Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Son mektup

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Eylül 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gazetede önceki gece geç vakitlerde düzeltmen arkadaşım önüme bir sayfa provası koydu...

Bakar bakmaz gördüm onu ve gözlerime inanamadım...

Sayfanın altında küçücük, sıradan bir ölüm ilanında, yıllar önceki haliyle vesikalık bir fotoğrafı vardı...

Donup kaldım; gözlerimi o fotoğraftan ayıramadım bir süre.

Ne zaman, nasıl ölmüştü; nedeni neydi ölümünün, kim getirmişti bu ilanı?

Nasıl oldu da kimse duymamıştı ölümünü?. 

Son yolculuğuna çıkarken kimse yoktu yanında!

Apar topar kaldırdılar cenazesini, dini tören bile yapmadılar.

Ergün Aydoğan'dan söz ediyorum; yitirdik onu.

Dünkü köşe yazımı, çok daha önce yazdığım ve sayfa baskıya hazır hale getirildiği için değiştiremedim; bugün yazıyorum.

                                                               ***

Birkaç ay önce elden bir mektup göndermişti bana.

Son mektubu oldu bu...

Yayımlayamadım. Daha doğrusu yayımlamak istemedim.

Yazdıklarını okurlarıma aktarmanın ne yararı olacaktı...

Ölüm döşeğindeki bir insanın son yakarmalarına, yaşama gözyaşları içinde veda etmeye hazırlandığına bakıp elimizden bir şey gelmemesinin çaresizliği içinde yüreklerimizin dağlanmasından başka. 

"Ben bittim artık abi, tükendim; ölüyorum" diye yazmıştı ağlayarak...

Tanrı kimseye böyle bir dert, böyle bir acı vermesin...

Sol bacağını diz hizasından kesmişlerdi... Karaciğeri iflas etmişti... Yana yakıla Türkiye'de uygun bir karaciğer bulunmasını ve kendisine karaciğer nakli yapılmasını bekliyordu... Karaciğeri, görevini tam olarak yapamamasından salgıladığı asidi böbreklerine veremiyor ve karın boşluğuna bırakıyordu. Karnını şişiren asit bazen 20 kiloya kadar ulaşıyor, ona dayanılmaz sancılar veriyor, doktorlar haftada bir kez canlı canlı karnına boru takıp asidin bir kısmını boşaltıyordu... Daha fazlasını, kalp krizine yol açabileceği için alamıyorlardı. Bu inanılamayacak acı ve ıstırap yetmezmiş gibi bir gün hastanede tuvalete gittiğinde bozuk klozet yerinden sökülmüş, parçalanmış ve düşerek beli kırılmıştı. Bir et ve kemik yığını halinde kalakalmıştı tuvalette... Feryadı hastanenin o soğuk duvarlarına yankılanıp durdu uzun sure. Artık tamamen yatağa mahkum olmuştu, kımıldayamazdı yerinden. Kendi deyişiyle fiziki olarak ve ruhen çökmüş, tam bir felaket ve yıkım içindeydi. Öylece ölümü beklemeye başlamıştı. Ve ecel onu o haliyle yakalamakta gecikmedi.

Gazeteciler Birliği olarak bir bağış kampanyası düzenlemiştik onun için. Ne yazık ki, sadece birkaç bin lira toplayabilmiştik. Ama bu para bile, onun biraz olsun yüzünü güldürebilmiş, biraz daha hayatta kalmasına katkı sağlamıştı. Helal edin ona...

 

                                                                   ***

46 yıl önce, rahmetli Tekin Yüksel'le haftada bir kez gittiğimiz Üsküdar Bar'da

meyhaneci çıraklığı yaparken tanımıştık onu. Elinden tutmuş ve Bozkurt gazetesine getirmiştik.

Çok kısa sürede, kendisinin de yeteneğiyle haber yazmayı, fotoğraf çekmeyi öğretmiştim ona. Hem gazetede çalışıyor, hem de Türkiye'de zaman zaman ara vermek zorunda kaldığı hukuk okuyordu. Yıllarca sonra eğitimini tamamlayarak avukat oldu. Avukatlığını sürdürürken gazeteden kopmadı.

Yıllarca birlikte çalıştık. Bir dönem  KIBRIS'ta "Mahkeme koridorları" köşesinde yazılar da yazdı.

                                                                   

                                                                         ***

O zamanlar, kötü yazgısının böyle olacağını, bir gün gelip onun ağlatısal ölümü üzerine yazı yazacağımı nerden bilecektim, kim bilebilirdi ki...

Yalan dünya işte...

Yaşantımızın bir dakika değil, bir saniye sonrası bile meçhul...

Gelin biraz boş verelim bu yaşam kavgamıza.

Yaşamımız boyunca karşılaştığımız sayısız zorluklara...

Üstesinden gelmeye çalıştığımız, kurtulmak için mücadele verdiğimiz, çırpınıp durduğumuz sorunlara...

Ne götürebiliriz ki beraberimizde.

Çok çabuk geçiyor zaman, bir çırpıda bitiyor ömür.

Ne olur kendinize ve ailenize iyi bakın, sağlığınızın hiç bir şeyle ölçülemeyecek o paha biçilmez değerini iyi bilin...

Ve beterin beteri olduğunun bilinciyle bu mübarek günlerde temiz bir beyin ve temiz bir yürekle şükredin halinize.

                                                                             ***

Yaşam, yaşamak, her şeye karşın güzeldir ama Ergün için yaşamın hiç bir anlamı kalmamıştı herhalde...

Yaşama dair hiç birşey düşünemiyordu belki de...

Rahatladı aslında!..Yıllardır çektiği acılar, katlanmak zorunda kaldığı zorluklar bitti artık!.

Rahat uyu kardeşim.

Sana Tanrıdan rahmet diliyoruz.

   410 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!
21 Kasım 2008, Cuma   Dostlar alışverişte görsün
20 Kasım 2008, Perşembe   Her işimiz yarı buçuk!
19 Kasım 2008, Çarşamba   Kim dur diyecek bu gidişata?
18 Kasım 2008, Salı   Allah garibi sevindirmek isteyince...
16 Kasım 2008, Pazar   "Halis tegge südündendir (!)bu mahallebiler"
15 Kasım 2008, Cumartesi   25 yıl önce, 25 yıl sonra
14 Kasım 2008, Cuma   İstenince oluyor işte
13 Kasım 2008, Perşembe   Aslında suçumuz büyük!... Hak ettik bu ağır cezayı!
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kıbrıs, barış, çözüm diye diye...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Biz de Dünyalı mı olduk

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Hükümetler kaça ayrılır





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital