Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Küfür etti diye öldürüyordu
Mahkemelerden rekor cezalar
Tutu, nabız tuttu
Lefke'de yapılan yurt binası mühürlendi
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı
Dünya nefesini tutmuş bekliyor
Tarihle randevunuz var
Elektrik Kurumu vurgunu davasında karar aşamasına gelindi
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak
Mükemmel bir görüşme oldu, cesaretlendirildik

YORUMLANANLAR
Büyük sınav [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [1]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [1]
Bu kez Girne zehirlendi [2]
13. maaş ve emeklilik ikramiyesinin budanacağı iddiaları cinayettir [1]
Defne öykü yazma yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi [1]
YDÜ Tıp Fakültesi törenle eğitime başladı [4]
Bankalarımız güçlü [1]
Bu sefer ölümlü isyan çıkacak [1]
Girne'de yine fuhuş, yine Afrikalı [5]
Annesini dövdü, tutuklandı [4]
Mecbure Esen kurtarılamadı [4]
Talat değişmezse çözüm bulamayacağız [1]
KKTC'de "ozon"lu tedavi başlıyor [2]



YILLAR SONRA

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Mart 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yıllar sonra rastladım sana. Duruyordun aynı bakışın lacivert sokağında. Aramızda küçümsenemeyecek mesafe aralığı, düşüncemizde bariz bir olgunluk çağı. Ama ikimizde de vardı o ekşimiş yalnızlık tadı. Hava; sarı yapraklı bir romanın kıvrılmış sayfası, biz; bitmemiş bir şiir havası. İkimizde de azdı o beklenen çoğalmışlık tadı.

Yan yana geldik. Çekingendin gözlerinin yuvarlağının gözlerimin yuvarlağına değmesine. Hüznünün hüznümle sevişmesine tövbekâr. Etrafa bakıyordun güya. Henüz birini kaybetmişsin de arıyorsun sanki, son bir şey söyleyecektin de duymadan gidivermiş yanındaki. Koyu telaşlı halde başını bildiğin tüm yönlerin hizasında kımıldatıyordun. Bazen tekrar tekrar. Sonra bir tesadüfle buluşmuşuz gibi yapıyordun. Gözlerin yolunda giderken gözlerime çarpmış sanki. Bir anda ne varsa eteklerinde düşürüyordun. Sonra da aceleyle topluyordun. Buruş buruş oluyordu elinin altında anılar. Tarihleri, sıraları, yerleri karışıyordu. Koşuyordun ardına. Bisikletten düşmüş yaralı bir çocuk gibi, sıcak bir sığınağa koşuyordun. Ter içinde, sol yanın olduğu gibi ben içinde, kaçıyordun. Evinin kapısına kapanıp, bir ağlamayı yüzlerce parçaya bölüp, uzun uzun, çok çok ağlıyordun sonra.

Yüzüne bakıyordum, bir deprem sabahına uyanıyordum. Coğrafyanı yerle bir buluyordum. Yerinde yoktu gülüşlerin. Çatlak dolmuştu en sağlam sevinçlerin, akıtıyordu dost bildiklerin. Her çıkıntıda, her yıkıntının altında arıyordum seni. Avazım çıktığı kadar bağırıyordum seni. Haber yoktu. Işık yok. Ses yok. Selamın yok.

Yıllar sonra ilk defa karşılaşıyorduk. O anda elinin altında olan tek şey ellerin, gömülüyordu birbirlerine defalarca. Başını kaldırıyordun, derin bir nefes alırken yakalıyordum seni. O kadar derin alıyordun ki, o an oradaki her şey nefesine yapışacak sanıyordum. Tüm yıldızlar genzine kaçacak, mehtap kaşlarının arasında doğacak sanıyordum. Başını eğiyordun, kendine ıslanırken yakalıyordum seni, su alırken kendine, vedalardan iğrenirken, hayallerini kökünden koparırken, ikimize hantal bir uyak gözüyle bakmak isterken ama yapamazken.

Ümitliydim o yüzden ben. Yüzündeki tüm kaosa rağmen gülümseyecektin biliyordum bu rastlantıda sen. Yılların hatırını tutup gülümseyecektin. Gındıracaktın dudağını ve ben uzun zaman sonra hayatımda gördüğüm en güzel kıvrıma yeniden şahit olacaktım. En sevdiğim şiirin ilk dizesini dinler gibi olacaktım, en sevdiğim sahilde yıkanır, sabahın ilk sigarasını dudağımdan usulca sıyırır gibi. Ümitliydim. Yüzündeki ahşabı nazelmiş iskeleye rağmen gönlüme yürüyecektin. Yılların hatırına bana ilk günkü gibi sevmeyi getirecektin.

***********

GANİMET

Gelmiyorsun

Ayrılıkların en incesi birikiyor

düşlerimin dibinde

kendinden utanıyor en kadın gözlerim

ağlıyor sessizce bana kalan yerlerim

bakmıyorsun

bölünüyorum bana oracıkta

aynı anda çiçeği yırtık nergisler büyüyor

alışkanlıklarımın arasında

kopuyor haritam çocukluğumun

tam ortasından

sen bende kalıyorsun

sendeki her şey ganimet

Beste SAKALLI

*****************

Albüm Yaprağı

Küp Kebabı

Pazar deyince aklına kebap gelmeyen var mı? Hele baharsa, ve güneş bu denli davetkarsa. İşte bu hafta Altay Sayıl'ın küp kebabıyla ilgili gönderdiği fotoğrafı ve bilgileri var 'Albüm Yaprağı'nda. Severek okuyacağınızı umuyorum.Hatta aklınızdan bahçede yakılmayı özleyen fırını yakmak bile geçebilir. Ya da şöyle bir öneri getirilebilir; dümeni Karpaz'a çevirirsiniz, lale festivaline katılırsınız, dönüşün de güzel bir küp kebabı muhabbetine kalırsınız. Ne dersiniz? Bence de evet.:)

'Küp kebabı fırın kebabı veya hırsız kebabı olarak adlandırılır. Hırsız kebabının oldukça eski geçmişi vardır. Bazı davar hırsızları, ağıldan veya tarlada otlatılırken çaldıkları küçükbaş hayvanları arazide günübirlik yapılan ocak veya fırınlarda pişirerek yerlerdi. Pişmiş ya da kavrulmuş etler daha uzun süre dayandığından bu hayvanların kebabı yapılarak saklanmaktaydı. Hırsız kebabının pişmesi 2-3 saat alırdı. Hırsızlar çukura koydukları etleri pişmesi için bırakır ve pişeceği saat, hazırladıkları fırını açar ve kebabı alırlardı. Bu esnada hayvanı kaybolan kişi polise erken bildirmesi üzerine polis çalınan hayvanı ve hırsızları bulmak için bölgede araştırmaya başlardı. Bölgeye yaklaşan polisler bazen kebap kokusunu alır ve hırsızların hazırladığı fırını bulurdu. Fırına dokunmayan polis fırını uzaktan gözetler, hırsızların gelip fırını açacakları zamanı beklerdi. Eski polis kayıtlarında bu şekildeki hırsızlık olayları bulunmaktadır.1957 yılında çekilen bu fotoğraftaki üç kişi, ellerindeki küp kebabı yerken görülmektedir.'

******************

Posta Kutusu

Yıldızlar

Sordum yıldızlara, parlak olanlara

Dedim yarim yok

Utanırım çıkamam sokaklara

Önce güldüler sebepsiz

Sonra yüzlerini bana çevirdiler, dengesiz

Ondan sonra içlerinden bir tanesi ah çekti

İşte o anda yağmurlar yağdı

Şimşekler çaktı

Ve dedi ki

Boşver sen, yine de üzülme

Gün gelir aşk seni de bulur

Çıkarır gökyüzüne

Ercan KAYA

*************

Dünya Edebiyatından

Söyleşi

Hafiften tebessüm et

Yağma böyle kırık dökük

İçli bir şarkı gibi

Oyup durma yüreğimi

Sıyrıl karanlığından gecenin

Ilık bir özsu gibi

Dolan damarlarımda

Sulu sepken yağ üstüme

Bahar güneşinle ısıt

Yeniden yeşert kuruyan dallarımı

Hafiften tebessüm et

Bahçeleriden kayıslar dereyim

Toprak yüklenirken tohuma

Saçım ağarmaktan vazgeçsin

Solmayan karanfili gönül bahçemin

Mehmet YARDIMCI

   3456 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   YUMUŞAK YAZILAR
31 Ağustos 2008, Pazar   BİR EYLÜL KARŞILAMSI
24 Ağustos 2008, Pazar   BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması


Yorum Sayısı:   6
  sonerarici         - mersin/10 24 Mart 2007, Cumartesi 20:32 
selam beste hanım sizin yazıları beğeniyle okuyorum başarılarınızın devamını temenni ediyorum. sonerarici@hotmail.com
  Memo         - Nashville 23 Mart 2007, Cuma 16:15 
Beste ablacigim.. Her hafta oldugu gibi bu haftada cok guzel.. Sen yureginden yazmaya devam ettikce, biz de yuregimizden okumaya devam edecez.. Sevgiler
  orhan şenol         - KOCAELİ [İZMİT] 22 Mart 2007, Perşembe 22:32 
BESTE hanım yazınız harikaydı. Tesadüfen okudum yazınızı ama laf aramızda defalarca okudum.Umarım yazmak sizin için hava gibi su gibi bir ihtiyaçtır. Bizleri havasız ve susuz bırakmazsanız sevinirim. sevgiyle kalın.
   Fatma Zürrer         - Iswicre 21 Mart 2007, Çarşamba 20:24 
Sevgili Bestecigim,
bugün tesadüfen senin yazilarini gördüm, cok begendim , bu yazilar icin seni kutluyorum.
Ben Gecitkaleye iswicreden geldigim vakitler sizleri ziyaret ediyordum, bilmem hatirliyormusun.Iswicreden cok selamlar. Fatma Zürrer
  Öznur         - Chicago 20 Mart 2007, Salı 20:58 
Sevgili Beste,

Katılıyorum, kitabınızı eminim ki dört gözle bekliyor tüm sanatseverler. Hepimiz her zaman büyük bir keyifle okuyoruz. Yüreğinize sağlık. Sevgiyle kalın!
  kurtlus         - magosa 19 Mart 2007, Pazartesi 16:33 
yıllar sonra için...
Kumun üzerine bırakılmış bir su tanesi,denizin unutkanlığıdır.Uzak dağlarda kalmış bir bulut,rüzgarın unutkanlığıdır.Toprağa düşmüş bir kanat,geçen kuşun unutkanlığıdır.Hayele dalmak ve ağlamak ihtiyacı,gençlik yıllarının unutkanlığıdır....
Bascho dan...
bence artık bir kitap yazmanın vakti gelmiştir... kıbrısın sizin gibi kalemlere ihtiyacı var bizim coğrafyamızdan bizim insanlarımızın olduğu bir kitap...denemelerdeki duygu akışı çok güzel ...çok beğenerek okuyorum.. teşekürler


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,3763 1,3860
1 STERLİN 2,3826 2,4004
1 EURO 1,8890 1,9022



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Sonun başına geldik





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital