|
Korkularım var benim. Sevmekle doğru orantılı artan ve kimseye açılamadığım korkularım. Atacağım her ilk adımda çoğalan, rahatsız edecek derecede kıpırdayan, zaman geçtikçe şekilleri bozulan korkularım. Birilerinin gelip ışıkları yakacağı ve herşeyin bir anda düzeleceği kadar kolay geçecek şeyler değil. Taş attığımda, ya da koşarak yanlarından kaçtığımda, arkalarını dönüp uzaklaşacak kadar masum, gururlu korkular değil bunlar.

Hayatımın ve vücudumun içerisinde kimliksiz, elini kolunu sallayarak gezen, çaresiz bir hastalık gibi başımdan tırnağıma her yanımı esir eden, kapılarımın altından sezdirmeden giren soğuk gibi içime işleyen korkular bunlar. Düşüncemi daraltan, hayallerimi azaltan, kendime dalıp başka denizlere çıkaran korkular bunlar.
Zirvedeki bir kar nasıl çoğalırsa, nasıl erimez akmazsa o kadar inatçı korkular bunlar. Hani bahardır ve yabancı bir rüzgâr ganimet bir tomurcuk getiriverir uzak diyarlardan ve hiç haberin yokken filizleniverir ya avlunda, öyle habersiz ve dibimde biten korkular bunlar. Hani saati geldiğinde sigaranı yakarsın, hani bir yıldız kayarken bir dilek tutarsın, hani kafana sıkar gidersin ya, işte bir alışkanlık gibi bana yakın korkular bunlar.
Gözlerimi çıplak gösteremem sana o yüzden, bekleme. Yollarını bilsem de sana çıkan sokakların, gelemem. Senin için yeni bir sızı büyütemem. Bir ağlamakla daha arkadaşlık edemem. Çekil git, götür verandamdan bu leylakları.
Yorgunum ve korkularım var benim. Bir şiirime daha gençliğini kaybettiremez sevda. Bir şiirime daha korsan umutlar dağıtamaz. Kimse için şarkılar aramaya çıkamam tekrar, kuşlardan kanat yalvaramam, yeniden. Sabıkalıyım; tozlu sandıklardan anı çalamam artık. Tahmin edemeyeceğin kadar kalabalık bir yalnızlığım ve nem doluyum umutlarıma kadar.
Ah benim korkularım, düşümdeki gecekondularım. Kendime sınırlarım. Çocukça gururlarım. Nereye sakladınız beni? Hangi eylülün dölüyüm şimdi? Hangi unutmanın avuntusu? Sarhoş desem değilim, ama belli sevdaya karşı yeterince ayık değilim.
Getir balıkçı getir, denize bıraktığım yüreğimi bul getir.Sen; güvercin, mektuplarımı adreslerinden çal getir. Ey mevsim, sevgililerimin dudaklarındaki mandalin nefesimi es getir.Getir yıllar getir sokaklarda don atlet koştuğum ve yalnızca karanlıktan korktuğum günleri getir.
Korkularım var benim. Sevmekle doğru orantılı artan ve kimseye açılamadığım korkularım.Atacağım her ilk adımda çoğalan, rahatsız edecek derecede kıpırdayan, zaman geçtikçe şekilleri bozulan korkularım.
Elimden tutarsan ama, tutarsan elimi yapabilirim belki.Bana güneşli günler getirirsen eritebilirim tepelerimdeki karları belki.Yeşillenirim, mavilenirim. Renklenir, kendime gelebilirim belki. Uzatmam ve ciddiye almam bu gecekondu kılıklı korkuları.Ve yeniden sevdalanabilirim belki.Elimden tutarsan ama, tutarsan elimi yapabilirim.Evet, belki.Hayır, eminim.Yapabilirim.Yeni, baştan korkmadan sevda kokabilirim.
**************
SEVDA KOKMAK
yeniden aşık olmaya geleceğim yanına
bekle
tenimde portakal rengi sabahlar uçuşacak
şiir aşka yeniden gebe kalacak
seni her düşündüğümde
ve işim gücüm seni sevmek olacak

eteklerimden açık yeşil baharlar düşüreceğim
belki avuçlarımda uğur böcekleri kaybedeceğim
giderken gelmeyi erteleyeceğim
ama işim gücüm seni sevmek olarak döneceğim
sevmek diyorum sevgili sevmek
o sevmek ki bildiğin bütün anlamların ötesinde
tüm ayrılıkların erkenliğinde
duvardaki yatak yerinde
bir çocuğun tebessümünde
ve hayatın en insan karesinde
sevmek diyorum sevgili sevmek
yeniden ve inadına
bir şiir buketiyle
dayanmışken kapına
bu defa sevmek
yeni
baştan
korkmadan
sevda kokmak
Beste SAKALLI
*********************
Albüm Yaprağı
HARMAN YERİ

Bugün yayınlanan 1955 tarihli fotoğraf, geçmişteki köy yaşamından bir kesit. Fotoğrafta solda görünen ev 1953 Baf depreminden sonra bölgede yapılan evlerden birisi. Bir ailenin bazı fertlerinden oluşan fotoğrafta solda saman taşıyan çocuğun annesi, ortada annenin, ya da eşinin babası, sağda ise 12-13 yaşlarındaki torun görülmektedir. Yaşlı köylünün başında kendisini sıcaktan koruyan mendili var. Evin yakınında harman yerindeki fotoğraf, eskiden olağan işleri yansıtmakta. Torun harmandaki samanı, iplikten yapılmış çuvallara taşımakta, annesi ile dedesi de çuvalın ağzını tutup hep birlikte çalışmaktadırlar. Dede ile torun saman ve kalemler üzerinde yürürken, samana batıp ayakları çizilmemesi için dize kadar lastik çizme giymişler. Geride görkemli harup ağacı görülmekte. O yıllarda bu tür köy işleri bazen komşularla birleşip imece usulü, bazen de para karşılığında başka köylerden gelen mevsimlik işçilerle yapılmaktaymış.(Fotoğraf ve bilgiler için Altay Sayıl'a çok içten teşekkürler)
*******************
Posta Kutusu
Bir Yudum Umut
Irak halkına...
Karanlığın içinde
Kaybolmuş bir çift güverciniz biz
Ne çare sesimiz duyulmaz
Biz de istemez miyiz boylu boyuna
O uçsuz mavi gökte süzülmeyi
İstemez miyiz yaz yağmuru olup yağmayı
Coşkun bir dalga olup barışa mutluluğa koşmayı
Biz de istemez miyiz bir olmayı
Çiğdem MİHMAT
Erenköy Lisesi
******************
Dünya Edebiyatından
Özgür Sevdanın Sonesi
Sevmek güzel duygu ve tekrarı yok
Bir anı bile yüz yıllara bedel
İnsan ömrü kısa ve tekrarı yok
Sevdalı yaşamak daha da güzel
Yol saymam sensiz geçtiğim yolları
Bir ömür sana koştum adım adım
Sayma günleri ayları yılları
Ben seni sevdiğim kadar yaşadım
Yaşamak sevmek demek her an her gün
Sevdam şiirimde alın terimde
Ömrüm sevgim bilinmeyen bir bütün
Sevda değerlidir yaşamak kadar
Atalardan gelen karakterimde
Özgürlük ve sevda için ölmek var
Şaban KALKAN/İzmir
|