|
Futbolda psikoloji hemen hemen her şeydir. Öyle birşey ki, bazen kendinize çok fazla güvenerek küçümsemeye gider ve yanılırsınız, bazen de fiziken her şeyiniz tamam olup da kafada mağlup başlarsınız maçlara.
Dünkü Lapta-Çetinkaya maçı da bu psikolojik etmenlerin fazlası ile belirleyici olduğu bir karşılaşma oldu. Elbette ki iki takımın hafta arası 120 dakikalık kupa maçlarının yorgunluğunun belirtilerini de hesaba katarak konuşuyorum.
Ligin ikinci yarısında oynadığı çok zorlu maçlardan yüz akı ile çıkan Lapta, rakibi Çetinkaya'nın zor durumunu ve son dönemlerdeki futbol kapasitesini küçümseyerek maça başladı. Bulduğu gol de bu düşüncelerine ilaveten takım üzerinde bir rahatlama getirdi. İddia ediyorum Lapta'nın 1. ve 2. golleri arasında Çetinkaya'nın bulduğu net pozisyonları minik ve yıldız takım oyuncuları gole çevirebilirdi. Ancak Salih'in attığı süper golden sonra aklı başına gelen Lapta, art arda bulduğu gollerle ilk yarı bittiğinde maçı da bitirmiş oldu. İkinci yarıda ise Hüseyin Küsbeci'nin eski takımına gol atma derdine düşmesi ve çok net pozisyonlarda egoistçe davranması sonucunda Lapta, Çetinkaya'nın 78 yıllık tarihindeki en farklı mağlubiyeti tattırma şansını kaçırmış oldu.
Orta sahada geçen haftaların aksine Iyonko Penev başarılı bir oyun ortaya koyarken, yıldız oyuncu Dima beklenenden uzak ve düşük tempolu futbolu ile hayal kırıklığı yaşattı. Siyahi golcü Schafe ise her hafta üstüne biraz daha koyarak oynadığı futbol ile göz doldurmaya devam ediyor.
Çetinkaya'da ise sezon çoktan kapandı. Oynadıkları bu tip maçlarda tek dertleri anormal skorlarla mağlup olmamaları olmalı. Çünkü gerçekten de oyuncuların oynamak için göstermeye çalıştıkları hırs, üzerlerindeki baskı ve karamsarlık ile yönetimsel ve maddi sorunlar arasında sona eriyor. Bu durumda da ne oyunculara sitem edecek yüzü bulabilen yöneticiler olabilir ne de teknik adam. Bu noktada futbolcuların kendi kariyerleri ile bağlantılı olarak efsane kulübün düştüğü durumu algılamaları ve ona göre bu sıkıntılı süreci gidermeleri gerekiyor. Tabii bunun, futbolcuların insiyatifinde olan bir durum olması gerçekten üzücü. Koskoca Çetinkaya yerlerde sürünüyor. Açıkçası benim de içim "cız" etmiyor değil hani.
Son bir nokta da Çetinkaya takımını desteklemek için tribünlerde bulunan genç takım ağırlıklı tezahüratcı gruba. Takım mağlup durumdayken paslaşmalar esnasında "oley" çekmek o takım oyuncuları ile dalga geçmek demektir. Böyle bir rezaleti açıkçası hiç görmemiştim. Bir ara yerinden kalkıp "ne yapıyorsunuz" demek istedim, ama istifa etmiş yöneticilerin bu olayı umursamadığını gördükten sonra söylenecek hiçbir şey olmadığına karar verdim. Çetinkaya kendi sorunları içinde boğulmuş zaten.
Efsanenin kelime anlamı "olağanüstü olayları ve varlıkları konu edinen hayali hikaye, söylence" demek. Sanırım Çetinkaya tam da şimdi gerçek anlamı ile efsane oldu.
|