|
“Kıbrıslı Türkler, balık tutmasını bilmez” diyenler vardır... Doğru mu?.. Kesinlikle değil... Bilmeden konuşuyorlar da onun için... Dünya ticaretinde ilk 10’a yükselen Kıbrıslı Türkleri unutarak konuşuyorlar... Kıbrıs’ı terk etmek zorunda kalan ve dünyanın değişik ülkelerinde banka yöneten, büyük şirketlerde söz sahibi olanlardan haberleri yok da ondan... Türkiye’ye ilk defa renkli televizyonu kimin götürdüğünü de bilmeden konuşuyorlar... Üstelik bu boş konuşmaları yapanların önemli bir kısmı da KKTC’yi yönettiğini sanan siyasilerdir... İkide bir “Bize balık tutmasını öğretin, avuç açmaktan kurtulalım” diyorlar... Halbuki; balıkçımız çok... Ama sen onu göremiyorsun... Denize açılmak ve avlanmak isteyen balıkçıya olta satışını yasaklıyorsun... Vergi muafiyeti, düşük faizli kredi, alt yapı desteği isteyen yerli yatırımcının karşısına bürokratik engelleri ve işe yaramaz yasaları çıkarıp, binbir dereden su getiriyor ve sonuçta yardımcı olmuyorsun... Dıştan gelenin projesiz teklifine anında ‘OK’ diyorsun... Yerli veya yabancı yatırımcıların bir kısmına ayda 20 bin TL su faturası gönderirken, bir başkasına denizden arıtma sistemi kurup, parasını da sen ödüyorsun... Bizlere yaşatılan bu garip durumu bir başka örnekle açmak istiyorum... Amerika’da 30 yıl süreyle kaptan pilot olarak görev yaptınız... Sonra KKTC’ye geldiniz ve burada yaşamaya başladınız... Kendi hava yolu şirketinize katkıda bulunmak için görev talep ediyorsunuz... Ama size uçak veren olmuyor... Uçak yoksa, pilotluk yapamazsınız... İflas eden KTHY’de nelerin yaşandığını unutmayalım... Bırakın kaptanları, personel müdürlüğü için dahi uzun yıllar dıştan emekli insanlar getirildi... Ticaret müdürü, işletme müdürü, teknik müdür, halkla ilişkiler müdürü... Bir yığın makam oluşturdular, dıştan adam getirip bu makamları doldurdular... İhalesiz binbir iş sonrasında hayatını sonlandırıp, ardından helvasını yaptılar ... Kıbrıslı Türkler; bugünkü çöküşün sorumlularını dışta aramasınlar... Yaşadıklarımızın çok büyük bir kısmı kendi kendimize yaptıklarımızdır... Hasan’ı kıskanıp, yatırım yapmasına engel olanlar, hatta elindeki varlığı yok etmek için uğraşanlar, bir başkasına şapka çıkardılar... Vakıflar İdaresi’nin son arazi tahsisinde yaşananlar en somut örnektir... Ortada hâlâ ne bir plan, ne de bir program var... Sadece masa etrafında söylenenlere inanıp, paha biçilmez değerdeki 200 dönümlük araziyi yılda 100 TL karşılığında teslim ettiler... Plan ve projesi olmayan hiçbir şey inandırıcı değildir... Bu tür teklifler, kabile yönetimlerinde dahi dikkate alınmaz ve çöpe alınır... Ama burası KKTC... Dünyada eşi ve benzeri yoktur... Hiçbir zaman olmayacak da...
|