|
Ülkemiz, her ne kadar güllük gülistanlık gösterilmek istense de doğru değildir. Küresel ekonomik krize rağmen bazı alanlarda ‘inadına yatırım’ oluyorsa da, yeterli değildir ve parmakla gösterilecek kadar da azdır. 2012 yılının ilk ayını geride bırakırken, genel tabloya bakıldığında; bazı sektörlerin sorunlarla boğuştuğu, vatandaşın satın alma gücünün daha da düşmekte olduğu net biçimde görülebilir. Yüzlerce ton narenciye, ‘kalıntı madde’ içerdiği gerekçesiyle Mersin Gümrüğü’nden geri dönüyor. Yazık değil mi o ürüne, masrafa ve emeğe?.. Bu konuda ‘suçlu ayağa kalk’ denilebiliyor mu?.. Diğerlerinin yanı sıra, Güzelyurt esnaf ve zanaatkârı da zor durumda… Hiç olmazsa Resen vergilerin kaldırılmasını talep ediyorlar. Haksız mılar?.. Dünyanın hiçbir ülkesinde yaşanmayan bir ilk KKTC’de yaşandı ve öğrenci, en doğal hakkı olan karne almaktan bile men edildi. Notlarını öğrenemedi… Bu keyfi karar karşısında hükümet ne yaptı? İtibar mı kazandı, itibar mı kaybetti?.. Elektrik ile telefondaki eylem ve grevler nedeniyle geçtiğimiz günlerde halkın uğradığı mağduriyet de aynı şekilde değerlendirildiğinde, ortaya nasıl bir sonuç çıkar?.. Kazanç mı, kayıp mı; itibar mı, değil mi?.. Gelmek istediğimiz nokta, Vakıflara ait 200 dönümlük arazinin yılda 100 TL’ye kısa adı KİSAV olan ‘Kıbrıs İlim, Ahlak ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na kiralanmış olması ile ilgilidir. Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, (UKÜ) söz konusu Vakıf arazisini kiralamak için 20 yıldır uğraş verdiğini, ama başaramadığını açıklarken, durumu ‘hayret verici’ olarak niteledi. Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş da, yüz binlerce liralık arazilerin beleşe peşkeş çekilmesinin düşündürücü olduğunu ifade etti. Özkardaş, Haspolat bölgesindeki bu değerli araziyi 417 bin Sterlin teklif edenlere vermemekle neyi amaçladığını sordu. Başbakan İrsen Küçük ise, araziye külliye ve özel kolej yapılacağını açıkladı. Vakıfların, Kıbrıs Türk toplumuna kazandırılması hiç de kolay olmamıştır… Başta Kıbrıs Türk Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük olmak üzere; arkadaşları, bu uğurda yıllar boyu amansız bir mücadele vermişlerdi… Bu olay, KKTC’nin kuruluşundan farksızdı. 15 Nisan 1956’da Vakıflar binasının önünde toplanan ve Sarayönü’ne taşan coşkulu kalabalık, büyük bir zaferin sevincini yaşıyordu… Hele binadaki İngiliz bayrağı indirilir ve yerine Türk bayrağı çekildiğinde heyecan son haddine varmış, Lefkoşa alkış tufanıyla çınlamıştı… O güne kadar Vakıflara ait araziler Rumlara peşkeş çekiliyor, Türkler de uzaktan bakıyor, hava alıyorlardı… İşte bu nedenlerle Vakıflar İdaresi’nin Kıbrıs Türk toplumuna devredilmesi çok büyük bir olaydı, o güne dek elde edilen en önemli mevziydi… Kıbrıs Türkü’nün kaderinde bir dönüm noktasıydı 16 Nisan 1956 tarihi… Geçmişten bu güne Vakıflar İdaresi iyi yönetilebildi mi?.. Hem yönetildi, hem de yönetilemedi… Vakıfların kendine ait yasası ve uygulamaları vardır. Zenginliği tartışılamaz. Hayır maksatları uğruna, din, iman uğruna dilediği araziyi sembolik bir miktara kiralayabilir. Nasıl ki çeşitli bölgelerde çiftçilere her yıl bazı araziler icar ediliyor, herhalde bu da öyle oldu. Ama emin olun o 3 dönüm tarlayı icar eden çiftçi belki de 100 TL’den çok daha fazlasını ödemektedir. İster külliye olsun, ister çarşı merkezi, ister okul veya cami, isterse fakirhane olsun… Hatta huzurevi bile olabilir. Ama o projeler gerçekleşinceye kadar yıllık kira bedelinin sadece ve sadece 100 TL olması tuhaf kaçmaz mı?.. Dedikodu konusu olmaz, eleştirilmez mi?.. KKTC dediğin sanki de o kadar büyük bir araziye sahip ki, her önüne gelene ver ver tükenmiyor mübarek… Bunun adına bağış mı, kira mı dersiniz, peşkeş mi dersiniz bilemeyiz. Ancak dayatma bile olsa, ne amaçla da olsa, 200 dönümlük bir arazinin yıllık kira bedeli 100 TL olabilir mi?.. Bu tür kararlar, talep edenleri ve alanları sevindirse de, Vakıflar’a itibar mı kazandırır?.. Vakıflar İdaresi’nin de bazı kararları verirken kılı kırk yarması gerektiğine inanıyoruz. Sonuçta Kıbrıs Türkü’nün sahip olduğu topraklar bu kadar da ucuz olmamalıdır. Karşı taraf mal-mülk konusunda bastırırken, bizim kendi bölgemizdeki toprağın değerini sıfırla çarpmaya hakkımız yoktur. Nihayet bu toprakları vatan yapan şehitlerimiz de 100 TL kiralar uğruna kan akıtmış, can vermiş değillerdir. Bu ince ayarlara son derece dikkat etmek ve duyarlı olmak, Vakıfların olduğu kadar, hükümetlerin de görevidir!..
|