|

Kendi tarihini gözardı etmiş bir toprağın çocuğu olduğumu düşünürüm hep. Organlarının işlevleri eksik biri gibi hissederim ülkemin yazılamayan çığlığını. Romanı, sineması, tiyatrosu, müziği, şiiri tozlu sayfalarda kalan bir unutuştur onun. Kendini, kimliğini, geçmişini anlatmaya başlayınca "birileri" müthiş bir umut kaplar içimi. Ki umut da barış gibi eskimiş ve kirletilmiş; aşk gibi uzaklardan gülümseyen eski bir yıldızdır bilirim. Ama yine de biri bizi anlatınca, kendimi hep iyi hissederim....
İşte ülkemizin yetenekli, başarılı genç insanlarından bir tanesi olan Hasan Çakmak'ın Kıbrıs Müzik Tarihinden Kesitler isimli ödüllü (Samtay Vakfı 2005 yılı araştırma kitap ödülü) araştırma kitabı elime geçince aynı duyguları hissettim. İçinde Kıbrıs müziğinin bilinmeyen parçaları, siması tanıdık gelmeyen bir çok yüzün adsız kahramanlar gibi akıttıkları terleri, siyah-beyaz karelerden gülümseyen yanık akdeniz gecelerinin izlerini buldum. Unutulmuş, bilinmeyen, hatırlanmayan nice isim, nice topluluk vardı Kıbrısımız'ın kendine has benliğinde. Sanki bir şarkının kayıp nakaratını arar gibiydim. Şarkımın, notamın, sözümün peşinde hissettim kendimi. Beni ben yapan, bizi biz yapan aşkların, duyguların, kimliklerin gömütünü bulmuş gibiydim. Her bir çalışma, ropörtaj elbette ki uzun yıllara, emeğe, tere, zamana dayanmakadır. Bu açıdan Hasan Çakmak'ı tebrik ederim. Ancak bu kitabın arasından kaybedilen zamanların, kaybedilmeyen gülümsemeleriyle seslenenleri okurken bir yandan da kendi içimde inandıklarım adına bir eksiklik hisettim. Anılarımda, çocukluğumda olan bir dönem kayıp yitmiş, erken gitmiş, veda bile edemediğim bir hesapla çıktı karşıma. Kitabın içinde geçen Larnaka'nın müzik gruplarından Menekşeler grubu beni kendi iç mahkememe çıkarıyor ve sorularımı gökyüzüne savurmama yardımcı oluyordu. Bu, babamın da kurucuları arasında olduğu ve ismini Mormenekşe'nin "Menekşe"sinden alan müzik grubuydu. 1970'li yıllara ait yapılan bazı araştırmalar ne yazık ki o zamanlara tam olarak tanıklık edecek yaşı bulunmayanlarca yapılmıştı ve o kimliklerle, gruplarla ilgili hiç bir bilgi yoktu kitapta. Menekşeler Grubu bunlara sadece bir örnekti. Bu kitap içinde Larnaka'nın bilinen ilk gruplarından olan Menekşeler grubunu ve üyelerini bulmak isterdim.

Bu isteğim, sadece kurucularından olan bir babanın kızı olduğum için değil, hala dolabımda 70'li yılların ölmeyen sevdasını, vefasını, terini taşıyan müzik grubundan kalan menekşe saten gömleğinin hatırlattıklarından dolayı da değildi. Bu, her alanda yapılan araştırmalarda su yüzüne çıkarılanın yanı sıra, bu ülkeye ter akıtan pek çok kişinin tüm iyi niyete rağmen gözardı edilebilmesi gerçeğiydi. Bu düşüncemin Hakan Çakmak'ın yaptığı araştırmalarla salt ilgisi yoktur elbette. Sanatın bir çok dalında, sporda yapılan çalışmalarda bugün kabul görmüş, duyulmuş, popüler olmuş isimlerin haricinde bir çok "es"geçilen kişinin varlığının olmasından dolayıdır. Ki bu kitap büyük bir emeğin, çalışmanın bir ürünüdür. Ancak son zamanalarda çıkan araştırma kitaplarında ister şiir, ister müzik, ister spor insanları üzerinde çalışanlar tarihe karşı büyük bir boyundurluğun altındadırlar ve her zaman "diğerleri"nce hesaba çekilebilecek konumdadırlar. Tarihi yazmak ama en az noksanla ve doğru şekilde yazmak. Tarihin tozlu yaprakları arasında kalanlara da ulaşarak yazmak, tarihimizi yazmak, elbette ki kendi toprağımıza duyduğumuz vefanın da bir göstergesidir.

Bu kitabı incelediğim sırada Avusturalya'dan ülkesine tatile gelip de bu kitabın varlığından haberdar olan Menekşeler grubu üyelerinden Kazım Hasan'la ve yine kurucu üyelerden Hüseyin M. Ummanel'le bir görüşme yaptım. Doğduğum yıllara geri dönerek bu insanların anılarını dinlemek, 'rüşvet', 'yolsuzluk', 'kuran kursları', 'cinayet' gündemleriyle döşeli ruhuma çok iyi geldi. Onlara, ölümüne kadar müzikle uğraşan, müzik etkinliklerinde kendi bestelerini, kendi sözlerini dillendiren babam anısına da söz verdim. Menekşeler Grubu'nu diğer unutulan ya da bilinmeyen müzik işçileri hatırına yazacaktım. Kazım abi Avustralya'ya içi rahat gitmedi ama en azından bu yazımla müzik tarihinin sayfaları arasında bilinmeyen başka isimler olduğunun altını çizeceğime dair sözümü tutacağımı biliyor. 1970li yılların başında, tüm imkansızlıklar arasında müziğe gönül vererek, emek vererek Tuz Gölü'nün, Hala Sultan'ın, Larnaka Deniz Panayırı'nın belleğine adını yazdıran, Kıbrıs'ı Kıbrıs yapan insanlardan Cemal Balses (solist), Hüseyin M. Ummanel (bateri) ve Kazım Hasan (solo gitar) gibi sadece örnek olabilecek bir kaç ismi, tarihin tozlu sayfaları arasında kalan nice değer adına yazmak ve araştırılıp su yüzüne çıkarılması gereken emek, ter ve tarih adına hatırlatmayı kendi toprağıma, kendi tarihime karşı bir borç bilirim.
**************
Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadığında değil, alınacak bir şey kalmadığında oluşur. (Antonie de Saint Exupery)
**************
Zamana Asılı Mektuplar
Bir eski şarkı gibi tüttün burnumda. Bir nihavend makamı çalarken, bir düş solarken günlerin koynunda suskun nakaratlar girdi senli yaraya. Zaman uzadı, takvimler susadı senli anlara. Bir şarkı, bir ney, bir bendir, bir saz girdi araya. "Kalbimdeki nağmeler aşk, aşk diye vurursa, gözlerim hasretle arar yollarını dilberim"... diyen yitik bir beste direndi toprak altında kalmaya. Su gibi, sen gibi aktın, ölen zamana... Bir eski şarkı oldun, tüttün bacamda...
Bedia Balses
*****************
Başucu Kitaplarından
Kim(ler)den acı çekeriz ; ve kim(ler)e acı veririz ? Aldırmadığımız, boşverebildiğimiz, bizim içın önemsiz insanların yaptıkları bize acı vermez; birisine acı verecek birşey yapmak için, oysa ona önem vermemiz gerekir - yoksa, işte aldırmayız, boşveririz... Demek, ancak sevdiğimize verebiliriz acıyı.
Binlerce yıl olmak! düşünmek/Sar beni iki kolunla da:/Mutun hiç kalmadıysa bana verecek/ Bak işte acın var ya daha... (Şiir: Lou Von Salome)
Oruç Aruoba İle (Oruç Aruoba - Metis Yayınları)
**************
Erken Geldim Geç Kaldım
Hızla gelip geçen zamanın ruhu
kendimin büyük annesiyim ben
Türkan Yeşilyurt
(Dün Kendimin Önünden Geçtim)
**************
Yurdum
Yurdum yeşile boyamış hüznünü
Yapraklarda umut kırıntıları
Bedenlerde hak edilmeyen
Hak alımları
Yurdum...
Kafama takılan
Soru yumağı
Rukiye Kurt (2007)
*****************
Bir An
Bir an vardır takvim yaprağında
Kurumuş
Koptu, suya düştü
Gördüm
Mevsimler öte yüzüm
**************
Halime Kayhan
Tuzlu Yara
Bir bıçak yarası sensizliğim
Tuz basılmış kanayan acı bir yara
Yüreğimden oluk oluk kan damlamakta
***
Nihal Sakarya
|