|
Dünkü MTG-GB maçını yorumlamakta zorlandığımı açık yüreklilikle ifade etmek isterim.
Ruhsuzlar ordusu bir çok futbolcunun bulunduğu, futbolun temel kurallarının unutulduğu, pas hatalarının rekor düzeyde yapıldığı, bazı futbolcuların halı saha maçlarında yaptığı gibi, kişisel egolarını tatmin etmek için çıktığı öylesine bir maç gibiydi.
Essasında dün, futbolumuzun gerçekleri yansıtmaktaydı. Futbolcuların genelinin futbol kapasitesi çok net bir şekilde izlendi. İzlenirken de, bizler kimlere neler veriyoruz diye kendi kendini sorgulayan yöneticilerin olduğunu umuyorum.
Bir tarafta küme düşme tehlikesi yaşamayan MTG ile, diğer tarafta kümde kalma umutlarını son iki maçta bire bir rakiplerine kaybettiği puanlarla yitirip fikstür dezavanyajı bulunan ve ligde kalma adına mücadele etmekten aciz olan GB. Belli ki her iki takım futbolcuları öylesine bir maça çıktı. Yani, halı saha maçı gibi. Kaldı ki, halı sahada en azından düzgün pas yapılıp kaleye şut atılır. Sezon öncesi talep edilenlerle, sezon içerisinde yaşananlar futbolculara hatırlatılmalı. Aksi halde, sorumluluk yönetimlere ait olur. Öylesine futbol oynamak için kötü zemine çıkan futbolcuların, o kötü zemini bir o kadar daha kötü yapmasına hakkı yoktur diye düşünüyorum.
MTG, oyuna daha baskılı başladı. 38. dakikada Ernest- Ahmet Hassan paslaşması sonrası Ahmet Hassan'ın Ernest'in koşu yönüne attığı top ve Ernest'in aşırtma golü futbol adına yaşanan tek olumlu hareketti. Bu golden hemen sonra Osman'ın ve ikinci yarıda GB'nin golünden sonra Tolgahan'ın kaçırdığı akıl almaz goller maçın MTG adına kırılma nokası olabilirdi. Diğer dakikalar yalnızca acamiler ordusunun göze hoş gelmeyen, türbindeki az sayıdaki seyircinin keyif almadığı, hatta alay konusu yaptığı, bir maçtı.
GB'nin de MTG'den farkı yok. Bir takım ligde kalmak istiyorsa, sahada canla başla uğraş verir. Hata da yapabilir gol de kaçırabilir. Ama ruh gibi takımın onbirini tamamlamak için durmaz. GB için ilk kırk beş dakika vahim geçti. Ne savunma yaptı. Ne de forvette çoğalabildi. MTG'li futbolcular becerikli olabilse maç ilk yarıda bitebilirdi. İkinci yarının ilk on dakikasında Doğuş'un da oyuna girmesiyle forvette hareketlilik yaşandı. Nurettin'in ortasında Doğuş'un kafa golü ile beraberliği de yakaladı ama o kadar. Futbolcular sanki bu skor GB'ne yetermiş gibi davranınca işler yine tersine döndü.
Kısacası, ne yöneten, ne oynayan, ne izleyen, ne de bu maçı yorumlayanlar karşılaşmadan keyif almadı. Her iki takımda cezalı ve sakat futbolcu varmış. Ne farkeder ki. Üzüntüm boşa harcadığım koskoca iki saatlik süre.
MTG'den Hasan Tamel, Abbas, Ernest ve Tolgahan iyi niyetli futbolculardı. GB'nde de Scholar ve oyuna ikinci yarıda giren Doğuş - Emir ikilisi takıma heyecan getiren futbolcular oldu.
Maçın hakemi Mehmet Özbilgehan eminim bizler gibi yönettiği maçtan keyif almamıştır. Kötü niyetli futbolcu olmaması pas hatalarının çokluğu, ikili temasın az oluşu, Özbilgehan'ın rahat maç yönetmesini sağladı.
|