|
Futbol camiasında aslında alışık olduğumuz çıkar çatışması, karmaşa, ideallerden uzak, günübirlik politikaların egemenliğinde bir süreç yaşanıyor. 21 Haziran'da gerçekleşen genel kurulun üzerinden geçen bir aylık sürede sürpriz olmayan görüşme, istek ve iddialar var.
Seçimin hemen ertesinde "Her toplum lâyık olduğu biçimde yönetilir" başlıklı yorumumda bu gelişmelerin birçoğunun gerçekleşeceğini ifade etmiştim. 22 üye kulübün ki çoğunun alt liglerden destek verdiği Ömer Adal 2011 yılına kadar Futbol Federasyonu'nun başına gelirken, kısa vadede sunduğu projeler, uzun vadede de seçim sistemindeki temsiliyet konusu tartışılmaya başlandı.
Doğa boşluk tanımaz, eldeki mevcut seçim sistemi ile doğru adımlar atanlar değil, mavi boncuk dağıtarak alt ligleri koruyanlar göreve gelir. Bu açıdan yasada her kulübün bir oyla temsiliyet şartının değiştirilmesi için meclisin çalışma yapması gerekir. Futbolun uzun vadede atılım yapması, altyapı olanakları, kulüplere getirilecek kriterler ve denetim, kayıt altına girmek genel anlamda disipline edilmeyi sevmeyen yönetici profilimize ters geliyor. Futbol Yasasının yapılarak radikal adımların atılması, sistemin kurulması ve seçimlerdeki temsiliyet konusunda üst liglerin oy oranının artırılması kaçınılmazdır.
Kısa vadede önümüzdeki tabloya gelecek olursak; ucube olarak nitelendirdikleri, kulüpleri batırma noktasına taşıdığını iddia ettikleri Transfer Talimatı yürürlüktedir. Geceden sabaha federasyonun en çok 8 profesyonel futbolcu barındırma kararı, tepkilere göre karar üretme savını doğrulayan gelişmeyle en az 8 profesyonel futbolcu şeklinde değiştirildi. Alt liglerden transferlerde bedeller yükseltildi, futbolcuları ödeme süresi azami 45 günden 60 güne, doğru bir kararla çıkartıldı.
Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün'ün havuzu oluşturma konusunda protokol için zemin olmadığını açıklaması, dalgalanmalara neden oldu. Geçtiğimiz yıl yapılan protokolde şirketleşme konusunda bir gelişme olmaması, yasanın yetersizliğindendir, bu konuda ne geçmiş ne de şimdiki federasyonun ihmali yoktur. Ancak diğer kritik konulardaki maddelerde farklılıklar mevcuttur. Bu sezon son kez oynanması planlanan 3.Ligin kalkmasıyla üye sayısı 28 olarak murat edilmiş ancak şimdi 44'e yükselmiştir.
3. Lig'den 6 düşen takımın ligde tutulması da 2. Lig'e alınacak 2 takım için play-off oynatılması da altını çiziyorum skandaldır, seçime yönelik yatırımdır, uzaktan yakından futbol felsefesinde yeri yoktur. 2 ligde 28 takım düşüncesi, maç sayısının azaltılması, üst liglere doğru futbolcu akışı ile 1. Lig'in vizyon lig haline getirilmesi ve ekonomik anlamda havuzdan gelecek payın dilimlerinin büyümesini hedefliyordu.
Yabancı futbolcu sayısının arttırılması da bazı kulüplerin kısa vadede başarı hırsından kaynaklanan baskıdan ortaya çıktı. Bu karar kaliteyi ve seyirciyi olumlu etkilemez. Geçtiğimiz sezon takımların 3. yabancılarına bakılacak olursa, birkaç takım dışında yarar sağlamadıkları, beklenileni veremedikleri görülür. Son yıllarda yabancı kalitesi düşmüştür. Bu verilen para ile doğru orantılıdır, yöneticiler menajerlerin insafına bırakılmıştır. Sözleşmelerden dolayı bu yıl az sayıda futbolcunun serbest olması ve fiyatların yükselmesine, yabancıları arttırarak çözüm getirmek doğru bir yaklaşım değildir. Altyapıya önem verir gibi görünerek, yerli futbolcuların önünün kesilmesidir.
Gönyeli Kulübü Başkanı Bülent Yüksekbaş'ın açıklamasındaki çelişki durumu özetliyor. Gençlerimize önem verilmesini isteyen ve 4. yabancıya karşı çıkan Yüksekbaş'ın, kaliteli olan gençlerine hocaları geçtiğimiz sezon kaç dakika şans vermiştir? Oturmuş yerli kadrosu olduğu için Gönyeli 4. yabancıya karşı çıkarken, bu sezon başarıyı hedefleyen takımlar da yabancının daha da arttırılmasında diretiyor, çıkar çatışması sürüyor, kulüpler arasında olmayan birlik su yüzüne çıkıyor.
Futbol Şurası'nın kasım ayı sonunda toplanacak olması çözüm değildir. Spor Şuralarında alınan kararlara ve uygulamalara bakınız; Federasyonun zamana oynamadan, şurayı beklemeden, futbolun menfaatlerini gözeten önlemlerini ne yazık göremiyoruz. Tarafların siyasi tavırları, yakınlıkları, çıkarları bizi ilgilendirmez. Futbol penceresinden baktığımda sisli bir hava izliyorum.
Geçmişte eleştirilen ancak zaman en iyi ilaçtır ve ortaya çıkacaktır ki bir buçuk yıl çalışan federasyonla derneklerin oluşturduğu komitenin kararları, pratik, hızlı ve işlerlik bakımından gerçekçiydi.
Kulüp yetkililerinin federasyonun elinden statüleri belirleme yetkisini alma düşüncesi yanlış bir yoldur, kaş yapayım derken göz çıkarmaktır. Adal "Mevcut yapı devam edecek" derken, kulüp temsilcileri "Para yoksa lig başlamaz" açıklaması yapıyor. Ligin başlamasına 80 gün var, kuyuya atılan taşı 42 kişi çıkartmaya çalışıyor.
Tahminime gelince, federasyonun projesi yetersiz bulunarak, geçtiğimiz yıl uygulanan 2.5 milyon YTL'lik havuz sistemi oluşturulmayacak, ancak kulüplere birkaç parmak bal verilecek. 1. ve 2. Liglerdeki takımlara belirlenecek oranlarda katkı ve sezon sonu başarılarına göre ödüllendirme yapılacak. 3. Lige de örneğin hakem ücretleri katkısı ile ara formül bulunacak. Liglerin başlatılması ve yüksek seslerin alçaltılması yoluna yumuşak geçişle girilecek.
|