Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

GECENİN “ÖTEKİ” ŞİİRİ

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gecenin içindeydi felsefenin yetmediği anların suskunluğu. Gecenin içinde devinimli, dayanımlı yüzlerin ağırlığı duvarlara çarpıp geri dönüyordu. Ay, inadına insanlara alaylı gözlerle bakıyordu. Dilsizliğin resmini çekiyordu gece. Çoğalıyordu kurgulu anların dev gibi cüce halleri. Devler ve cüceler ülkesine dönüşüyordu mekan. Ay, kim dev, kim cüce karıştırıyordu.. Bıyık altı değil ama, bir yaranın kan kırmızısına `ayna ayna güzel ayna, benden  daha büyük bir "şey" var mıdır bu dünyada?` diyen bir cümle kaçıyordu. Kayıyordu zamanın yarattığı zeminin alt düşünceleri. Düşünceler düşüyordu eteklerden, Sarıya, mora, ama en çok da griye dönüşüyordu. Ayın içi  acıyordu alacalanmışlığın sahteliğinden... Bir kadın cücelere inat, devlere meydan okuyarak, geceye, aya, aşka sarılan kurgusuz bir gerçeklikle şiirler yazıyordu. Yarıyordu planlı, kurallı ve tüzüklü gülümsemecilerin karelerini. Cızırdıyordu noktasızlığın ve aidiyetsizliğin tatminsiz çivisi.

 

 

Fotoğraflar düşüyordu insanların önüne. Geceye dair fotoğraflar. Herkes kendi gecesini, kendi karanlığında yaşıyordu. Reklam kokan hareketlerle, şiir ucuzcuların elinde yalaşık bulaşık cümlelerle pazarlanıyordu. Etiketler yarışıyor, en büyük kim soruları  gazetelerde satılıyordu süslü paketler eşliğinde Bilgeliğin ve erdemin tüm argümanları derinden çatırdıyordu. Magazinleşen ve alenileşen cümleler sosluyordu gecenin öteki şeyini.. Ateşin ve buzun her halinde dolaşan bir çılgın tüm şifrelerini çözdüğü bir bilmişliğin acısını çekiyordu. Çeke çeke lastikleşen, sakızlaşan cümleleri reddederek `düş`ünün peşinden gitmek istiyordu. Düşüne düşüne, kendinden geriye düşürmeyen bir düş düşlüyordu.

 

Zaman, ben denen canavarın önem derecesini a(yı)rıyordu. Bilmişliğin verdiği tatminsizlikle paçalara yapışan sülükler gibi yapışıyordu kelimeler geceye.. Ay, tinsel, düşsel bir suskunluğu gebe bırakıyordu. Zebaniler ve tanrılarla dansetmeyi özleyen kadın, paslı hareketsizliğini yumrukluyordu. Aşk ve insan denen `şey` yaralanıyordu.  Beyaz bir zambak/zaman kangren oluyordu...  Bir kadın geziniyordu, donuk ve de soğuk bakışlarına basarak. Unutmamak için bakışını, korumak için gözyaşını hiçbir’şey’e yem etmiyordu. Geceden, aydan, gerçekten, imgeden, Tanrıdan beslenenen kadın, en çok kendinden korkuyordu...

 

Gerçek, bazılarımızın onsuz yaşayamayacağı bir yanılsamadır.

F. NIETZSCHE

----------------------------------------------------------------------------------------

Ne yapıp Ne Edip

“Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup“

                                                                       Edip Cansever

 

Çocukların uyumasını bekleyen sevişmeler

Başlarken yatak odalarında

Bir gramofonun

Kırık iğnesi gibi yürüyorum

Sokakların siyah

Taşlarında

 

Faytonlar geçmiyor önümden artık

Son sürücünün

Elindeki kırbaç

Mazoşist bir müşteri için

Sexshop’un vitrininde

Satılık

 

Ansızın bastırıyor yağmur

Işte buna çok seviniyorum

Belki de

Bakkaldan dönen çocuğun

Balkondaki çamaşırları

Toplama telaşındaki annesine

Paranın üstünü unutturur

 

Yanlış duydun seni değil

Organlarımı bağışladım

Ben ki öptüğüm ilk dudakta

Traş olmuş baba yanağının

Tadını bıraktım

 

Ne yapıp ne edip

Buldum sonunda

İçinde kurbağaların yüzdüğü

O küçük gölü

Ama kimsecikler yok ortalıkta

Ne yakup ne edip

 

Sunay Akın

(62 Tavşanı - Çınar Yay.)

 

Hükmediş

 

Güvenli korunağıma vuran dalga

Denizin dibinde kuytu mağara

Tenimle oynaşan güneş

Boynuma tinini dolayan yılan

 

Vur kuytularıma dalga

Vur kuytularıma

Yıka ama arındırma!

 

Aliye Ummanel

(düş geceye düşünce  - Ars operandi Yay.)

 

Köstebek, Gölge

 

Kışkırtınca sıkıntı

Yüreğinde taşıdığı

Ağırlığı ayrılığın,

dışına taşar esmer

(g)izlerin

ezberindeki.

 

Keser

Sırtına lüle lüle dökülen

Şelaleleri.

 

Tıkar çıktığı delikleri,

karanlıktan çaldığı

balçığıyla tekinin.

 

Kararlıdır,

Kaçırdıkları için kazacaktır...

 

Jenan Selçuk

(Haz – Bilinçaltı Yay.)

 

Başucu Kitaplarından

 

Şarkı

Kalbim yine üzgün seni andım da derinden

Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden

Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

 

Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş

Gördüm ki yazın bastığımız otlar solmuş

Son demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş

Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

 

Yahya Kemal (Eski şiirin Rüzgarıyle, Yahya Kemal Küllüyatı)

Yahya Kemal Enstitüsü 

 

Zamana Asılı Satırlar

 

...Oysa küresel iktidar adlı gerçeklik demek, bu iktidarın sonu demektir. Öngörü ve olayları denetleyen bir güvenlik gücü üstüne oturan ve karşısına çıkan hayaletleri saf dışı etmekten başka bir şey düşünmeyen bir iktidar da bir hayalete dönüşmüş olup, kendisine her an zarar verilebilecek hassas bir varlık gibi görülebilir. Bu iktidar sınırsız bir sanal güce sahiptir. Bir başka deyişle dünya çapında enformatik programları üretme ve işleme koyma, borsalar oluşturma, haber ve hizmet, vs programlayabilmektedir. Oysa bu güç onun oyunun bir parçası olmasını engellemekte,  kendi iç çelişkileri ve boşlukları nedeniyle de ancak kendi kendinin rakibi olabilmektedir. Gücünün doruğundaki bu iktidar herkese rezil olmaktadır. “İktidar Cehennemi” denilen şey sözcüğün gerçek anlamında bu türden bir şeydir.

 

Jean BAUDRİLLARD

 

   508 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ
27 Haziran 2008, Cuma   Bırak Saçlarını İstanbul Rüzgarına



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital