|
Burayı ziyaret eden Cornelius Van Bruyn 1683'te şu bilgileri vermektedir:
"Şimdiki yapı hayli geniş olup sağlam bir duvarla çevrilidir; çağcıl yapıda odaları vardır. Yakın zamanlardaki bir yangından sonra, tekrardan inşa edilmişlerdir. Kilise 48 ayak uzunluk, 28 ayak genişlikte, iki kısımdır. Küçük bir kubbe altında yarı genişlikte İsa'nın resimiyle çevresinde başka figürler bulunmaktadır ki hemen hemen tümünün renkleri solmuştur. Duvara inşa edilmiş 8 sütun kubbeyi desteklemektedir. Mihrabı, 5 yıl önce; ağaç yaprakları, yaldızlarla süslenmiştir. Dağın tepesinde yıkıntıları görünen yapıyı inşa eden bir pırenses kilisede gömülü olup nedimelerinden ikisi sağıyla solunda gömülüdür. Kilisede, 14 adım yükseklikte ufak güzel bir mağara vardır ki bu mağarada Türkler'in altın dolu bir sandık buldukları söylenmektedir. Manastırda yıkılmış küçük bir şapel vardır. 36 ayak uzunlukta, 18 ayak genişlikteki oda aşevi olarak kullanılmaktadır. Bu rahibe manastırı yönetiminde 3 papazla 11 keşiş bulunan bir bekçi-papaz tarafından yönetilmektedir.Manastırın içerisinde az sayıda portakal ağaçlarıyla bir bahçe yer almaktadır."
Manastırın kuruluş öyküsünü de (Hırisostomos Manastırı'nın Kurulmasıyla İlgili Öykü maddesine bkz.) anlatan Cornelius Van Bruyn, pırensesin dağın doruğunda adada tümüyle efendi olmak üzere çaba gösteren Templarlar'ın zorbalıklarından kurtulmak için yaşadığını kaydetmekte, öyküyü az ileride verdiğim gibi sürdürmektedir.
1728'de Kıbrıs'ta bulunan bir başka gezgin Pococke'da Bufavento Kalesi'ni adını anmadan "Yüzbir Evler" demekte manastırın kuruluş öyküsünü biraz farklı anlatmaktadır:
Cüzamlı olan bir Kıbrıs kıraliçesinin burayı havasının güzelliğinden ötürü seçtiğini, aziz John Hırisostomos (Chrysostomos)'un kendisine aşağılarda bir manastır inşa etmeği öğütlediğini anlatmaktadır. Bu öğütü yerine getirdikten sonra kıraliçenin cüzamdan kurtulduğunu yazmaktadır. Başkaları da burada bulunan pınardan yıkandıklarında sayrılıklarını geçirmektedir.
Burada iki kilise vardır; birisi St. Helena Kilisesi'dir ki yıkıntı halindedir. Öteki, her yanı resimli küçük kubbeli St. John Hırisostomos'a ilişik olandır. Ön tarafında parmaklıkları gayet güzeldi; üç kapısı, kapılarının üzerinde mermerden kapıeşiği, katlanabilir kapıların ardındaki duvarlar süslüydü, burada dipte kıraliçenin tacının saklandığı bir yer vardı.
Bugünkü bina topluluğunda iki kilise yanyana olup birisi kabaca 1891'de onarılıp eski durumuna getirildi. Her iki kilise de Doğu Roma (Bizans) döneminden kalmadır. Kuzeydeki eski kilise St. Konstantin, St. Helena diye adlandırılmaktaysa da genelde St. Helena denilmektedir. Bir Rus gezginine göre Kutsal Üçleme "Teslis" (The Holy Trinity) Kilisesi diye de adlandırılmaktadır.
Manastırın İ.S. 1050'de yapıldığı, adını güneyindeki Antakyalı St. John Hırisostomos'tan aldığı kaydedilmektedir. Bu kilise, St. John Hırisostomos Kilisesi'nin kubbesi fıresklerle süslü olup 1891'de restore edilendir ki bu onarımla yeniden yapımlarda özgün yapı hayli değişmiştir. XVIII. yüzyıla tarihlenen görkemli kapısını bir mermer çerçeve çerçevelemekte; bu arada asma yaprakları şekilli süslerin olduğu belirtildiği gibi aynı zamana tarihlenen tahta kapıda işlemelerin olduğu, adada bulunan bu en güzel ahşap kapının tek çivi kullanılmadan yapıldığı bilinmektedir. Her iki kapının süslemeleri Lefkoşa'da yapılan Valilik Binası için kopye edildi. Söylentilere göre bu manastırdaki kapı 1974 sonrasında çıkarılarak çalındı.
Kilisedeki önemli ikonlardan biri 1500'lerde yapılandır. Bu ikonda Antonio'yla Maria di Moline görülmektedir. Maria di Molino bir Venedik soylusuyla evliydi; bu kilisede iki hizmetkarıyla gömülüdür.
Kutsovendi (Güngör)'yle manastır arasında iki kilisenin yıkıntıları bulunmaktadır. Büyüğü, bir Bizans kilisesi olanı Kutsovendi'nin Bakire Meryemi'ne kutsanmıştır; güney duvarında beyaz ata binmiş aziz Yorgos (St. John, Ayyorgi)'un resimi, bu kilisenin güneyinde kiliseye bitişik bir şapel ya da tamamen ayrı bir kilisenin kuzey duvarında Rupert Gunnis'in yazdığına göre İsa'yla ilgili IV. yüzyıla ait iyi durumda bir fıresko bulunmaktaydı. Gunnis, bunun yazla kış günlerindeki görüntüsünü uzun uzun anlatmaktan geri kalmamaktadır.
Manastırdan, iki saatlik yürüyüşten sonra Bufavento Kalesi'ne çıkılmaktadır.
Deniz Kapısı Porta del Mare)
Mağusa'daki Venedikli kaptanlardan (yüzbaşı) Nikolo Pırioli (Nicolo Prioli) tarafından 1496 yılında yapılan bu kapı bugünkü Gazimağusa kentine eskiden girişi sağlayan özgün ikinci kapıdır. Güzel bir mimari yapıya sahiptir. Zencirle indirilip kaldırılan demir parmaklıklı kapı Türkler, zencirlerin hareketini sağlayan demir parçaysa Venedik zamanından kalmadır.
Kapının denize bakan üst tarafına Nikolo Pırioli'nin adıyla arması 1496 tarihini taşıyan bir taş, kent içine bakan yönüneyse az ilerisinde tarihlenemeyen bir taş arslanla iki yavrusu vardır.
Sevda şiiri
K, S'ye sevdalı,
S'ninse başkasında aklı.
A'dır sevdiği S'nin delice,
A da F'yi seviyor nedense.
F'nin sevdalandığı K'dir yıllardan beri,
Onunsa yoktur bundan haberi.
Of be! Bu nasıl sevda şiiri;
Bunlar birbirini sevmiyor ki!
B. H. Hakeri
YANLIŞ -DOĞRU
Gerçekleştirmek
Gerçekleştirmek "Soyut düşünceyi somut gerçeğe dönüştürmek" yani eskilerin deyişince "kuvveden fiile çıkarmak: Düşünceyi eyleme dönüştürmek"tir." Gerçekleştirme sözcüğünün yapısı olumludur ve "bir şeyi gerçekleştirmek" başarıdır, alkışlanır.
Buna göre "......da gerçekleşen kazada beş kişi hayatını kaybetti." demek niye? Kaza beklenen bir olay değil ki gerçekleşsin. Kaza bir anda olur, oluşur, meydana gelir.
Camii - camisi
Neden kimileri "camisi" "camisinde" sözcüklerini hâlâ Arapça kurala uyarak "camii" , "camiinde" olarak yazmaktadır, şaşıyorum. Üstelik bir de "camii" yerine "camisi" yazılmasını da yanlış saymaktadırlar.
Logar - rögar
"Kanalisazyon işçilerinin bakım tamir çalışmaları için yollarda açılan, zemin düzeyinde kapağı bulunan çukur" anlamıdan olan rögar (regard) sözcüğü yanlış olarak logar olarak kullanılmaktadır. |