Kalın bağırsak kanseri ve risk faktörleri

Uzm. Mine Çağlar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Ocak 2012, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Bağırsak kanseri, erken tanısı, korunulabilmesi ve erken tanı ile tedavi şansı mümkün olabilen bir kanser türüdür. Bağırsak kanserleri içerisinde kalın bağırsak kanseri, kadın ve erkekler arasında sıklıkla görülen bir kanser türü olup, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanser türleri içerisinde sıklıkla görülmektedir.
  Kanser hastalığının nedenleri ve hastalığın oluşmasında rol oynayan risk faktörlerinin neler olabileceğinin bilinmesi en ilgi çekici konuların başında gelmektedir. Bu bir gerçektir ki, kanser hastalığının nedenlerinin iyi bilinmesi hastalıktan korunmanın ilk ve ana temelidir. Bu nedenden dolayı, kanser konusunda araştırma yapan birçok bilim adamının üzerinde durduğu önemli konularından bir tanesi de, toplumlarda kanser hastalığına yakalanma olasılığını arttıran “risk faktörlerinin neler olabileceği” konusudur. 

 


 


   Diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi kalın bağırsak kanserinin de oluşumunda rol oynayan ve hastalığın meydana gelme olasılığını arttıran tüm iç ve dış faktörler “risk faktörleri” olarak tanımlanmaktadır. Kalın bağırsak kanserinin oluşumunda önemli rol oynayan risk faktörleri de iki büyük grup altında toplanmaktadır. Bunlardan ilki, “genetik risk faktörleri”, ikincisi ise “çevresel risk faktörleri” dir. Genetik risk faktörleri olarak tanımladığımız faktörler, atalarımızdan bizlere, bizlerden de gelecek nesillere aktardığımız kişiye özgün karakteristik özellikleri içeren “genetik miras”ımızdır. Genetik risk faktörlerimizi değiştirme şansımız maalesef yoktur...
 

   Yeri gelmişken şunu da belirtmek istiyorum ki bu ifadede, ailesinde kanser hastalığı görülen kişilerde kanser hastalığı gelişeceği anlamına gelmediği gibi, ailesinde kanser hastalığı olmayan kişilerde de kanser hastalığı gelişmeyecektir, anlamı da taşımamaktadır. Ailelerinde özellikle de 1. kuşak akrabalarında kanser hastalığı olan kişilerin, ailelerinde kanser hastalığı olmayan kişilere göre, hastalığa yakalanma risklerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Genetik risk faktörlerinin kanser hastalığının oluşumundaki rolünün %20 olduğu bildirilmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle ailesel (herediter) kalın bağırsak kanseri hikayesinin olması kişide hastalık riskini anlamlı derecede artırmaktadır. Ailesel (herediter) kalın bağırsak kanserlerinin tüm vakaların ancak %6-10’unu oluşturduğu da ayrıca belirtilmektedir.
   Kalın bağırsak kanserinin oluşumunda bir diğer önemli faktör de korunulabilmesi mümkün olabilen “çevresel risk faktörleri”dir. Daha sonraki haftalarda başlıklar halinde ve daha detaylı olarak inceleyeceğimiz çevresel risk faktörleri içerisinde sağlıksız beslenme alışkanlıkları, kişilerin yaşam biçimleri (hareketsiz yaşam tarzı gibi...), sigara alkol tüketimi, çeşitli kimyasal kanserojen maddelere sürekli maruz kalma gibi faktörler yer almaktadır. Kanser hastalığının oluşumunda çevresel risk faktörlerinin %80 oranında etki gösterdikleri bilinmektedir.
   Özetle söylemek gerekirse, diğer kanser türlerinde olduğu gibi kalın bağırsak (kolorektal) kanserlerinin oluşumunda da genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı ve bazı faktörlerin hastalığın ortaya çıkma riskini önemli derecede artırdığı gösterilmiştir. Bu kapsamda, kalın bağırsak (kolorektal) kanserlerinin genel olarak oluşum riskini artıran tüm risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet, kişinin genetik yapısı, ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) kalın bağırsak kanseri hikayesi olması, ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) kalın bağırsak polibi hikayesi olması, hastada kalın bağırsak poliplerinin olması, hastanın daha önce kalın bağırsak kanseri nedeni ile ameliyat olmuş olması, ülseratif kolit gibi iltihabi bağırsak hastalığı hikayesinin olması, özellikle meme ve uterus (rahim) kanseri gibi diğer organların kanser hikayesinin olması, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları dışındaki diğer günlük alışkanlıklar yer almaktadır.
    Diğer tüm kanser türlerinin oluşumunda olduğu gibi kalınbağırsak kanserinin oluşumunda da ilerleyen yaş önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Kalın bağırsak kanseri herhangi bir yaşta görülebilse de hastaların %90’ından fazlası 40 yaşın üzerinde olan kişiler olup hastalığın görülme riskinin en yüksek olduğu yaş 60 yaşdır. Kalınbağırsak kanserinin kadın ve erkek olmak üzere her iki cinste de eşit oranda görüldüğü bildirilmektedir. Özellikle sağlıksız beslenme alışkanlıkları içerisinde olan kişiler, hareketsiz bir yaşam tarzını benimseyenler, yaş ve cinsiyete göre olunması gereken ideal kilonun çok üzerinde olan kişiler, sigara ve alkol alışkanlığı gibi alışkanlıklar hastalık açısından önemli bir risk grubunu oluşturmaktadırlar.
Yukarıda belirtilen faktörler dışında kalın bağırsak kanserinin oluşumunda rol oynayan diğer faktör ise genetik yapıdır. Kalın bağırsak kanseri oluşumunun genetik yapıyla ilişkisi oldukça karmaşık olup uzun sürede meydana gelen bir olaydır (Bu konudaki detaylı bilgilerimizi bir sonraki yazımızda paylaşacağız).
Değerli okurlarım, gelecek hafta konumuza kaldığımız yerden devam ederek, “kalın bağırsak kanserinin oluşumunda genetik yapının etkisi”nden bahsedeceğim. Gelecek hafta sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.


Merak edilen ve sıkça sorulan sorular:

SORU: Göğüs ucumdan akan koyu renkli akıntı meme kanserinin bir belirtisi olabilir mi? Mamografi çektirmek doğru olur mu? Bu konuda ne yapmam gerekir. Çok endişeliyim. Yardımınızı rica ediyorum. Teşekkürler.
 CEVAP: Göğüs ucundan gelen kanlı veya renkli akıntı meme kanserinin belirtisi olabileceği gibi meme ile ilgili farklı bir sağlık problemini de gösterebilir. Bu nedenle hiç gecikmeden bir Genel Cerrahi Uzmanına başvurarak gerekli muayene ve işlemlerinizi yaptırmanız gerekmektir. 
  Kanser hastalığına yakalanmamak için beslenmemizde nelere dikkat etmemiz gerekir. Teşekkürler.
Günümüze kadar yapılan araştırmalar beslenme alışkanlıkları ve kanser hastalığı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Besin maddeleri bazen olumlu, bazen de olumsuz etkiler yapabilmektedir. Özellikle beslenme alışkanlıkları, dikkatli ve bilinçli davranılmadığı takdirde kanser hastalığının oluşumunda önemli bir zemin oluştururken, sağlıklı bir beslenme ve yaşam tarzı benimsendiği takdirde hastalıktan korunmada önemli rolü bulunmaktadır. Bu nedenle kanser hastalığından korunabilmek için;
Yüksek enerjili diyetlerin tüketiminden kaçınarak, şişmanlıktan korunmak ve ideal vücut ağırlığının korunması,
Öğünlerdeki, besin seçiminde çeşitlilik yaparak, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması (öğünlerde her besin grubundan besinlerin tüketilmesi),
Günlük tüketilen yağ miktarının azaltılması,
Yemeklerin pişirilmesi sırasında yağın yakılmadan besinlere katılması. Özellikle yağda kızartma ve doğrudan ateşte ve mangalda pişirme yöntemlerinin en az oranda tercih edilmesi,
Omega-3 yağ asitleri kalp damar hastalıkları ve kansere karşıu koruyucudur. Bu yağ asitlerinin koruyucu etkilerinden faydalanabilmek için haftada 2-3 kez buğulama veya fırında pişirilmiş balık tüketilmesi,
Et, süt ve ürünlerini alırken az yağlı olan tercihlerin tüketilmesi,
Özellikle yağ, tuz ve koruyucu katkı maddesi içeriği fazla olan salam, sosis, sucuk, pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinin tüketimlerinin sınırlandırılması,
Günlük beslenmede tahıl grubundaki besinlere ve özellikle posa içeriği güçlü besinlere yer verilmesi,
Besin maddelerinin içeriğinde var olan vitamin ve minerallerin kayıplarını en aza indirmek için kurubaklagillerin, makarnanın ve sebzelerin haşlama sularının dökülmeden pişirilmesi,
 Özellikle döneminde yetişen günlük sebze ve meyve tüketiminin artırılması.

Soru: 35 yaşında bir bayanım. Yaklaşık 10 günden beridir ciddi şekilde kasık ağrılarım ve koyu renkli akıntım vardır. Bu bulgular kanser hastalığı ile uyumlu mudur?
CEVAP: Bu tür bulgular her zaman için kanser hastalığının bir belirtisi değildir. Bu şikayetlerinizin araştırılması ve gerekli tedaviniz için Kadın Doğum Uzmanınıza başvurmanız en doğru yaklaşım olacaktır.  

SORU: Erken tanı gerçekten hayat kurtarır mı?
CEVAP: Kanser hastalığı günümüzde erken tanısı, erken tanı ile tedavideki başarı şansı ve büyük oranda korunulabilmesi mümkün olabilen önemli bir hastalıktır. Hastalığın tedavi edilebilirlik şansının kazandırılmasında ve başarılı tedavisinde, kişilerin sağlıklı yaşam şansının yeniden kazandırılmasında hastalığın “erken tanı”sı çok büyük önem arz etmektedir. Kanser hastalığında “hastalıktan değil hastalıkta geç kalmaktan korkalım”... 

SORU: Kanser hastalığının belirtileri nedir?
CEVAP: Kanser hastalığı vücudumuzun hücrelerinden köken alan, kontrolsüz bir şekilde bölünme, çoğalma ve kitleler meydana getirme özelliğinde olan bir hastalıktır. Bu nedenle vücudumuzun doku ve organlarını oluşturan hücrelerden köken alan kanser hastalığı, hangi doku ve organdan köken almışsa ona göre isimlendirilmekte ve köken aldığı doku ve organa göre hastalık farklı belirti ve bulgularla kendini gösterebilmektedir. Vücudumuzun
herhangi bir yerinde gelişebilecek böylesine bir durumda genel olarak dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında; Vücudun herhangi bir yerinde ele gelen kitle, topak, sertlikler, dışkılama veya idrar yapma alışkanlıklarında değişiklik, istemsiz iştah kaybı, kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk, solukluk, sürekli uyuma isteği, nedensiz baş dönmesi, dengesizlik, çift görme, vücuttaki ben yapılarında şekil, renk, boyut değişikliği, anormal vajinal kanamalar (Özellikle menapoz sonrası dönem), nedensiz öksürük, kanlı balgam çıkarma, nefes darlığı, ses kısıklığı ve güçsüzlük... gibi şikayetler yer alabilmektedir. Önemli bir noktayı bir kez daha vurgulamakta fayda vardır ki, bu belirtiler her zaman için kanser hastalığı olmayacağı gibi, önemli bir kanser türünün belirtisi de olabilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, bu tür şikayetleriniz olduğu takdirde hiç gecikmeden ilgili uzmanlık alanındaki doktorunuza başvurmanız gerekmektedir! ...

 

   340 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Mayıs 2012, Pazar   Bağırsak kanserlerinin oluşumunda yaşam biçimleri ve beslenme etkileşimlerinin rolleri
06 Mayıs 2012, Pazar   Bağırsak (kolorektal) kanseri’nden korunabilmek için sağlıklı beslenme alışkanlıkları
29 Nisan 2012, Pazar   E vitamini, çinko ve demir minerallerinin bağırsak (kolorektal) kanserlerinin oluşumundaki rolü
22 Nisan 2012, Pazar   D-Vitaminlerin Bağırsak (Kolorektal) Kanserlerin Oluşumundaki Etki Mekanizmaları
08 Nisan 2012, Pazar   Vitaminlerin bağırsak (kolorektal) kanserlerinin oluşumundaki etki mekanizmaları
01 Nisan 2012, Pazar   1-7 Nisan Kanser Haftası ve Kanser Mücadelesi
18 Mart 2012, Pazar   Beslenme alışkanlıklarının kanser hastalığı oluşumundaki rolü
26 Şubat 2012, Pazar   Çevresel risk faktörlerinin kalın bağırsak kanserinin oluşumundaki rolü
19 Şubat 2012, Pazar   Kalın Bağırsak Kanserinin Oluşum Mekanizmaları
05 Şubat 2012, Pazar   Kalın Bağırsak Kanseri ve Genetik Faktörler-I