|
O hayatında en çok sevmeyi ve sevilmeyi sevdi –
Bir de kendi başınalığı –
Sevilay SADIKOĞLU
Her zaman sıradışı oldu...
Kimseye değil, hep kendine benzemeyi sevdi...
Kimse için istemedi yaşamayı, kendine yaşadı...
Seven de, sevmeyen de kimseye benzemedi diye sevdi veya kıskandı onu; ya da hep merak konusu oldu yaşantısı...
Acınmaktansa kıskanılmayı tercih etti...
Kaderine razı oldu, kimsenin kötülüğünü istemedi.
Kimsenin varlığına yerinmedi, yoksulluğuna üzüldü
Sözkonusu kendisi olunca, varlık veya yokluk onun için hiç farketmedi...
Aşk hayatı hep yarım kaldı.
Tanrı öyle olsun istedi belki...
Babasını sevdi en çok, kardeşini ve de dört fidanını...
Babası çok gençti öldüğü zaman. İlk ayrılık, ilk ölüm acısıydı yaşadığı. On beş yaşındaydı. Bir daha iflah olmadı yüreği. Hep buruk yaşadı...
Kardeşi baba özlemini paylaştığı tek erkek oldu.
Sonra bir gün o da başını aldı gitti uzak diyarlara...
Ayrılık yarı ölmekti... Aradığı zaman, ona ihtiyacı olduğu zaman yoktu yanında...
Sonra sevgilileri oldu...
Sevdi zannettikleri...
Gün geldi, onlar da bir nehir misali, kendi yataklarında akıp gittiler. Geride izleri ya kaldı, ya kalmadı...
Ve kocası...
Saygı duyduğu, inandığı, çok şey öğrendiği, bir görünüp bir kaybolan eşsiz bir rüya misali rengarenk dünyası...
Mutluluğunu, mutsuzluğunu, herşeyini paylaştığı...
Bir gün geride kocaman bir boşluk bıraktı, vakitsiz gitti, istemeden...
Ve geride dört can, dört fidan bıraktı...
Zehirli bir çiçek miydi sevdası?
Yıllarca sevmekten korktu...
Yıllarca kimseyi koklamadı, yaklaşmadı sevdiklerine...
Zehirlenmesinler diye...
Yıllarca yapayalnız kaldı dört cana, dört fidana rağmen...
Sonra alıştı yalnızlığa, sevdiklerinin yokluğu ona yalnızlığını sevdirdi...
Sevgilerinden, özlemlerinden kimsenin haberi olmadı. O hep uzaktan izledi, gizlice sevdi...
O sıradışı bir kadınmış...
Nasıl olmasın ki?
Kendi dünyasında aşkları, mutlulukları, hüzünleri ile yaşamayı seçen, yalnız ama sevgi saygı okyanusunda tek başınalığını yaşayan tuhaf bir kadın işte... Kime ne zararı var ki...?
Bazen yüreğine bir can siner. Kocaman bir sevda...
Sevda mı, alışkanlık mı bu bilinmez.
Her gün bir şekil verir sevdalarına, yeniden yaratır, yeniden tanır kendi kendini.
Tek kişilik dünyasında birilerine yer vermeye çekinir.
Belki korkar...
Ancak hiç imkansız yok onun dünyasında.
Ne istediğini bilir.
Sahip olması gerekeni de...
Elde edemeyeceğini bildiği hiç bir şey için ne zaman ne de emek harcamaz...
Yapabileceğinin en iyisini yapar, elinden gelen hiçbir şeyi esirgemez sevdiklerinden.
O sıradışı bir kadınmış...
Olsun varsın.
Kime ne zararı var ki?.. |