|
Sivil Toplum kuruluşları ilgili oldukları alanlarda yaptıkları çalışmalar, verdikleri fikirler ve gerçekleştirdikleri etkinliklerle gerek kamuoyunun dikkatini çekme gerekse de yetkililerin atladığı, beceremediği, düşünemediği veya planlayamadığı çalışmaları gündeme getirmek konusunda çalışması gereken kurumlardır. Bu kurumlardan bazıları sırf laf olsun veya siyasi bir karargah olsun diye kurulurken, bazıları da gerçek anlamda örgütlenmesi ile toplum adına girişimlerde bulunarak ilgili olduğu konularda "ışık" verebiliyor.
Bu konuda bağlı bulunduğum dernek olan Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği'nin çalışmalarını yakınen takip ediyor ve takdir ediyorum. Spor camiası içerisinde gerek bağımsız duruşu gerekse de düzenlediği etkinlikler ile söz sahibi bir dernek olmayı başarabildiler. Bu övgüyü de ne yalakalık, ne de bir rantım olsun diye yazıyorum. Amacım 3. kez düzenlenen Londra Kupası hakkında söyleyeceklerimin başlangıç basamağı olması nedeniyledir.
3 yıl önce KTSYD'nin fikir öncülüğünde tasarlanan ve Başbakanlığın girişimleri ile düzenlenen Londra Kupası spor dünyamızda yeni bir heyecan yaratmıştı. İlk organizasyon nedeni ile belli aksaklıklar elbette ki "bardağın dolu tarafına" bakılması hasebi ile göz önünde bulundurulmamıştı. Öyle de olması gerekiyordu. O nedenledir ki maçların oynandığı Waltham Forest Stadı'nın ülkemizdeki futbol stadlarından daha kötü olduğu gerçeği ön plana çıkmıştı, ne de düzenlenen organizasyonun tam anlamı ile amacına ulaştığı sorusu yanıt bulmuştu.
Bu noktadan hareketle bir organizasyon eğer geleneksel hale getirilmişse, düzenlenen etkinliğin gerek standart gerekse de taşıdığı misyon anlamında daha ileriye götürülmesi gerekiyor.
Geçtiğimiz yıl 2. kez Waltham Forest Stadı'nda düzenlenen maçlardan sonra KTSYD Başkanı Mustafa Özsoy ile hemfikir olduğumuz konulardan biri de çok daha modern, görkemli ve kapasiteli bir stad bularak futbolcularımızın bu yerlerde oynamasını sağlamaktı. Bu kapsamda da Özsoy'un kişisel girişimleri ile Leyton Orient Stadı'nın bu yılki organizasyonda kullanılması çalışmasını gün gibi hatırlıyorum. Ancak bu çalışmaları yapması gereken Futbol Federasyonu ve diğer yetkililer tüm kış uykuya yatar gibi gerekli çalışmaları yapmadan, mevcut kontaklarla aynı formatta bir organizasyon düzenleyerek Londra ruhunu öldürdüler.
Bu konunun yanında Londra Kupası'nın amacının da sorgulanması gerekiyor. Yurtdışında yapılan bir organizasyondaki bazı önemli dinamikler sözkonusu. Bunlardan birincisi ambargo altında sıkışan futbolcularımızın yurtdışında kendilerini gösterebilmeleri. Ancak gördüğümüz kadarı ile ne bir menejer ne de bir İngiliz takımı temsilcisi veya "scout" dediğimiz futbolcu avcısı hiçbir maçımızı izlemedi. Suç onların mı ? Elbette hayır, bu organizasyon için böyle kişilere ne bir davet gönderilmiştir ne de bir lobi çalışması yapılarak maçları izlemeleri sağlanmıştır. Bu durumda da organizasyon nihai hedeflerinden birinde sınıfta kalmıştır.
İkincisi, düzenlenen bu maçları izleyen seyirci sayısı oldukça düşük. Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısı ülkemizdeki yurttaşlarımızdan çok daha fazla. Bu durumda neden bu maçlara yeterli rağbet gösterilmedi. Bu konuda birinci suç, "vatanımızı çok özledik, askerlik yasası düzenlensin, Londra'da daha çok etkinlik olsun" diyen Londralı kesimin. Kıbrıs'tan gelen takımlara ve idarecilere bu kadar düşük ilgi göstermeleri şaşırtıcı. İkinci suç bu organizasyonu yeterince duyuramayan veya kampanya haline döndüremeyen organizasyon yetkililerinde. Bu işler fotoğraflarda poz verip, ödül almakla olmuyor açıkçası. Sözüm biraz da Londra temsilcilerimize.
Son skandal ise kafile ile ilgili. Özellikle Gönyeli'nin 18 futbolcu ve 12 idaresi ile Londra'da bulunması hatta Gönyeli Muhtarı'nın bile Londra'ya gitmesi organizasyonu suistimal etmekten başka birşey değildir. Oldu olacak 12 kişilik idareci kadrosu bir de veteranlar maçı yapsa. En azından bir savunulacak mazaret olur.
Sonuç olarak gelenekselleiştirilen ve her yıl çok daha ileri taşınması gereken bir organizasyon eğer olduğu yerde sayıyor ve amacından saparak "tatil" formatına getiriliyorsa bu organizasyonu düzenleyenlerin silkinip kendine gelmesi gerekiyor. Devletin parasını bu şekilde har vurup harman savurmak ve aynı bağlantılarla iş çevirip bir de başarılı gibi göstermeye çalışmak. Arkadaşlar, gerçek acıdır ama "sınıfta kaldınız".
|