|
Neler oluyor bu ülkeye?...
Neler oluyor bize?...
Gidişat hiç de iyi değil.
Yüksek Mahkeme Başkanı Sayın Nevvar Nolan adeta feryat ediyor...
Toplumu için için kemiren, gençlerimizi zehirleyen uyuşturucu belasına dikkat çekerek, bu tür suçlardaki inanılmaz artışın önünün alınamadığından yakınıyor.
Sadece 2007 yılındaki ağır ceza mahkemelerinin önündeki 522 davanın 230'u uyuşturucuyla ilgili.
Son yıllarda uyuşturucuyla ilgili suçlara daha ağır cezalar verilmesine karşın artış önlenemiyor.
Bu yılın sonunda daha dehşetengiz bir tabloyla karşılaşacağımız açık.
Uyuşturucu ülkeyi bir uçtan öteki uca sarmalına aldı.
***
Başsavcı Sayın Aşkan İlgen de 2008-2009 Adli Yıl'ın açılış töreninde yaptığı konuşmada Başsavcılığın görev ve yetkilerine ilişkin bilgi verirken bir diğer acı gerçeği gözler önüne serdi.
Ülkede nüfusa göre suç işleme oranı yüksek...
Uyuşturucu madde, hırsızlık ve evrak sahteleme suçlarında ciddi artış var...
Ve yürürlükte bulunan yasalardaki boşluklar yüzünden cezalar caydırıcı olmaktan uzak kalıyor.
***
Bir feryat da, Barolar Birliği Başkanı Sayın Hüseyin İnan'dan yükseldi...
Davalarda uygulanan yasal faizin yüzde 14 olmasına karşın bankalarda ve diğer kuruluşlarda astronomik faiz oranları uygulanmakta olduğuna ve mahkemelerimizde bu konudaki bir çok davanın sürümcemede kaldığına işaret ediyor...
Anayasa Mahkemesi'nin faizlerle ilgili kararına karşın aradan bir yıl geçmesine karşın hükümet tarafından hâlâ yasal bir düzenleme yapılmadığına dikkat çekiyor.
Haksız mı sayın başkan.
Ne ki, öyle bir yasal düzenlemeyi daha çok bekleyeceğiz.
Hükümetin, mahkemelerle, suçlarla, davalarla ilgili yasal düzenleme yapacak zamanı mı var?
Astronomik zamlarla ilgili yasal düzenlemeler dururken...
Halbuki bir mal ya da hizmete, örneğin akaryakıt ya da elektriğe artış söz konusu olsun, jet hızıyla uygulamaya koyuyorlar.
***
Ya insan kaçakçılığı, mülteci dramı...
Bir kıyıda ya da bir ormanda, çoluk çocuklarıyla sefil vaziyette mültecilerin yakalanmadığı gün geçmiyor...
Suriye ile KKTC arasında sanki bir mülteci hattı kuruldu.
Son olarak Karpaz polisi Kumyalı deniz sahilinde 6'sı çocuk, 11'i kadın 34 Filistin asıllı Iraklı ve 4 Suriyeli mülteci yakaladı.
Annelerinin babalarının ellerinden tuttuğu, bazıları ağlar o küçücük çocukların hali en katı yürekli insanların bile içini sızlatıyor.
Derme çatma teknelere doldurdukları canları avuçlarında insanları getirip, "İşte Avrupa'ya geldiniz" diye kıyıya bırakarak gidiyorlar.
Denizlerimiz, kıyılarımız bu denli sahipsiz mi?_
Nerde sahil güvenliğimiz?
***
Trafik kazaları tam gaz!...
Yollarımız her gün kana bulanıyor...
Ezilmiş, parçalanmış, hurda yığınına dönmüş araçlar.
Ve kurbanlar; yaralananlar, sakat kalanlar...
***
Ülke adeta kan ağlıyor...
Zamlar, pahalılık aldı başını gidiyor...Dileyen dilediği fiyatı uyguluyor...Ekonomi diye bir şey kalmamış...Bütün sektörler darda ve ayakta... Kepenk indirmekten, iflaslardan, eylemlerden, "sivil itaasizlik"ten söz ediliyor...
Asgari ücretliler, dar ve sabit gelirliler sefilleri oynuyor...
Ülkenin doğası, çevresi ise Tanrı'ya emanet.
Ülkedeki yangın kontrolden çıktı!
Kıbrıs sorunu mu?... O mesele de hikaye!
Ne olacağı, Sayın Talat'la Sayın Hristofyas'ın son açıklamalarından belli.
Özet:
Toplumca, sözcük yerindeyse ambale olduk...Çok yorulduk, kafamız karıştı, iş göremez duruma geldik... Ne yapacağımıza, neyi nasıl düşüneceğimize karar veremiyoruz!
Tanrı sonumuzu hayra eylesin!
|