Dünya üzerinde yaşayan birçok futbol fanatiği, içinde bulundukları ekonomik ve siyasi meselelere rağmen, ülkenin milli takımının veya bazı kulüp takımlarının kazandığı başarılarla mutlu olmaktalar
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde genel olarak üç büyükler diye adlandırılan Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe takımlarını tutanlar, fanatik olmadıklarını belirtseler de, 100 kişiye uygulanan anket, ilginç sonuçlar ortaya çıkarıyor
Futbol bir çokları için bir yaşam biçimi, hatta bir tutku ve aşk. Ancak bu aşkın fanatizmle yoğrulmasının sporun ruhuna verdiği zararlar tamir edilemez düzeye geliyor
Levent TEZEL
Fanatizm, genellikle futbolda taraftarlığının, belli bir biçimini ifade etmek için kullanılır.
Bu açıdan bakıldığında Türkiye, bir fanatizm cenneti; ya da cehennemi olarak algılanabilir. "Ölmeye, ölmeye geldik" sloganının, da bu gerçeğin ışığında taraftarların kuşandığı bir forma haline gelmesi de bunun en güzel kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.
Uluslararası ölçekte en fazla konuşulan ortak dil futboldur. Bugün itibariyle da devasa bir endüstri olmuştur. Futbol endüstri ve ortak dil oluşu nedeniyle çok büyük bir kesimin ilgi odağıdır.
Dünya üzerinde yaşayan birçok insan, içinde bulundukları ekonomik ve siyasi meselelere rağmen, ülkenin milli takımının veya bazı kulüp takımlarının kazandığı başarılarla mutlu olmaktadır. Özellikle futboldaki başarının ülkenin kamuoyunda yaptığı büyük etki, küreselleşen dünyadaki futbolun gücünü göstermesi bakımından çok önemli olarak kabul edilmektedir. Futbol araştırmacılarına göre; işte bu ilgi ve güç oluşumu, beraberinde sporun ruhuna zarar veren fanatizm duygusunu da beraberinde getirmiştir.
Dünya üzerindeki bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de futbol fanatizminin varlığı kabul ediliyor.
Peki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde durum ne? Bilinen anlamı ile bizde fanatizm var mı? Varsa bu fanatizmin ölçüsü ne? Yoksa, Kuzey Kıbrıs'ta fanatizm var, ancak bu bizim takımlarımıza yönelik değil de daha çok Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a yönelik farklı bir fanatizm anlayışı mı?
Fanatizm türündeki takım tutmanın dışında Kıbrıs'ta futbolla ilgilenenlerin tuttukları bir takım mutlaka vardır. Aşağıda okuyacağınız satırlarda takım sevgisi ve fanatizm duygusunun varlık nedenini ortaya çıkarmaya çalışacağız. 100 kişiye uygulanan bir anketle takım savgisi ve fanatizmin varlığına siz okuyucularımızla birlikte bir yorum getirmeye çalışacağız.
Bazı araştırmacılara göre 100 kişi ile yapılan bir anketle sağlıklı bir sonuca ulaşmak zordur. Ancak burada önemli olan, elde edilen sonuçlarla fanatizmin vardığı boyutları gözler önüne sermek olarak kabul edilmelidir.
Peki bu anketteki sorular nelerdir? Sokaktaki, kahvedeki veya iş başındaki insanlarımızın bu sorulara verdikleri cevaplar neticesinde siz değerli okuyucularımız bir sonuca varacaklar.
Bu ankete verilen cevaplar neticesinde Kıbrıs'ta fanatizm yok diyenler mi haklı çıkacak? Yoksa fanatizm bir gerçektir ve bizde de vardır diyenler mi?
Takım tutmanın gerekçeleri
Genel olarak herkesin tuttuğu bir takım vardır. Peki kişilerin bir takım tutma gerekçesi nedir? İnsanlar hangi nedenle bir takım tutarlar? İşte anketin sorusu ve 100 kişiye göre varılan sonuçlar.
Bir futbol takımını tutma gerekçeniz nedir?
% 60 futbolu sevdiğim için,
% 8 zamanımı değerlendirmek için,
% 29 çocukluğumdan gelen bir süreç olduğu için,
% 3 toplumda herkes bir takım tuttuğu için.
Öyle görülüyor ki, ülkemizde herkes genelde sporu, özelde ise futbolu çok seviyor. Bu bilinen bir sonuç. Ayrıca anketin ortaya çıkardığı ilginç bir sonuç da, ankete katılanların önemli bir kısmının küçük yaşlarda birilerinin etkisi ile takım tutmaya başlaması olarak karşımıza çıkıyor.
Nelerden vazgeçilebilir
Fanatizmin önemli kıstaslarından bir tanesi de tuttuğunuz takım için neler feda edebileceğiniz noktasındadır. Bazı kişiler vardır ki hayatta onlar için en önemli şey takımlarının başarılı olmasıdır. Ve başarı için bazı şeyleri feda edebilmek de önemli bir duygudur. İşte sorduğumuz soru ve alınan yanıtlar:
Tuttuğunuz takımın şampiyonluğu için bir şeyler feda edebilir misiniz?
% 50 hiçbir şeyimi feda etmem
% 36 paramı feda ederim
% 3 tüm mal varlığını feda ederim
% 2 canımı feda ederim
% 9 vaktimi feda ederim
Yine bu soruya verilen yanıtlara göre, ankete katılanların yarısı, hiçbir şeyimi feda etmem cevabını seçerek, fanatizmden uzak durduklarını ifade etmeye çalışıyorlar. Ancak % 36 gibi büyük bir oranın da paramı feda ederim seçeneğini seçmesi oldukça düşündürücü. Bir düşünün; tuttuğunuz takım şampiyon olduğunda hayatınızda ne gibi değişiklikler oluyor? Veya tam tersi, tuttuğunuz takım başarılı olamadığında veya şampiyon olamadığında hayatınızda neler değişiyor? İşte size fanatizmi çağrıştıran önemli bir yanıt.
Televizyon ekranları karşısında neler yaşanıyor
Futbol taraftarının hayatının vazgeçilmezlerinden biri de TV başında maç izlemektir. Zaman zaman televizyonlarda öyle önemli maçlar olur ki, o gün herkes erkenden evine kapanır ve o maça kilitlenir. Maç saatinde randevular iptal edilir. O akşam evde yemek erken yenir. Eş, misafirlik istese bile evin erkeğinden bu akşam olmaz, maç var cevabını alma olasılığı oldukça yüksektir. Ve maç başladığı andan itibaren "fanatik" dünya ile tüm ilgisini keser. Takımının maçını izlerken tırnak yiyenler, uğur deneyenler, bağırıp çağıranlar gözlerini kapayanlar... İşte soru ve ankete katılanların maç izlerken yaşadıklarına dair verdikleri yanıtlar.
TV'de maç seyrederken neler yaparsınız?
% 32 önemli pozisyonlarda yerimden fırlarım,
% 12 gayet sakin ve sessiz izlerim
% 36 bağırırım
% 12 yanımdakine sarılırım
% 8 küfrederim
Statta maç izlemenin yerini hiç bir şey tutamasa da, televizyon başında yaşanalardan da fanatizmin olup olmadığı konusunda kafalarda bir fikir oluşmuştur umarım. Tuttuğu takımın kaçırdığı gollerde yerinden fırlayıp duvarları, koltukları yumruklayıp tepinenleri ayrı bir tarafa koyalım. Ekran başında önemli pozisyonlarda yerlerinden fırlayanların veya avazı çıktığı kadar bağıranların amacı ne olabilir? Belli ki yaratmaya çalıştıkları sinerji ile takımlarına uzaklardan da olsa destek olmaya çalışıyorlar. Çünkü tutulan takımın galibiyeti veya başarısı her şeyden önemli. Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.
Takım tutmanın faydaları
Hiç düşündünüz mü, takım tutmanın bize ne gibi faydaları vardır? Takım tutmak, ona gönülden bağlanmak, insana ne kazandırır? Sağlığımızın düzelmesine yardımcı olur mu? Yoksa bize hayatımızda yaşamadığımız heyecanlar mı katar?
İşte soru ve ankete verilen yanıtlar.
Takım tutmanın size bir faydası olduğunu düşünüyor musunuz?
% 10 hiçbir faydası yoktur
% 7 stresten uzaklaştırır
% 11 sağlık açısından faydalıdır
% 35 zevk verir
% 37 heyecanlandırır
Öyle sanıyorum ki; bu sonuçlar da bize futbolun gerçekten de zevk veren, insan yaşamına heyecan katan büyük bir olgu olduğunu ispat ediyor. Fakat, ya olası başarısızlıklar veya maça kendini kaptıranların içine girdiği psikolojik sıkıntılar. Çünkü takımınızın mutlak galip geleceğini düşündüğünüz, çantada keklik dediğiniz maçlarda alınan kötü sonuçlar yok mu. İşte futbolun verdiği heyecan kadar insana stres kaynağı olduğunun da en büyük ispatı. Hele de sadece ve sadece başarıya odaklananlar, tuttuğu takımının galibiyetinde hayatı anlam kazananlar için bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi?
Tutulan takımın günlük hayata etkisi
Tutulan takımın başarısı kişiler için öyle büyük öneme sahip ki. Çünkü büyük başarılarda biz ona öyle büyük anlamlar yüklüyoruz ki sormayın gitsin. Sanki sağlığımız geri gelecek veya dünyanın en mutlu insanı biz olacağız.
Öyle insanlar vardır ki; tuttuğu takım başarılıyken hani deyim yerindeyse "övündüğünde bir harman yer ister" sözünün doğruluğunu kanıtlarcasına onunla yatıp onunla kalkmaya başlarlar. Kahvede, iş yerinde, sokakta her yerde konu başarının nasıl geldiğidir. Ama başarısızlıklar gelmeye başladı mı işin rengi bir anda değişmeye başlar. Söylemler değişir. Yenilginin veya başarısızlığın karşısında yeni söylemler ortaya çıkar. "Yenildiyse yenildi. Birşey değil. Ben zaten çok fanatik değilim" ifadelerinin arkasında yatan gerçeğin aslında kişinin için için ağladığı yönünde olduğunu düşünebiliriz. Bunu ben değil konunun uzmanları söylüyor ona göre.
İşte anketin son sorusu ve ona verilen yanıtlar;
Takımınızla ilgili günlük hayatınızda yaptıklarınız nelerdir?
% 50 eşyalarımın renklerini takımımın renginden seçerim
% 70 takımım galip geldiğinde evime, iş yerime takımımın bayrağını asarım
% 20 aynı takımı tuttuğum insanlarla futbol dışındaki konularla daha iyi anlaşırım
% 2 eşimi aynı takımı tutan kişilerden seçerim
% 10 takımım için gerekirse kavga ederim
% 55 önemli maçlarda takımım galip geldiğinde araba ile gezerim
% 40 herkesi kendi takımıma taraftar yapmak için çalışırım
% 95 takımım kazandığında haftaya iyi başlarım
% 60 takımım kazanamadığında arkadaşlarımla görüşmemeye çalışırım
Bizde futbolun içinde fanatizm var mı yok mu? Sorusuna bu yüzdelikler ne kadar cevap verir bilemiyorum. Karar sizin. Anketin bu son sorusu, en can alıcı noktaları gün ışığına çıkarıyor sanki. Anketin son sorusunda işaretlenen seçeneklerin yüzdeliklerinin toplamının 100'den yüksek olması kimseyi yanıltmasın. Bu soruda verilen şıklar arasından birden fazla cevabın işaretlenebilir olması buna yol açtı. Ama buradaki oranların oldukça yüksek olması, ülkemizde fanatizm var mı, yok mu? Sorusuna belirli cevaplar veriyor gibi. Ama ben bu konudaki yorumu, siz okuyucularımıza bırakarak ankete verilen yanıtlara değinmek istiyorum.
Bir düşünün ankete katılan her yüz kişiden 50 tanesinin eşyalarımı tuttuğum takımın renklerinden seçmesi sizce neyi ifade ediyor? Gerçekten de öyle evler vardır ki; içerisindeki eşyalar, takılan kravatlar o evde yaşayanların tuttuğu takımın renklerini çok iyi anlatmakta ve bir anlamda da bir takım mesajlar vermesi açısından da oldukça önem ifade etmektedir.
Bizde bir de tutulan takımın bayrağını asma merakı var. İş adamından öğretmenine, kahvecisinden memuruna, polisinden işçisine, gazetecisinden televizyoncusuna kadar herkesin tuttuğu takımın şampiyonluğunu evinin damına, balkonuna, penceresine astıkları bayraklarla kutlamaya çalışmaktadırlar.
Hatta iki ayrı takımı tutan komşuların birbirine nazire yaparcasına dev bayrakları evlerine asmasını hangi sosyolojik, psikolojik veya kültürel açıklama ile ifade edileceğini varın siz düşünün.
Takımım için kavga ederim veya eşimi aynı takımdan seçerim diyenlerin sayısının azlığı bize çok fazla ipucu vermeye yetmese de bu yanıtların varlığı da ilgili yanıtları verenlerin içlerinde taşıdığı takım tutma duygusunun ne kadar güçlü olduğunu anlatması bakımından oldukça önemlidir sanıyorum.
Ya şampiyonluk sonrası veya önemli galibiyetlerde oluşturulan konvoylarda, yüzlerce arabanın korna çalarak ortalığı alt üst etmesine ne demeli. Galatasaray, Beşiktaş veya Fenerbahçe'nin şampiyonluklarında Lefkoşa'nın veya yaşadığınız yerin halini bir düşünün. Gerçi Çetinkaya veya Küçükkaymaklı'nın şampiyonluğunda bu kadar arabayı bir araya toplayamazsınız ama olsun. Yorum siz okuyucularımızın.
Ankete katılanların yarıya yakınının işaretlediği cevapların bir tanesi de; herkesi tuttuğum takım taraftarı yapmaya çalışırım oldu. Pek çokları özellikle küçük bir çocuk gördüğünde onu kendi takımını tutması için etkilemeye çalışır. Ona bir takım vaadlerde bulunur. İlk sorunun şıklarından biri olan tuttuğum takımı tutma nedenim çocukluğumdan ileri gelen bir süreçtir yanıtına verilen cevapların altında yatan gerçeklerden biri de budur sanıyorum.
Ancak bu satırların yazarı olarak anketin en can alıcı seçeneğinin "takımım kazandığında haftaya iyi başlarım" seçeneği olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu nasıl bir duygudur ki, tuttuğumuz takım galip geldiği zaman haftaya iyi başlarız. Bu nasıl bir duygudur ki; takımımızın mağlubiyetinde ortaya çıkan mutsuzluk hissi; dövizin yükselmesinden, bir yıl boyunca yağmurun yağmamasından, elektrik kesintilerinden, zamlardan daha önemlidir? Soruları daha da çoğaltabiliriz. Ancak bunun sonu yok. Onun için bu seçeneğin aldığı tercihlerin yüksekliğinin hangi sebeplere dayandırılabileceğini yine sizlere bırakıyorum. Bu içimizdeki fanatizm duygusunun ortaya çıkış şekli mi? Yoksa bunun fanatizmle hiçbir alakası yoktur ve sadece kişinin psikolojisi ile ilgili bir durumdur?
Tercih hakkı siz sevgili okuyucularımızın.
Sorunun son seçeneğinin de yarının üzerinde bir oranla tercih edilmesi de bizlere fanatizmin olup olmadığı noktasında önemli ipuçları veriyor gibi. Çünkü 100 kişiden 60 tanesi, takımı mağlup olduğunda ertesi gün rakip takımı tutan arkadaşları ile görüşmek istemiyor. Ama neden. O gün bir önceki günden farklı bir gün mü yaşanacak ki kişilerde böyle bir düşünce oluşabiliyor.
Oysa güneş yine aynı saatlerde doğuyor. İşe yine aynı yoldan gidiyoruz. Hemen hemen aynı şeyler yaşanıyor. Ama isim belirtilmeden doldurulan bu anketin ilgili seçeneğini işaretleyenler, takımları mağlup olduğu zaman rakip takımı tutan arkadaşları ile neden görüşmek istemiyorlar? Fanatizmin hortlaması mı? Yoksa tamamen masumane duygularla mı?
Şimdi bazıları bu yazıyı okurken bu düşüncelerin kendilerinde kesinlikle olmadığını düşünebilirler. Olabilir. O zaman kimse bu yazılanları üzerine almasın.
Futbol bir tutku
Geçmişten günümüze futbol bir tutku olarak tüm dünyayı etkilemektedir. Her yaştan insanı esir eden, adeta farklı bir dünyada yaşıyor hissi uyandıran futbol, bazıları için bir tutkudur, bir yaşam biçimi, bir aşktır. Bunun adına ister fanatizm deyin, ister aşk deyin. Ne derseniz deyin. Ama futbolun içinde var olan ve tüm dünyayı etkisi altına alan fanatizm duygusunun bizde de farklı biçimlerde ortaya çıkıyor olması kaçınılmazdır.
Acaba fanatizmi fanatizmle etkisizleştirmek olası mı? Fanatizmler çarpışmasının yarattığı etkiyi kırmak için ihitiyacımız olan tek şey sevgi ve saygı.
Spordaki şiddeti, şikeyi, kavgayı gürültüyü önlemenin tek reçetesi yine sevgi ve saygı. Futbolda güzellikleri yaşamak ve güzellikleri yazmak dileğiyle. |