Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Haftalık yıldız falınız
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
TRİO
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



KUYUNUN DİBİNE BAKMAK

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Nisan 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kuyunun içine bakıyormuşum gibi bir his içimde. Karanlığın dibine baktıktan sonra güneşe, ışığa yeniden alışmanın verdiği o bocalama hissini yaşıyorum. Yaşamın, insanlığın, dünyanın, çocukların durduğu noktayı seçmeye çalışıyorum. Oysa seçemediğim, yaşamın ortasında kendi inandıklarımın duvarlara çarpıp çarpıp geri dönme düşüncesi. Havva'lı, Adem'li hikayeler kurup, yeniden anlamlandırıp, yeniden yapılandırıyorum Lilith gülümsemeli Havva modellerini. Midem bulanıyor çocuklarla döşeli gazete haberlerinden, küpürlerinden. İnancın ve imanın, insanın ve yaşamın son randevusunda yüzdürdüğüm kağıt gemilerin erimelerini izliyorum. Var olma savaşı verirken yok olma güdüsü, yok olma dürtüsü doluşuyor bilincime. Beynim ters istikamete doğru yol alıyor.. 'Gibi'leşen günlere uygun bir hareket hali. Midem kalkıyor, dünyanın vardığı sahte uygarlık noktasından, ruh dalgasından. Görüyorum herkes gibi, sadece çocuklarımızın saf, küçücük bedenlerine değil geleceğimize, kimliğimize, özgürlüğümüze de tecavüz ediliyor sokaklarda, odalarda. Ve tam bu ruh halindeyken Hellimli karpuzlu bir yazı, bir zamanı, hormonsuz "çocukluğumu" özlüyorum. Kendimi, ülkemi, yasemin kokan gecelerimi arıyorum.

 Oysa ne yana dönsem yere vuran bir dönemin kızgın demiri, ne yönden baksam acı zehir bir bilmişliğin cahil gülümsemesi. Kendi mağlup savaşımı verirken takındığım sert bakışlara sarılıyorum. Öğrendiğim herşeyi kuyulara atıp yeniden güneşe bakma noktasındayım. Kroslayıp, bloklayıp birktirdiğim doğrularımı kitaplarda arıyorum. "Modern insan, hayatın rasyonel ilkelere göre yönetilmediğini anlamalıdır; çünkü zorbalık, zulüm ve saçmalık bu hayatın karakteristiğidir." diyen Nietzsche'nin cümlelerini okuyup, hayvanlaştırdığımız yaşamlarımızı, suç makinesi yaratır gibi döndürdüğümüz çarklarımızı, yarattığımız isterik siluetli kuklalarımızı, çamurlaşan hayatlarımızı paspaslamaya devam ederek susuyorum. Çocukların acıları içime oturmuş, güneşe bakmaya utanıyorum. Nice tacize, nice tecavüze uğramış ha(l)kların, nice gaspların, hayallerin, bedenlerin etkisiyle kimliksizliğe sürüklenme noktasında tek bir güzel cümle arıyorum. Duyguların organik çukurunda, sahte dünyaların orgazmı yaşanırken toprağımda, baktığım noktada gördüklerimle bir kuyunun dibine baktığımı anlıyorum. Susuyorum...

*************

KUYU

Bazen batarsın dibe, düşersin

sessizliğinin çukuruna,

bilinçli öfkeden uçurumunda,

ve neredeyse

geri dönemezsin, hayatının

derinliklerinde karşılaştığın

şeylerin kalıntısı var üstünde hâlâ.

Sevgilim, bulduğun nedir

kapalı kuyunda?

Yosunlar, bataklıklar, kayalıklar mı?

Acılanmış ve yaralanmış olarak

neler görürsün kör gözlerle?

***

Pablo Neruda

Çeviren: İsmail Aksoy

("Kaptanın Dizeleri"nden, 1952)

**********

*************

GELGİT

öfke büyüktür akşam vakitlerinde

otursa çin halk cumhuriyeti

davransa...recep oğlu osman nevres

belki venezuela

öfke büyüktür açılır kapanmaz parantez

ölümün aralık kapısına

lirik kafiye olur

bahçede kedi yavrulasa

hırsızı rüzgâr bir evde

yaprağı eksik papatya

majesteleri

kraliyet ailesinin seçkin mensupları

leş gibi nobel kokuyor dünya

dilimin altında binlerce böcek

tarifi zor değil uzun yoldan

gözümün karasına tırmanan

annenin sütünü tükür

kendini müjdele

akşam vakitlerinde dedim akşam vakitlerinde

öfke büyüktür

gelmeyin üstüme ama gitmeyin de

Onur Behramoğlu

30.03.2007 - Bükreş

*********

KARADA

Bu yağmurdur

usul, ince, arada

boynum, belim, ayağım

bu yağmurdur

yalan söyler, doğru susar

ben sudayım, anam babam karada

bu yağmurdur

akıl alır yürek verir

ince hesap aşk düşürür darada

bu yağmurdur

köy batırır, sehpa taşır

ayrılanı gülümsetir yarada

bu yağmurdur

ince kurşun, nice hesap

görmüş vermiş

gökyüzü var gökyüzü var

arada

Şeref Bilsel

(Magmada Kış Mevsimi)

***********

Bir kelebeğin gülüşünden tanıdım hayatı

Mahmur bakışlarından

Titreyen kanatlarından

İpektenmiş meğerse yürüdüğümüz yollar

Kim inanır?

Kim inanmaz?

Fatoş Öztüren (2007)

*************

ZAMANA ASILI MEKTUPLAR

Benim bildiğimi kuşlar da bilir, an'da süreci süreçte anı yaşamak hevesindeyim... Ece Ayhan; "Çağdaş bir masal babası yerine utanıyor" demişti... Olup bitmeyenleri seyrettikçe utanmak duygusu...

...

İnsan bu kadar insanlıktan çıkmamıştı hiçbir çağda...Bilimsel, tarhisel ilerleme fikrini yalanlıyor her şey... Positivism ile birlikte ulus devlet ve onun mühürbas yazıcıları, ırkçı resmi tarihçileri de iflas ediyor... Ama kuşları, düşleri dinleyen kim. Korkunun çeşmesinden su içmek, dilde ve şiirde ve düşte zorla iskan insana yakışmaz ki... Şiire, aşka hiç yakışmaz... Benim bildiğimi deliler de bilir... "maviler çalıyorum" bugün doğadan...Yağmura akıl veriyorum... Ötüşlerinden anladım, sır'larından...Su ve su's... Su'su ve su...

Sezai Sarıoğlu

************

BAŞUCU KİTAPLARINDAN

Yaşam bir haz pınarıdır; ama ayaktakımı da ayni pınardan içtiğinde tüm kuyular zehirlenir. Temiz olan herkese karşı iyiyimdir; ama sırıtan ağızları ve temiz olmayanların susuzluğunu görmeye tahammülüm yoktur. Gözlerini aşağıya kuyuya dikiyorlar; iğrenç gülüşleri yansıyor şimdi kuyudan yukarıya. Kutsal suyu şehvetleriyle zehirlediler; ve kirli ruyalarına "haz" adını verdiklerinden beri sözcükleri de zehirlediler.

Böyle Söyledi Zerdüşt (Friedrich Nietzsche)

Çeviren: Mustafa Tüzel, İthaki Yayınları-2006

**************

   3078 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Farkı kalitesi...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital