Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Hayat bayram olsa...

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Eylül 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şarkısı da var...

"Şu dünyadaki en mutlu kişi...

Mutluluk verendir...

Şu dünyadaki sevilen kişi...

Sevmeyi bilendir...

Hayat bayram olsa...

İnsanlar ele el tutuşsa..." diye...

                                                                              

                                                                                      ***

Nedense bayramlar mutlu günler olarak görülür...

İnsanların mutlu yaşadığı, mutlu geçirmek istediği günlerdir bayram günleri...

Bütün herkes memnun, herkes neşeli, herkes mutludur bayramlarda!

Öyle olmasa bile belli etmemeli, mutlu görünmeli insan.

İnsanların çok sevindiği, çok mutlu olduğu bir olay karşısında "bayram sevinci yaşadım" demesi boşuna mı?...

Ya da bayram günlerinde yakalamışsa o sevinci, mutluluğunu "çifte bayram yaptım" diye nitelemesi.

Şarkıda olduğu gibi keşke her gün bayram olsa...

Keşke hayat bayram olsa...

Keşke insanlar her gün bayramda olduğu gibi el ele tutuşsa, birbirine sarılsa..

Ne var ki keşkelerle olmuyor; hayatı bayram yapamıyoruz...

Zordan öte olanaksız bir şey bu.

Bayram günlerinde bile gerçek anlamda mutlu olamıyoruz...

Sözlük anlamı, "bütün özlemlere, bütün isteklere eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç" ya da "insanın bir isteği, özlemi yerine geldiğinde duyumsanan sevinç" olan gerçek mutluluğu kolay mı yakalamak.

Hele üzerinde yaşadığımız bu coğrafyada, içinde bulunduğumuz koşullarda.

Yine de küçük şeyler bile mutlu edebiliyor insanı.

Hatta o küçük şeyler, mutluysa daha mutlu etmeye başlıyor insanı.

O küçük şeylerden neler neler yok ki çevremizde...

Hiç bir şey bulamıyorsanız, hayal kurun. Hayal kurmak bile güzeldir; rahatlatıyor, mutlu edebiliyor insanı.

Mutluluğun anahtarı da zaten hayallerde gizli değil mi?

 

                                                                                          ***

Bir ipekböceği düşünün...

Taze bir dut yaprağı üzerinde yumurtadan çıkan minnacık bir tırtıl olarak açıyor gözlerini dünyaya. Gece gündüz durmadan dut yaprağı yiyor, yedikçe büyüyor ve yetişkin bir insanın orta parmağının uzunluğuna ulaşıyor. Sonra bir çalıya tutunarak üst dudağındaki delikten incecik iplikler halinde ipek salgılıyor. Başı dönmeden ve dengesini hiç kaybetmeden üç dört gün hiç durmadan başını 8 çizer gibi oynatarak yaklaşık 130 bin kez dönüyor ve kendini oluşturduğu ipek kozası içine hapsediyor. Uzun bir uykuya yatıyor. İnsanlar kozayı kendi halinde bırakırsa iki iç hafta içinde kozayı parçalar ve bir kelebek olarak dışarıya çıkar. Çok iyi anımsıyorum; Samanbahça'da çocukken  ipekböceği besleyenler, ipek kozalarından çıkan ve hiç bir işe yaramayan, bizim o zamanlar "bumburiya" dediğimiz  bu kelebekleri biz çocuklara verirdi. Beslemeye çalışırdık ama hiç bir şey yemezlerdi. İpekçilik yapan insanlardan bazıları ne yazık ki, kendileri için yararlı bir şey bırakan o bembeyaz, sevimli hayvancıkların kendiliğinden dışarıya çıkmalarını beklemeden kozaları kaynar suya atarlar ve yok ederler onları.

Bunları niye yazdım?

Yalan dünya işte... Her şey geçici bu dünyada. İnsan dahil bütün yaratıklar, dünyaya gelir, görevini yapar, ömrünü tamamlar ve göçüp gider.

İpekböceği de öyle. Minnacık hayatı yoğun bir çalışma, bir şeyler üretme içinde geçti. Bir görevle, bir hedefle  geldi dünyaya. Kendisine verilen görevi yerine getirdi, hedefini gerçekleştirdi ve çekip gitti. Hiç şikayet etmedi. Kaynar suda haşlanacağını bile bile.

                                                                                             ***

Biz insanların da bir hedefi olması gerekmez mi bu dünyada?  Kendimize bir çekidüzen vermemiz, bir şeyler üretmemiz, arkamızda bir şeyler bırakmamız gerekmez mi? Öleceğimizi bildiğimiz halde.

Gelin bu bayram günlerinde bir ara vicdanımıza danışalım...

Davranışlarımızla ilgili yargıda bulunalım, ahlaki değerler üzerinde duralım...

Doğruyu ve iyiyi yapabiliyor muyuz?

Arkamızda insanların; en azından sevdiklerimizin, çocuklarımızın yararlanabileceği bir şeyler bırakabilecek miyiz?

İşte asıl mutluluk budur...

Tanrı geçinden versin, bir gün yaşama veda edeceğimizin bilinciyle dünyadaki görevimizi yapmanın, arkamızda iyi, güzel  bir şeyler bırakmanın mutluluğu....

İşte o zaman bayramlarda gerçek mutluluğu tatmış oluruz...

O zaman hayat bayram olur!

Tüm okurlarımın, bütün insanlarımızın, bütün Türklük dünyası ve İslam aleminin bayramını yürekten kutlar,

mutlu günler dilerim.  

                                                                                            

   546 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!
21 Kasım 2008, Cuma   Dostlar alışverişte görsün
20 Kasım 2008, Perşembe   Her işimiz yarı buçuk!
19 Kasım 2008, Çarşamba   Kim dur diyecek bu gidişata?
18 Kasım 2008, Salı   Allah garibi sevindirmek isteyince...
16 Kasım 2008, Pazar   "Halis tegge südündendir (!)bu mahallebiler"
15 Kasım 2008, Cumartesi   25 yıl önce, 25 yıl sonra
14 Kasım 2008, Cuma   İstenince oluyor işte
13 Kasım 2008, Perşembe   Aslında suçumuz büyük!... Hak ettik bu ağır cezayı!
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kıbrıs, barış, çözüm diye diye...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Biz de Dünyalı mı olduk

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Hükümetler kaça ayrılır





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital