Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İşin kolayı, çek arabayı! (Bener H. Hakeri)
Lefkoşa'da Bedreddin Demirel Caddesi'nın yeniden asfaltlanma çalışmaları başladığında yoldan çıkarılan asfalt artıkları yer yer Sağlık Ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın kuzeyindeki boş alana tepecikler halinde küme küme döküldü. O güne kadar nedense oto galerisi ya da otopark yapılmadığına şaşırdığı bu alanda, bakanlıkla arsayı birbirinden ayıran tel çitin önünde uzun süreden beri duran beyaz boyalı 1972 yapımı Ford Cortina arabanın sağıyla solunda birer küçük dağ halinde asfalt artıkları vardı. Arabanın sahibi bunları gördüğünde:
   Perşembe 09:21
   7 Aralık 2006
Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Herhalde" diye düşündü, "caddeye yakın olduğundan bu artıkları ileride almak için döktüler."

Fazlaca düşünmediğinden ileride bu artıkları inişli yokuşlu, kimi yerleri çukur olan bu alanı düzeltmek için kullanacakları usuna gelmedi. İşe servis aracıyla gidip geliyordu. Arabayı, kimileri boydan boya yatay çizgilerle maviye boyamadan çok öncelerde arada sırada kullanıyordu ama çoktandır bir yerlerden benzin kaçırdığından, "tehlikelidir" düşüncesiyle sürmekten korkuyordu. Ne de olsa 'Mal canın yongasıydı' ve araba bütün eskiliğine karşın kullanılıyor; kullananın ayaklarını yerden kesiyordu ya!. Bir gün oradan, karşı taraftaki yoldan geçiyorlarken arazinin asfalt artıklarıyla kaplandığını gördü. Arabanın olduğu tarafa baktı, içerisinde bulunduğu aracın gittiği yönde; taşıtla bakanlık arasında ağaçların olmasından, bir de oradaki araba çokluğundan, Ford Cortina'yı göremedi. İşten döndüğündeyse oraya gitmeğe üşendi. İzinli olduğu ertesi günde bakmağı düşündü. Bu umursamazlığıyla "Bir günün farkı yoktu ki!" diye düşüncesini sürdürdü.

Ertesi sabah Lefkoşa'nın surlar içine gitmek için oradaki minibüs durağına vardı. Taşıt aracının yerinde yeller esiyordu. Doğu yönüne baktı yoktu, kuzeye baktı, yine yoktu. Bugüne dek çok kez cumartesi, pazar geceleri olduğunca gündüzleri de avlusundaki ya da kimi odalarındaki lambaların sönmediği Sayıştay binalarının bulunduğu yöne koşut park edilen arabalar arasında Ford Cortina'yı aramağa başladı.

- "Belki" diye düşündü, "Burasını asfaltlamadan önce asfaltladıkları o yöne şu ya da bu şekilde çekmişlerdir."

Böyle düşünmesi usa yakın değildi. Bir arabanın kapısını açmadan bir başka yere götürmenin ancak ve ancak bir çekiciyle olasıydı . Yine de telaş içerisinde gittiği oralarda da yoktu. Asfaltlı yoldan çıkarılan artıklarla asfaltlanan arazinin Bedrettin Demirel Caddesi'ne bakan yönünde asfaltlama işlerini yapan şirketin araçlarından birisiyle birkaç işçinin bulunduğunu gördü. Yanlarına yaklaştı. Selam verip selam aldı. Ford Cortina'nın daha önce bulunduğu yeri gösterdi:

- "Burada" dedi, "Ford Cortina marka beyaz bir araba vardı. Ne olduğunu gördünüz mü?"

İşçilerden arabada olmayan, aşağıda, kamyonun az ötesinde duranı, aracın numarasını sordu, söyledi.

- "Onu" dedi adam, "Belediye Zabıtası çekip götürdü."

- "Nereye?" diye sordu.

- "Sanayi Bölgesi'ndeki belediyeye ait araba parkına."

- "Bana bildirmeden, bir uyarı yazısını arabanın ön camına koymadan" dedi Ford Cortina'nın sahibi, "arabamı nasıl çekip götürürler?"

- "Bilemem" dedi adam, "Sanayi Bölgesi'ne giderek arabanı alabilirsin."

Bunu öyle bir üslupla söylemişti ki sanki oraya gitse hiçbir güçlük çekmeden, yalnızca adını söyleyerek arabayı geri alabilecekti. Bunun böyle olmayacağını adını bildiğince bilen adam, işçiye Belediye Zabıtası'nın nerede olduğunu sordu. Emekçi, Girne Kapısı'nda Kuğulu Park'ın içerisindeki binada olduğunu söyledi. Ford Cortina'nın sahibi:

- "İyi ki" dedi işçiye, "bunu öğrendim. Yoksa polise giderek arabanın çalındığına dair şikayette bulunacaktım."

Emekçi gülümseyiverdi. Bu gülümseyişiyle belki de içinden "Bu nasıl memleket?" diye de düşünmüş olabilirdi. "Yol kenarında olmayan, başkalarını engellemeyen bir yerde ki aracı, sahibini hiç uyarmadan nasıl çekip götürürler?" Acaba orada 1972 model Ford Cortina yerine bir zenginin son model Mercedes'i, BMW'su ya da başka marka bir araba bulunsaydı çekip götürürler miydi? (Hele sonradan bir müsteşaron bu arabanın buradan alınmasını söylediğini birilerinden öğrenmesi karşısında burada bir bakanın arabası olsaydı kıpırdatabilirler miydi? Bunu yapmağa mangal kadar yürek isterdi.).

Yapılacak tek şeyin Kuğulu Park'a giderek Belediye Zabıtası ilgilileriyle konuşmaktı. Minibüs durağına yürüdü. Çok beklemeden gelen minibüse girdi. Uzatmayayım; Girne Kapısı'nda Mücahitler Parkı önünde indi; Belediye Zabıtası'nın bulunduğu parka vardı. Oradaki surların tarihi özelliğine hiç mi hiç uygun olmayan yapıdaki daireye girerek selam verip selam aldı. Sorumluyla konuşmak istediğini söyledi. İçlerinden biri niçin aradığını sordu. Anlattı.

-"Çekme parasını öderseniz" dedi bir diğeri, "arabayı alırsınız."

- "Benden izinsiz, hiçbir uyarı yapmadan hem arabamı alıp götüreceksiniz, hem de üstüne üstlük para isteyeceksiniz. Sizin arabayı çektiğinizi orada sorup öğrenmesem; çalındığı için polise gitseydim n'olacaktı? Hiçbir ücret ödeyemem."

Kendilerinin bu konuda yetkili olmadıkları, adını verdikleri sorumlunun toplantıda olduğunu, onun karar verebileceğini, daireye öğleye doğru geleceğini ve gelip onu görmesini dediler. Adını, soyadını, çalışmakta olduğu gazetenin adıyla telefon numarasını bıraktı. Gelip sorumluyla görüşemezse durumu bildirmelerini rica etti.

Sözü, burada da uzatmayayım. Lefkoşa surlar içindeki ziyaretlerini bitiren, üstelik her ziyaret ettiği hatta yolda rastladığı her tanıdık kişiye Ford Cortina'nın bulunduğu yerden hiçbir uyarı yapılmadan Belediye Zabıtası'nca çekilerek Sanayi Bölgesi'ndeki araba parkına götürüldüğünü biraz da öfkeyle karışık bir heyecanla anlattı. Dönüşte Belediye Zabıtası'ndaki sorumluyu yerinde buldu, durumu ona da anlatıverdi. Sorumlu, anlayışlı birisiydi ki haklılığına karar verdi. Arabayı hiçbir ücret vermeden alabileceğini söyledi. Araba sahibi sorumluya makinistiyle temas kurarak, bir yerlerinden benzin kaçırdığından onarması için bugün değil yarına gerekli onarımı yaptırtabilmek amacıyla aldırabileceğini dedi. Sorumlu kendisininkiyle bir başkasının cep telefon numaralarını vererek bir şey olursa arayabileceğini belirtti.

Öykü içinde öykü anlatmak niye? Ford Cortina; ertesi gün bin bir uğraş, çaba sonucunda ancak gece karanlığında makinistin elemanlarından birisince alınarak ertesi gün onarıldı. İki gün sonra, ücretini sonra ödeyeceğini diyen sahibi tarafından alınarak bu kez apartımanın yan tarafına konuldu. Gel zaman git zaman, koskoca Ford'u oraya yerleştirmek, oradan çıkarmak araba sahibinin zoruna gittiğinden (Siz isterseniz buna "acemiliğinden" diyebilirsiniz.) Ford Cortina gene eski yerine ama bu kez minibüs durak yerinin yakınına konuluverdi.

İşin kolayını bulup arabayı çekenlere karşı ey okur bu kez Ford Cortina'nın başına gelenlerin bir boyanma, ardından Belediye Zabıtası'nca Sanayi Sitesi'ndeki araba parkına götürülmekle bittiğini sanıyorsanız, aldanıyorsunuz. Bu ülkede yıllardan beri insanımızın çoğunu esenliğe kavuşturamayanları başa geçirenler arasında bulunan kimileri arabaları da rahat bırakmamaktadırlar. Bunu da bir başka öyküde anlatıverirsem Namık Kemal'in Vatan (yahut Silistre) piyesinde Abdullah Çavuş'un dediğince "kıyamet mi kopar?".

Diğer Kültür-Sanat haberleri
12 Ocak 2008, Cumartesi   02:37   Ülkenin kültür sanatına hizmetler verecek bir bina yaratıyoruz
11 Ocak 2008, Cuma   01:36   YDÜ Tiyatro Kulübü, "Hizmetçiler" oyununu sunacak
08 Ocak 2008, Salı   03:02   Mağusa Sanat Tiyatrosu ilgi görüyor
08 Ocak 2008, Salı   02:59   "3 Kadın" oyunu kanser hastaları yararına sahnelendi
16 Haziran 2007, Cumartesi   10:13   Mehmet Ertuğ'dan bir kitap: Anılar Ve Alıntılarla Geleneksel Kıbrıs Türk Seyirlik Oyunları
13 Haziran 2007, Çarşamba   10:27   EŞEK KAFARLAR ( BENER HAKERİ )
02 Haziran 2007, Cumartesi   08:23   Al sana yılbaşı! *Bener H. Hakeri*
26 Mayıs 2007, Cumartesi   10:50   Hırisostomos (St. John Chrysostomos) Manastırı 'B. H. Hakeri'
12 Mayıs 2007, Cumartesi   10:44   Kıbrıs açıklarında Refah Şilebi'ni torpilliyerek kimler batırdı?
14 Nisan 2007, Cumartesi   09:34   Gazeteciler Birliği'nin kültür sanat geceleri sürüyor
   1626 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yorum Sayısı:   1
  Can Alta         - Savannah ,GA 04 Ocak 2007, Perşembe 18:00 
Cahilligimi bagislayin ama ben dunyanin hangi sehirlerinde arabalarin camina uyari konup sonrada beklenerek araba cekilir merak ediyorum.Bir cok ulkede ve sehirde araba cekilmesine sahit oldum ama hic boyle birsey gormedim ...Mesela yolu kapatan bir arabaya uyari yazilacak sahibinin gormesi icin gunlerce beklenecek ,kulaga pek mantikli gelmiyor gibi...


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital