|
Düşünüyorum da acaba diyorum...
Yöneticilerimiz ülkenin içinde bulunduğu duruma, duvarlarında yer yer çatlaklar oluşmuş yıkılmak üzere olan bir bina örneği ekonominin çökme noktasına geldiğine bakıp bir takım önlemler alma yoluna gidiyor mu?
Yoksa olup bitenlere, 'istisnalar kaideyi bozmaz' diye kayıtsız mı kalıyorlar.
Ülke ekonomisinin geleceği açısından son derece ciddi hatta vahim olarak tanımlanabilecek bazı gelişmeler karşısında yetkililerin sessiz kalması, ülkeyi bütün sektörleriyle sarmalına alan ekonomik krizi pek umursamadığını gösteriyor.
Oysa bu gelişmeler, ekonomimizi bekleyen acı akıbetin aynası niteliğinde.
Ne oluyor diye sormaya gerek yok.
Derdini hükümete anlatamayanlar, başına gelenleri basın yoluyla kamuoyuna duyurmaya başladı.
Bunun böyle olmasını istemezdik diye.
Sözü daha fazla evirip çevirmeden hemen söyleyelim.
İş adamlarımız bu toprakları terk etmeye, milyonlarca dolarlık yatırımlarını yurt dışına taşımaya hazırlanıyor.
Üniversite mezunu gençlerimizin geleceğini dış ülkelerde aramaları, beyin güçlerini yurt dışına taşımaları gibi.
Son olarak, adamızın en eski özel süt üretim kuruluşu olan "Reha Süt Ürünleri"nin direktörü Mustafa Kaymak, "Bizden bu kadar" dedi.
6-7 milyon dolarlık yatırımı var...
Fabrikasını kapatmaya ve Türkiye'de İzmir bölgesinde, üç bin metre kare kapalı bir alanda süt ürünleri üretme tesisi açmaya hazırlanıyor.
40 kişilik personel sayısını 25'e indirdi...
Geçen yıl bu dönemde 40 ton sütle çalışırken bugün bu rakam 20 tonun altına düşmüş.
Bu pahalılıkla bu ülkede üretim yapamayız, dünya ülkeleriyle rekabet edemeyiz diyor ve bazı çarpıcı örnekler veriyor:
"Ülkemizdeki kalitede olan bir litre sütün Türkiye fiyatı 50 Ykr., İngiltere'de de 50 Ykr, Bulgaristan'da ise 45 Ykr. Burada ise sütün bir litresini 82 Ykr'dan alıyoruz. Bu ciddi bir fark. Bu şartlarda diğer ülkelerle rekabet edemeyiz."
Süt fiyatlarının yanında işçiliğin de burada çok daha pahalı olduğuna işaret eden Kaymak, bütün iş adamlarımız, sanayiciler, esnaf ve bir bütün olarak ülke insanımız gibi elektriğe yapılan astronomik zamlardan yakınıyor.
"Dört ay önce elektriğin kilovatını 14 kuruşa alıyorduk, şu an ise 29 kuruşa alıyoruz. Buna, yatırım katkı payı, maktu ücret de ekleniyor ve kullandığımız elektriğin kilovatı 47 kuruşa geliyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle pahalı elektrik yoktur" diyen işadamımız haksız mı pılısını pırtısını toplayıp gitmekte.
"İhracat kapılarımız kapanmıştır" diyor adam. Ne yapabilirdi ki?
***
Çok kısa bir süre önce de, ekonomik krize ve inanılmaz rakamlardaki elektrik zammına yenik düşen bir başka işadamımız Ahmet Erçıka, yerli yatırımcıya gerekli ilginin gösterilmemesinden, plastik ve metal enjeksiyon fabrikasını sökerek, Türkiye'de Silifke'ye kurma kararı almıştı.
Silifke Organize Sanayi Bölgesi'nde satın aldığı 11 bin 508 dönümlük arazi üzerine inşa edeceği fabrikasını üç aya
kadar bitirmeyi hedefliyor. Fahiş elektrik fiyatlarından beli bükülen Erçıka da çareyi fabrikasını yurt dışına taşımakta bulmuş.
Yetkililerimiz ise, elektrikte dünyada petrol fiyatlarının düşüşüne bağlı olarak sözünü verdikleri üç kuruşluk sözde indirimi bile haftalardır açıklayamıyorlar.
Böyle bir ülkede ekonomiden, kalkınmadan, gelişmeden söz edilebilir mi?
***
Bırakın kendi insanımızın değerini bilmememizi, buraya yatırım yapmaya çağırdığımız yabancıları da es geçiyoruz.
Girne'de yaklaşık iki yıl önce sağlık ve güzellik alanında ilk merkez olma özelliğiyle faaliyete geçen "Vaha SPA" isimli yabancı şirket, kısa bir süre önce, ağır vergilere, öngörüsüz politikalara ve ekonomik krizin getirdiği yığınla olumsuzluğa daha fazla dayanamayarak kapısına kilit vurmuştu.
Hükümetin, durumun daha da kötüleşmesini önleyici bir takım ciddi ve kalıcı önlemler alma yoluna gideceğine inanmak istiyoruz.
Çünkü gidişat başka iş adamlarımızın da aynı yolu izleyeceğini, yatırımlarını Kuzey Kıbrıs dışına kaydıracağını gösteriyor.
Dileğimiz yukarıda sıraladığımız kaygı verici gelişmelerin bu kadarla sınırlı kalması.
|