|
Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir. Utancından dolayı yanakları kızaran bir insan, gerçekten ve hâlâ insan olduğunu gösteriyor demektir.
Ne yazık ki, şimdi utanmaktan utanan bir nesil yetişiyor.
Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir nesil...
Utandırması gereken, ahlâksızlık, faziletsizlik, haksızlık, merhametsizlik ve sevgisizlik değil midir?
Şimdi, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanıyorlar, eksik ve noksan olarak görüyorlar.
Şimdilerde, giderek utanmaya yabancılaşan ve hatta bazı kesimlerde maalesef UTANMAKTAN UTANAN bir nesli hep birlikte ayan beyan görmekteyiz.
Güzeller Güzeli Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Hayâ imandandır" buyurur... Ancak günümüzde, hayânın bir insani güzellik olarak yaşanılması bir yana, artık kelimesi de dilimizden ve lugatimizden kalkmaktadır.
Sahi, dilimizde kaldı mı hayâ? Ya hayatımızda...
Dilimizde olmayan hayatımızda bulunur mu ki?...
Görürcesine bir Allah ve ahiret imanı yoksa, ne utanma kalıyor, ne de hayâ... Çünkü insanı sınırlayan ve kurallara bağlayan imandır.
İnsan, Allah'tan uzaklaşıp da nefesinin kölesi olmayan yönelince, birçok insani özelliklerini de birer birer terk etmeye başladı. Fakat en önce ve hemen terk ettiği güzellik, hayâ duygusu oldu. Haya gidince ne ayıp kaldı, ne de günah. Ne yapsan caiz, ne etsen uygun, nasıl yaşasan güzel.
Allah'tan ve insanlıktan uzaklaşan insanın yaklaştığı yer, utanmanın bittiği yerdir. Böyle bir insan haksızlıktan utanmıyor. Kan dökmekten, hırsızlıktan, kalp kırmaktan utanmıyor, ve bu sebeple de her hayâsızlığı yapmakta kendini serbest hissediyor.
Böylelerine, AR DAMARI ÇATLAMIŞ denirdi. Ar damarının çatlaması, insanı insanlıktan çıkarır. Çünkü utanmaktan uzaklaşır ve artık yüzü hiç kızarmaz olur.
UTANMIYORSAN, dilediğini yap. Bu hakikat aslında bütün peygamberlerin ve Allah dostlarının ifadesidir.
Yalancı yalanından utanmıyor. Hırsız da hırsızlığından...
Bizi de, utanmazlığın normal kabul edildiği bir yaşanılmaz, haksız, kaba ve katı bir hayat karşılıyor.
İnsanlığın çektiği belâların temelinde, daima utanmazlık vardır. Müminin mizacında hayâ vardır. Yüce Yaratıcı'nın huzurunda kurulacak olan o Büyük Mahkeme'de utanmamak için, bu fâni hayatta çok mahcup olur, fazla utanır ve her halinden hayâ sezilir.
Her ortamda ve her zaman, hayâda hayır, iyilik vardır.
|