Türkiye'de uygulanan 8 yıllık kesintisiz eğitim sisteminden doğan fark nedeniyle, bu yıldan itibaren Orta 1'inici sınıflar arada kalarak müsabakalarda yer alamayacak
Cem DAĞDELEN
Türkiye Okul İçi Beden Eğitimi ve Sporlar ve İzcilik Daire Başkanlığı bu yıl yaptığı düzenleme ile ilkokullu miniklerde müsabaka yaşının 1997 doğumlu ve sonrası öğrencilerin olduğunu açıkladı.
Türkiye'de 8 yıllık kesintisiz eğitim temeline dayanan bu karar, KKTC'de 5 yıl ilkokul ve 3 yıllık ortaokul uygulaması olduğu için eğitim sistemi farklılığından doğan büyük bir sorunu ortaya çıkardı.
Kısaca bu yıldan itibaren ilkokulda şampiyon olan takımlarımız Türkiye'de katılacakları müsabakalarda kendinden 1 yaş büyüklerle mücadele etmek zorunda kalacak.
Aynanın diğer yüzünde ise bu yıl 1997 doğumlu (ve gelecek yıllarda sırasıyla diğer yıl doğumlu öğrenciler) ortaokula kaydını yaptıran öğrenciler KKTC'de kesintili eğitim sebebiyle spor mağduru olacaklar. Belki geçici uygulamalarla yurt içi müsabakalara alınsalar da, takımlarının şampiyon olması durumunda bu yaş grubu Türkiye'deki karşılaşmalarda yer bulamayacaklar.
Sonuç her yıl sporumuzun alt yapısını oluşturan Orta 1'ler diye adlandırdığımız yüzlerce öğrenci motivasyonsuzluk nedeniyle kayıp, ilkokullarda övünç duyduğumuz Türkiye şampiyonlukları ise anılarda kalacak.
Büyük motivasyon kaybı
Bilgisayar ve televizyonun spora üstünlük sağladığı günümüzde sahalara, salonlara çekebildiğimiz gençlerimizin sayısı her geçen gün biraz daha azalmaktadır.
Özellikle ambargo nedeniyle hedefsizlik ve dışa açılamama sporun her yaş grubunda kendinin fazlasıyla hissettiriyor.
Okullu öğrencilerde sporda asıl hedef şampiyonluk ya da başarı olmaması gerekiyor. Ancak yapılan organizasyonlarda adı "şampiyona" konması durumunda verilen hedef ve güdü tabi ki kazanma ile eş anlamlıdır.
Okullarda spor dallarında faaliyet gösteren öğrencilerin başarı literatürü "Şampiyon olursak Türkiye'ye gideceyik" söylemidir. Elinden bu oyuncağı alınan çocukların gayesiz bir hedefe yönlendirmek hayalden öte değildir. Kendi okul takımı şampiyon olan ve o kadroda yer alabilecek yetenekteki gençlerin, hatta yurt içi şampiyonada göreve alamayacak olmaları her açıdan olumsuz etkilenecekler.
Türkiye'deki uygulamaya ülkemizde kalıcı çözüm bulunmazsa Orta 1'inci sınıflarda doğan kayıp bir jenerasyon spor alt yapımıza darbe vuracak niteliktedir.
Kuvvet farkı dezavantajı
KKTC'de şampiyon olup Türkiye'de MEB'in düzenlediği turnuvalara katılan okullarımız bir yıl sınıfta kalan öğrencisi olmaması durumunda 1 yaş küçük oyunculardan oluşan ekiple mücadele etmek zorunda kalacak.
Bu yıl 1997 doğumlu olarak adlandırılan bu grup ortaokula kayıt yaptığı için ilkokullarda mücadele etme hakkını otomatik olarak kaybediyor.
Gelişim döneminin en hızlı olduğu bu yaş grubunda sadece 1 aylık fark bile kuvvet ve dayanıklılık gibi birçok motorik beceride büyük avantaj sağlıyor.
Başta yaş farkının kuvvette yansıması sonucu futbol-hentbol gibi kuvvet uygulamalarının yüksek olan sporlarda sakatlanma oranı yükselmesi kaçınılmazdır. Atletizm ve yüzme gibi dayanıklılık gerektiren branşlarda yaş farkı küçük olanın kazanmasını imkansız hale getiriyor.
Yaş farkından dolayı "sürekli kaybetme" korkusu özgüven duygusunu etkilerken, minik seviyedeki grupları spordan koparma noktasına kadar getirebilir. |