|
Tarih öğrencisi bir okuru sevgili Tolgay'a gönderdiği mektupta, baldızının diş bakımı ve temizliği için gittiği Güney Kıbrıs'ta Rum diş hekiminin sert ve öfkeli tavırları yüzünden başına gelenleri yazıyor ve Kuzey Kıbrıs'ta, kendi kendimize yeterli bir düzenin ne zaman yaratılacağını soruyor.
"Ben dördüncü sınıf bir üniversite tarih öğrencisiyim... Yaz tatillerinde Rum tarafında çalışmaktayım... Ve bu insanların Türklere nasıl davrandıklarını gördükçe umutsuzluk ve güvensizliğe kapılıyorum... 'Geleceğim acaba bu mu?' diye kendi kendime soruyorum" diye yazan bu kardeşimizin acı yakınması, istisnalar kaideyi bozmasa da ne ilktir ne de son olacaktır.
Rum komşularımızın bize karşı davranışlarında ne yazık ki zaman zaman böylesine insanlık ayıpları ortaya çıkabiliyor.
Doktor, Rumca söylediklerine İngilizce karşılık verilmesi üzerine akıcı bir İngilizce ile "Ben Rum'um ve Rumca konuşurum" demiş ve daha da korkutucu ve sert tavırlarla nihayet hastasını ağlatmış.
Bir de düşünün insanlar Türkçe konuşmuş olsaydı doktorun hali ne olurdu.
***
Güney'deki sağlık hizmetleri, doktorların hastalara karşı tavırları mükemmel midir?
Tabii ki değildir... Onların da bu alanda aksayan yönleri var.
Ne ki, bizim aksayan yönlerimiz daha ağır basmış olacak ki, çok sayıda insanımız tercihini Güney'den yana kullanıyor.
O tarafta sağlık hizmeti almayı düşünenlerin sayısında artış görülmese de azalma olmaması bunun göstergesi.
Yoksa insanlarımız niye gitsin ki Güney'e.
Kaldı ki, doktorlarımız da sırasında hastalarını Güney'deki hastanelere ya da doktorlara yönlendirebiliyor.
Kırk yıldır sağlık hizmetlerini olsun rayına oturtamadık...
Kırk yıldır, doktorlarımızın hem kamuda hem özelde çalışmasının tartışmasını yapıyoruz...
Kırk yıldır insanlarımız hastanelerimizde çile çekiyor.
İşte görüyoruz...
Oldu oluyor derken Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'nı da yüzümüze gözümüze bulaştırmışız!
Anayasa'ya takılmış.
Nasıl kendi kendimize yeterli bir düzen kurabileceğiz?
Nasıl düzelteceğiz, yılların birikimi yanlışları?
Hala hasta haklarından bile söz edilemiyor bu ülkede?
***
Sağlık hizmetlerini bir yana bırakalım...
Elektrik konusunda nihayet kendi kendimize yeterli olmaya başladık dedik ama millete de eksik olaydı dedirttik.
Ülke ayağa kalktı.
Elektrikte Rum'a bağımlılıktan kurtulmamızın bedeli çok ağır oldu.
Olacak iş değil ama, insanlarımızın Güney'den elektrik temin etme olanağı olsaydı, sağlıkta olduğu gibi tercihini yine o taraftan yana kullanırdı herhalde.
Rum elektrik idaresi bilmem ne kadar kâra geçmiş, adamlar petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlı indirimin yanında bir de kâr indirimi yapmış.
Bizde ise böbürlenerek yüzde on bir oranında indirim yapacaklarını söylediler, aksine daha da zam yapıyorlar.
Tanınmış bir işadamımızın başında bulunduğu işletmeye tam 300 bin YTL'lik fatura gelmiş,
Aynı miktarda elektrik tüketilen işletmenin, bir önceki zamlı faturası 150 bin YTL imiş.
Yüzde yüz bir zam daha!
Korkunç elektrik faturaları zaten darda olan küçük esnafı iflasın eşiğine getirdi. Yüzlerce büyük işyeri ise nasıl ayakta kalabileceğinin hesabını yapıyor.
Gelin de bu ülkede ekonomiden, büyümeden, gelişmeden söz edin!
Bizde bu pahalılık, bu vurgun düzeni sürdükçe kendi kendimize yeterli olmamız da kurtaramaz bizi.
Rum diş hekiminin hışmına uğrayan kardeşimiz, "kendi kendimize yeterli bir düzenin ne zaman yaratılacağı?" sorusuna boşuna yanıt aramasın!
|