Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Ergenekon, ampul, El Beşir

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Temmuz 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye, Ergenekon (yeni adıyla Agarta) tartışmalarının içine daldı. Nasıl çıkacağı belli değil. Kutuplaşma had safhada. Karşı grupta olanlar neredeyse düşman görülüyor. Taraflar birbirinin defterini dürmek istiyor. Bu durumdan ülkeye yarar çıkması mümkün mü? Değil. Tüm bu tartışmalar içinde Milliyet gazetesi köşe yazarı Osman Ulagay, 13 Temmuz tarihli yazısında, düşüncelerime tercüman olan bir değerlendirme yaptı. Okumayanlar için Ulagay'ın yazısını aktarmak istiyorum:

"Türkiye'nin içine sürüklendiği hesaplaşmaya entellektüel cephane taşıyan taraflara baktığımızda garip bir tablo çıkıyor karşımıza. Bir yanda, zamanın ruhunu yakalayamayan 'papağanlar' var. Dünyada ve ülkemizde yaşanmakta olan büyük değişimi göz ardı ederek kırk yıldır aynı ezberi tekrarlıyor bunlar. Karşılarında ise, entellektüel birikimlerini, yanan bir ampulün çekici gücüne kapılan 'pervaneler' gibi harcayanları görüyoruz.

Türkiye'de laik düzeni ve 'Atatürk Cumhuriyeti'ni koruma iddiasındaki kesimin, ezberlenmiş tepki ve davranış biçimlerini tekrarlayarak düştüğü acıklı durum ortada. Toplumu kazanma umudunun tükendiği noktada devletin kimi kurumlarını devreye sokarak ve askeri darbe dahil her yöntemi kullanarak ülkenin hâkimi olarak kalmanın iyice zorlaştığı noktada bocalayıp duruyorlar.

Ampulün çekim alanına giren 'pervaneler' ise, 'papağanlar'ın bocaladığı ortamda, ülkenin yeni hâkimi olma yolunda ilerleyenlerin sözcülüğünü yapıyor. Onlara göre, güçlerini ve konumlarını korumaya çalışan "darbeci" güçlerle, ülkeyi gerçek demokrasiye kavuşturacak "demokrat" güçler arasında bir hesaplaşma yaşanıyor şu anda Türkiye'de ve bu hesaplaşmada hangi tarafın tutulması gerektiği açık. Bu noktada "demokrat" güçleri savunmayanlar sınıfta kalacak.

Gerçekten bu kadar basit mi olay? Siyasi hayatımızı kısırlaştıran darbe geleneğine kalıcı bir darbe vurmanın zamanı çoktan geldi, buna kuşku yok. Ancak ampul ambleminin arkasında saf tutarak devletin tek hâkimi haline gelme çabasında olanların demokrasi anlayışına güvenmek mümkün mü acaba?

İktidardaki partinin, yani Adalet ve Kalkınma Partisi'nin felsefesini aynen paylaşmasalar da, özledikleri gerçek demokrasiye kavuşmak için şimdi ampule pervane olan aydınların bu soruyu göz ardı etme lüksleri yok çünkü baskıcı bir güçten kurtulmaya çalışırken başka bir baskıcı gücün yükselmesine yardımcı olma riskini üstlenmiş durumdalar."

Ulagay'ın değerlendirmesi böyle. Üzerinde düşünmekte yarar var.

* * * *

Uluslararası Ceza Mahkemsi (ICC) Savcısı Luis Moreno-Ocampo, Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir hakkında Darfur bölgesinde soykırım yaptığı, savaş suçu işlediği ve insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle dava açtı. İddianamede, El Beşir'in idaresindeki güçlerin en az 35 bin sivili öldürdüğü, çatışmalar yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalan insanlardan 80 bin ile 265 bininin ölümüne neden olduğu belirtildi. Ömer Hasan El Beşir'in Darfur'daki Fur, Masalit ve Zagava etnik gruplarına karşı devlet aygıtını, silahlı güçleri ve Cencevit milislerini kullanarak soykırım işlediği belirtildi. Savcı, El Beşir'i cinayet, Darfur halkını yok etme, işkence, tecavüz ve 2.5 milyona yakın insanı göçe zorlama nedenlerinden insanlığa karşı suç ve savaş suçu işlemekle itham etti.

İlk kez görevdeki bir devlet başkanına böylesi suçlamalar yöneltiliyor. Elbette, El Beşir bu suçlamaları reddediyor. Ancak, El Beşir artık hakkında tutuklama kararı istenen bir sanıktır. Peki, bu kadar ciddi suçlamalarla karşı karşıya olan bir kişiyi kısa süre önce konuk eden ülke hangi ülkeydi? Türkiye. Kapişonlu acaip bir kişinin Anıt Kabir'de El Beşir adına deftere yazı yazması olayını unutan var mı? Türk dış politikasının son dönemlerdeki en büyük gaflarından, hatalarından biri, Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir'i resmi konuk olarak ağırlamaktı. Bunun sorumluluğu iktidardadır. Türkiye şimdi, soykırımla suçlanan bir kişiyi konuk etmiş durumunda. Başka ülkeler El Beşir'i davet etmezken, ondan uzak dururken, Türkiye'deki iktidar niye böyle bir şey yaptı? Biri bize açıklarsa iyi olacak.

Bu noktada insanın aklına şu soru geliyor. Türkiye'yi Avrupa türü demokrasiye taşıyacağı söylenen bir iktidar, Ömer Hasan El Beşir gibi liderlerle niye sıkı fıkı? Eli kanlı bir diktatörle kucaklaşmanın, onu ağırlamanın manası ne? Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir gibi diktatörler, demokrasi düşmanları, niye el üstünde tutuluyor? Ulagay'ın deyimi ile "ampule pervane olan aydınlar" acaba bu konuda ne düşünüyor?

   674 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Eylül 2008, Perşembe   Müzakereler başlarken
31 Ağustos 2008, Pazar   Karadeniz ve Montrö
28 Ağustos 2008, Perşembe   Soğuk Savaş mı?
24 Ağustos 2008, Pazar   Stalin ve "ulusal sorun"
21 Ağustos 2008, Perşembe   Batı'nın Afganistan çıkmazı
17 Ağustos 2008, Pazar   Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?
14 Ağustos 2008, Perşembe   Kafkaslar'da yeni dengeler
10 Ağustos 2008, Pazar   Kafkaslar'da savaş
07 Ağustos 2008, Perşembe   Fransa ve Ruanda soykırımı
03 Ağustos 2008, Pazar   Belçika'nın geleceği



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Sere serpe

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Bedia BALSES

Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?

Beste SAKALLI

BİR EYLÜL KARŞILAMSI

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital