole çıkan elektrik idaresi memurları, mühürlü telleri kesip sayaçlarını bozduğunu belirlediği vatandaşların elektriğini kesmeye başladı. Kontrollerin aralıksız sürdürüleceği ve sayaçlarında hileye başvuranların rapor edileceği bildiriliyor..."
Ve şöyle başlıyorum habere:
"Elektrik ücretlerine kalkar da bir defada yüzde 400'lere varan oranda zam yaparsanız olacağı
buydu... Son aylardaki kabarık elektrik ücretlerine tahammül edemeyen vatandaşlar...."
***
Düşünün; o zamanlar elektriği Güney Kıbrıs'tan almamıza ve Rum'a tek kuruş ödemememize karşın, hükümetlerimiz yine zam yapıyordu. Hem de ne zam. Bir defada yüzde 400.
Bu da gösteriyor ki, şimdi olduğu gibi o zamanlar da elektrik zamları, fueloil fiyatlarının artmasından falan değil sırf bütçe açıklarını kapatmak, dibe vuran hazineyi doldurmak için yapılıyordu.
Bakın işte; petrol fiyatları son 11 ayın en düşük seviyesine düştü ve düşmeye devam ediyor.
Düşürdüler mi elektrik zamlarını.
Maliye Bakanı Uzun, "bu aydan itibaren indirime gideceğiz ama bu ekim ayı faturalarına yansıyacak" diyor. Sayaçların zamlara ya da (yapacakları kuşkulu) indirime bağlı olarak gününde okunmaması, dilim ve birim fiyatlarında oynanarak vatandaşın kazıklanması yetmezmiş gibi şimdi eylül ayını da kazanmak istiyorlar!
Herkes bunun farkında ve bıktı artık masal dinlemekten.
"Yeter artık! Eksik olsun elektriğiniz de indiriminiz de!" diye haykırıyor insanlar.
Devlet memuru bir dostla konuşuyordum geçenlerde...
-Abi, dedi; "Her ay aynı elektriği tüketiyorum. Son aldığım fatura 760 milyon. Geçmiş aylarda ödediğimin neredeyse üç katından fazla... Maaşımın üçte biri gitti. Evdeki su sebilinin bile fişini çekmek zorunda kaldım. Nasıl yaşayacağız bu memlekette?"
-Layık olduğumuz yöneticilerimiz bize nasıl bir yaşam layık görürse, dedim.
***
30 yıl önceki gazetelerde başka ne görüyoruz...
Tıpkı günümüzde olduğu gibi pahalılık, zam üstüne zam...
Sağlık dahil çeşitli alanlarda sorunlar...
Ve halkın şikayetleri.
Bir de şu başlık dikkatimi çekti:
"Sıcaklık gölgede 45 dereceyi aşacak, asfaltlar eriyecek...
Sıkı durun yeni bir sıcak dalgası geliyor"
O haberi de ben yazmışım.
Demek o günlerde de havalar çok sıcaktı...
İnsanlar hem sıcaklardan hem zamlardan yanıyordu.
Peki siyasi durum neydi o zamanlar?
İşte 24 Ocak 1979, Çarşamba tarihli Bozkurt'un manşeti:
"Denktaş: Rumların barış istediklerinden emin değiliz."
Günümüzde de öyle...
Hristofyas'ın barış, çözüm istediğinden emin olamıyoruz
30 yıl daha geçse bir şey değişmez bu ülkede!
|